Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "boyu"

Learn how to use boyu in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Bu bir ömür boyu şanstır.
Translate from Turkish to English

Bilirsin çok şanslısın! Böyle bir şey bir ömür boyu sadece bir kez olur.
Translate from Turkish to English

O gün boyu huzursuz hissetti.
Translate from Turkish to English

O gün boyu kocasına hizmet etti.
Translate from Turkish to English

Parmaklarınızla yemek yemek sadece yüzyıllar boyu devam etmekle kalmadı, aynı zamanda bazı alimler onun tekrar popüler olabileceğine inanıyorlar.
Translate from Turkish to English

Adama ömür boyu hapis cezası verildi.
Translate from Turkish to English

Tom Yaz boyu Boston'da kaldı.
Translate from Turkish to English

Tom'un daha fazla sabuna ihtiyacı yok. Mary ona bir ömür boyu yetecek kadar sabun verdi.
Translate from Turkish to English

En küçük erkek kardeşinin boyu ne kadar?
Translate from Turkish to English

Yargıç onun ömür boyu hapsedileceğini söylediğinde adam sinir krizine girdi.
Translate from Turkish to English

O ömür boyu hapis yattı.
Translate from Turkish to English

Erkek kardeşinin boyu ne kadar?
Translate from Turkish to English

O diz boyu karın içindeydi.
Translate from Turkish to English

Tom, ömür boyu hapse mahkûm edildi.
Translate from Turkish to English

O, gün boyu sessiz kaldı.
Translate from Turkish to English

O, ortalama boyu olan bir adamdı.
Translate from Turkish to English

Gün boyu onu bekledim.
Translate from Turkish to English

Onun boyu benden biraz daha uzun denebilir gibi geliyor.
Translate from Turkish to English

Arabası diz boyu kara gömüldü.
Translate from Turkish to English

Orada hava bütün yıl boyu sıcak.
Translate from Turkish to English

Eteklerimi diz boyu giymeyi severim.
Translate from Turkish to English

Üçü hapishanede ömür boyu hapse mahkûm edildi.
Translate from Turkish to English

Katilin suçu kanıtlandı ve ömür boyu hapse mahkum edildi.
Translate from Turkish to English

Bir insana bir balık verirsen onu bir gün beslersin. Bir insana balık tutmayı öğretirsen onu ömür boyu beslersin.
Translate from Turkish to English

Öğrenmek ömür boyu sürer değil mi?
Translate from Turkish to English

Koşarken pantolonun boyu önemli mi?
Translate from Turkish to English

Erkeklerin boyu her zaman kızlardan uzun olmuyor, demek ki böyle bir kural yok.
Translate from Turkish to English

Ömür boyu sevdiğim, aşık olduğum tek bir kadın var.
Translate from Turkish to English

O kadın beni ömür boyu ben olduğum için sevecekse ben onunla evlenirim.
Translate from Turkish to English

Mahkûm uyuşturucu satıcısı ölüm cezasını ömür boyu hapis cezasına düşürtmek için yetkililere boyun eğmeye istekliydi.
Translate from Turkish to English

Ya benim evimi yıkıp ömür boyu mutsuzluğumu sağlayacaksınız ya da bana destek olup her problemi aşacağız.
Translate from Turkish to English

Tom şartlı tahliyesiz ömür boyu hapis cezası aldı.
Translate from Turkish to English

Ömür boyu risk almamışsın yetmiş yaşında risk alsan ne olur almasan ne olur?
Translate from Turkish to English

Birçok çocuk bu bombalarla yaşam boyu sakat olmuştur.
Translate from Turkish to English

O benden iki yaş büyük ama boyu benden kısa.
Translate from Turkish to English

Sana ömür boyu mutluluk diliyorum.
Translate from Turkish to English

İkinize de ömür boyu mutluluklar diliyorum.
Translate from Turkish to English

Ömür boyu mutluluk istiyorsan başka birine yardım et.
Translate from Turkish to English

Hakim ömür boyu hapishaneye gitmek zorunda olacağını söylediğinde adam kendinden geçti.
Translate from Turkish to English

Mary diz boyu bir mavi elbise giyiyordu.
Translate from Turkish to English

Yaşam boyu öğrenmenin gerekli olduğuna inanıyorum.

