Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "bulunduğu"

Learn how to use bulunduğu in a Turkish sentence. Over 53 hand-picked examples.

O bulunduğu duruma kendini alıştıramaz.
Translate from Turkish to English

Bir insan bulunduğu mevkiyle yargılanmamalıdır.
Translate from Turkish to English

Dolapta Tom'un eşyalarının bulunduğu bir kutu buldum.
Translate from Turkish to English

Tom dudaklarını yapay olarak boyayan ve kulak memelerini delen kadınların bulunduğu bir kültürden geliyor.
Translate from Turkish to English

Onun içinde bulunduğu evi sevmiyorum.
Translate from Turkish to English

Bu, cesedin bulunduğu oda.
Translate from Turkish to English

Tom Mary ile ilgilenmediğini söyledi fakat o her zaman onun bulunduğu odanın tarafına doğru bakıyor gibi görünüyordu.
Translate from Turkish to English

İçinde bulunduğu durum hiç kimsenin arzulayacağı cinsten değil.
Translate from Turkish to English

Tom cesedin bulunduğu odanın kapı kolunda parmak izleri bıraktı.
Translate from Turkish to English

Kurtlar av hayvanlarının çokça bulunduğu bölgelerde yaşar.
Translate from Turkish to English

Bulunduğu yerden hiçbir şey demeden hızlıca ayrıldı.
Translate from Turkish to English

İnsan ruhu yeryüzünde bulunduğu müddetçe; müzik, canlı bir varlık gibi ona eş ve destek olup büyük anlam katacak.
Translate from Turkish to English

Bayan Tanaka yıllardır Amerika'da bulunduğu için çok iyi İngilizce konuşur.
Translate from Turkish to English

Tom onların onu suçlamada bulunduğu suçu işlemedi.
Translate from Turkish to English

Onun bulunduğu yerde sana ondan bahsetmemeni söyledim.
Translate from Turkish to English

Kötü anılarının bulunduğu defteri yak.
Translate from Turkish to English

Şirketi bugün bulunduğu duruma Tom Jackson getirdi.
Translate from Turkish to English

Şirketi bugün bulunduğu konuma Tom Jackson getirdi.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'yi bulunduğu yerden göremiyor.
Translate from Turkish to English

Onun bulunduğu yeri bilmiyorum.
Translate from Turkish to English

Bu sabah işten kovuldum. Geldiği zaman da hep üst üste gelir ya, ofisin bulunduğu binadan çıkmamla beraber arabamın da çalınmış olduğunu gördüm.
Translate from Turkish to English

Anne ve babalar, çocuklarının bulunduğu yerleri izlemelidir.
Translate from Turkish to English

İçinde çok değerli eşyaların bulunduğu bir sandık getirdi.
Translate from Turkish to English

Dan bulunduğu yer hakkında yalan söyledi.
Translate from Turkish to English

Onun bulunduğu yeri bulamadık.
Translate from Turkish to English

Onun bulunduğu yer hakkında hiçbir fikrimiz yok.
Translate from Turkish to English

Şüphelinin bulunduğu yer hala bilinmiyor.
Translate from Turkish to English

Onun bulunduğu yeri belirleyemedik.
Translate from Turkish to English

Tom'un bulunduğu yeri bilmek istiyorum
Translate from Turkish to English

Onların bulunduğu yer bilinmiyor.
Translate from Turkish to English

Sıkı çalışma onu bulunduğu yere getirdi.
Translate from Turkish to English

Polis cinayetlerin bulunduğu yere yakın bir çöp kutusunda ezilmiş iki cep telefonu buldu ve onların içerdikleri veriyi kullanmaya çalışıyor.
Translate from Turkish to English

Tom bulunduğu için çok mutluyum.
Translate from Turkish to English

İçinde bulunduğu durumu gördün mü?
Translate from Turkish to English

Tom'un bulunduğu uçak düştü.
Translate from Turkish to English

Onun nerede bulunduğu kimin umurunda?
Translate from Turkish to English

Tom aniden bulunduğu yerde durdu.
Translate from Turkish to English

Tom'un içinde bulunduğu aynı sıkıntıdayız.
Translate from Turkish to English

Tom bulunduğu yerde kalmalıydı.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'ye bulunduğu yerde kalmasını söyledi.

Tom, Mary'ye bulunduğu yerde kalacağını ve onu bekleyeceğini söyledi.

Sami, içinde bulunduğu tehlikeyi fark etti.

Tom'un bulunduğu yeri sana söylemeyeceğim.

Sami, Leyla'nın cesedinin bulunduğu yerin çok yakınında yaşıyordu.

Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu topluluk, Genel Savaş'ta yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış.

Trabzon'da Hakları Koruma adlı bir dernek bulunduğu gibi İstanbul'da da, Trabzon ve Çevresini Bağımsızlaştırma Derneği vardı.

Kolordu komutanı, 28 Mayıs 1919'da sorduğum işler üzerine bilgi veriyor ve: "Düşman buraları işgale kalkışırsa 23. Tümen, bulunduğu yeri bırakmayacak ve saldırıya uğrarsa, halktan alacağı yardımla, bölgesini savunacaktır." diyordu.

Tom içinde bulunduğu sinirli hâlden biraz çıkmıştı bile.

Gece gökyüzünde çıplak gözle görülebilen yıldızların hepsi, Güneş'in de içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi'ne aittir.

Tom kaplanın içinde bulunduğu kafese nasıl düştü?

Tom'un bulunduğu uçak kaçırıldı.

Osmanlılardan önce de buralarda demir madenlerinin bulunduğu düşünülmektedir.

Bazen kişinin içinde bulunduğu pozisyonu haklı bir şekilde savunma çabası, inatçılıkla karıştırılabilir.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English