Learn how to use bulan in a Turkish sentence. Over 33 hand-picked examples.
Fahrenheit, termometreyi bulan Alman bir mucittir. Aynı zamanda onun ismi bir sıcaklık birimine verilmiştir.
Translate from Turkish to English
Christopher Columbus, ün bulmadı. Christopher Columbus'u bulan ündü.
Translate from Turkish to English
Bir arkadaş bulan bir hazine bulur.
Translate from Turkish to English
Köpeğimi bulan kişiyi burada bir ödül bekliyor.
Translate from Turkish to English
Sayıları binleri bulan göstericiler toplu taşıma araçlarını ateşe verdi.
Translate from Turkish to English
Bu, saatini bulan delikanlı.
Translate from Turkish to English
Oyunu oynayanlar yuvarlak oluşturacak şekilde (bacak ve ayakların konumu ters v seklinde) oturur ve sıkıca kenetlenirler. Ortaya bir ebe geçer. Eller bacakların altında olur ve bir havlu (ucu bağlanarak topuz haline getirilmiş) elden ele bacakların altında gezdirilir. Ebe olan bacakların arasından o havluyu almaya (bulmaya) çalışır. Tabi bu arada herkes sallanmakta ve pisi pisi demekte ve çeşitli şekillerde bağırmaktadırlar. Havluyu, uygun konumu bulan, ebenin sırtına hızlıca vurur ve tekrar alta verir ve havlu gezdirilir. Havluyu ebe kimin altında yakalarsa o kişi ebe olur ve ortaya geçer.
Translate from Turkish to English
Yabancı aksan sendromu henüz açıklanamayan, hastanın anadilini daha fazla düzgün şekilde telaffuz edemeyip yabancı bir aksanla konuşmaya başlamasıyla vuku bulan tıbbi bir durumdur.
Translate from Turkish to English
Cesedi bulan bekçiydi.
Translate from Turkish to English
Mary'yi bulan kişi Tom'dur.
Translate from Turkish to English
Mary'nin anahtarını bulan kişi Tom'dur.
Translate from Turkish to English
Tom'un anahtarlarını bulan kişi ben değildim.
Translate from Turkish to English
Dünyanın ilk bilgisayarı olan ENIAC, elektrikle çalışan ve elektronik veri işleme kapasitesine sahip, 167 m² bir alana sığan ve ağırlığı 30 tonu bulan bir bilgisayardı.
Translate from Turkish to English
Tom'u bulan oldu mu?
Translate from Turkish to English
Cüzdan bulan oldu mu?
Translate from Turkish to English
Bir Hamursuz Bayramı geleneğinde, "afikoman" denen yarım matsa ekmeği bir yere saklanır ve onu bulan çocuk pahalı bir hediye isteme hakkı kazanır.
Translate from Turkish to English
Anahtarlarını bulan Tom'du.
Translate from Turkish to English
O, her şeye kusur bulan biri gibi görünüyor.
Translate from Turkish to English
Tom felaketin ortasında her zaman hakkında gülecek bir şey bulan kişi türüdür.
Translate from Turkish to English
Beni bulan kişi Tom'du.
Translate from Turkish to English
Onları bulan oldu mu?
Translate from Turkish to English
Onu bulan oldu mu?
Translate from Turkish to English
Onun hikayesi polis memurunun yalan söylediğini bulan bir muhabir tarafından doğrulandı.
Translate from Turkish to English
Saatini bulan genç burada.
Translate from Turkish to English
Yeni bir fikir bulan kişi Tom'du.
Translate from Turkish to English
O, başkasının hatasını bulan türde bir kişi değil.
Translate from Turkish to English
Çeşitli nedenlerle kendilerini böyle bir durumda bulan birçok insan var.
Translate from Turkish to English
Tom sınıfımızda iş bulan ilk kişiydi.
Translate from Turkish to English
Tom ve ben Mary'yi bulan kişilerdik.
Translate from Turkish to English
Ben, Tom'u bulan kişiyim.
Translate from Turkish to English
Tom'un anahtarını bulan kişiyim.
Translate from Turkish to English
Tom çabuk kafayı bulan birisidir ve genellikle 2-3 atımlık votkadan sonra iptal olur.
Translate from Turkish to English
Basında bazen eşcinsel kazası imasıyla yer bulan şişe kaçması olayları aslında bir mafya cezalandırma yöntemi.