On yedi yaşında bir oğlanın boyu genellikle babası kadardır.

Birçok ülkede en yüksek ceza ömür boyu hapistir.

Bu çiftlik nesiller boyu ailemize aitti.

Sınıftaki kızların ortalama boyu 155 santimetreden fazladır.

Güvercinler ömür boyu aynı eşle kalırlar.

Polis kıyı boyu devriyesini artırdı.

Onun ömür boyu hapis cezası var.

Caroline Herschel 96. doğum gününde, yaşam boyu başarıları nedeniyle Prusya Kralı'nın Bilim Altın Madalyasıyla ödüllendirildi

Gece boyu süren sağanak yağış, mahsur kalan feribottaki kazazedeleri kurtarma çalışmalarına sekte vurdu.

Boston'a gitmek Tom'un hayat boyu rüyasıydı.

Bazı şirketler işçilerine yaşam boyu bir iş garanti ediyor.

Üçü ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Tom'un boyu ona oyunda kararlı bir avantaj verdi.

Tom'un boyu bosu yerinde olduğunu düşünüyor musun?

Tom ölümden kurtuldu ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Evlilik ömür boyu sadakattir.

Tom'a bir güvenlik görevlisini öldürdüğü için ömür boyu hapis cezası verildi.

Tom'a bir devlet cezaevinde ömür boyu hapis cezası verildi.

Tom ömür boyu hapis ile tehdit edildi.

Tom bir dizi cinayetten dolayı iki ömür boyu hapis cezası çekiyor.

Tom'un boyu babasını geçmiş.

Karınızın boyu ne kadar?

O, karısının cinayeti için ömür boyu hapis yatıyor.

Boston'da diz boyu kar birikti.

Tom ömür boyu hapse gidiyor.

Tom ve Mary ömür boyu arkadaş oldu.

O kızın boyu ne kadar?

Tom üç ömür boyu hapis cezası çekiyor.

Bu gümüş set nesiller boyu benim ailemde.

Herkes gün boyu uçuştan sonra biraz yorgundu.

Işığın dalga boyu nedir?

Mary bazen saatler boyu öylece oturup denize bakar.

Tom bana bir ömür boyu yetecek kadar sabun verdi.

Tom cezai ehliyeti olmayanlar için olan bir hapishanede ömür boyu hapse mahkum edildi.

Dan'in idam cezası şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapse çevrildi.

Tom o hapishanede ömür boyu hapse mahkum tek hükümlü olduğunu öğrendi.

Dan üç kez ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Dan maksimum güvenlikli bir tesiste ömür boyu hapis cezasını çekiyordu.

Küçük erkek kardeşinin boyu ne kadar?

Kremlin'de çalışmak benim ömür boyu süren düşüm olmuştur.

Bu ağacın boyu ne kadardır!

Tom ömür boyu hapis ile karşı karşıya.

Gün boyu tırnaklarını kemiriyor.

Tiyatro gün boyu açık kalırdı.

Tom şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapse mahkum edildi.

Bazı ülkelerde vatan hainliği için ceza ömür boyu hapis olabilir.

Bir kitap yazmak benim ömür boyu hayalim.

Neredeyse her canlının en içgüdüsel davranışı küçüklerini korumaktır, ve insanlarda bu müdahale hayat boyu sürer.

Ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış biri için hapishane hücresinden daha acı bir şey olabilir mi?

Tom bir sigara içmeden günler boyu gidecek.

Bir müşteriye iyi muamele ederseniz, ömür boyu bir müşteri olacaktır.

O gün boyu dışarıdadır.

Bu, bir ömür boyu süren fırsattır.

Tom'a bir ömür boyu hapis cezası verildi.

Tom ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Tom ömür boyu hapis cezasını sevgi cümleleri yazarak geçirmeyi istiyor.

Tom ömür boyu hapis cezası çekiyor.

Hava hafta boyu bulutlu oldu.

Fadıl iki defa ömür boyu hapis cezası aldı.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English