Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "burnunu"

Learn how to use burnunu in a Turkish sentence. Over 95 hand-picked examples.

Bisikletimi çaldın ve şimdi ben senin ağzını burnunu dağıtacağım.
Translate from Turkish to English

Diğer insanların işine burnunu sokmaktan vazgeç.
Translate from Turkish to English

Benim özel hayatıma burnunu sokma.
Translate from Turkish to English

Annem her zaman benim özel hayatıma burnunu sokuyor.
Translate from Turkish to English

Tom bazen kamusal alanda burnunu karıştırır.
Translate from Turkish to English

Tom burnunu kaşıdı.
Translate from Turkish to English

Tom burnunu çekiyor.
Translate from Turkish to English

Tom burnunu sümkürdü.
Translate from Turkish to English

Tom obua sırasında yüksek sesle burnunu sildi.
Translate from Turkish to English

Öğretmen burnunu her şeye sokar.
Translate from Turkish to English

burnunu pencereye yasladı.
Translate from Turkish to English

Başkalarının işlerine burnunu sokma.
Translate from Turkish to English

Tom başkalarının işine burnunu soktu.
Translate from Turkish to English

Kedi burnunu pencereye dayadı.
Translate from Turkish to English

Burnunu sil.
Translate from Turkish to English

Burnunu öyle sümkürme.
Translate from Turkish to English

Sen çok burnunu sokuyorsun.
Translate from Turkish to English

Annem her zaman özel hayatıma burnunu sokar.
Translate from Turkish to English

Başkasının işine burnunu sokma!
Translate from Turkish to English

Hayatımın hemen hemen her alanına sen burnunu soktun.
Translate from Turkish to English

Sen hayatımın her alanına burnunu sokuyorsun.
Translate from Turkish to English

Kişisel hayatıma çok burnunu sokuyorsun.
Translate from Turkish to English

Neden kişisel hayatıma burnunu sokuyorsun?
Translate from Turkish to English

Tom bir mendil çıkardı ve burnunu sildi.
Translate from Turkish to English

Tom her şeye çok fazla burnunu sokar.
Translate from Turkish to English

Tom burnunu oynattı.
Translate from Turkish to English

Tom burnunu deldirdi.
Translate from Turkish to English

Burnunu karıştırma.
Translate from Turkish to English

Mary'nin burnunu sürt.
Translate from Turkish to English

Burnunu karıştırma!
Translate from Turkish to English

Tom burnunu karıştırıyor.
Translate from Turkish to English

Başka insanların işine burnunu sokma!
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin erkek kardeşi ile dövüştü ve burnunu kırdırdı.
Translate from Turkish to English

Lütfen işlerime burnunu sokma.
Translate from Turkish to English

Tom mendilini çıkardı ve burnunu sümkürdü.
Translate from Turkish to English

Burnunu çekmeyi bırak.
Translate from Turkish to English

O, kendi burnunu deldi.
Translate from Turkish to English

Sen hiç öğretmen varken burnunu karıştırdın mı?
Translate from Turkish to English

Burnunu bu mendille sil.
Translate from Turkish to English

Tom mendiliyle burnunu ve ağzını kapattı.
Translate from Turkish to English

Tom burnunu cama dayadı.
Translate from Turkish to English

Tom burnunu tuttu.
Translate from Turkish to English

Burnunu temizle.
Translate from Turkish to English

Tom'un burnunu çektiğini duydum.
Translate from Turkish to English

Belki de, bütün bu kitapları çöpe atsam, küçük burnunu öpsem ve tüm endişelerimi ve zorluklarımı unutsam daha iyi olurdu.
Translate from Turkish to English

İşime burnunu sokma.
Translate from Turkish to English

Eğer birisi için yemek hazırlıyorsan, lütfen burnunu çekme, kıçını kaşıma veya ellerine hapşırma.
Translate from Turkish to English

Düştü ve burnunu kırdı.
Translate from Turkish to English

Tom onun burnunu kırdı.
Translate from Turkish to English

Babam her zaman burnunu özel hayatıma sokuyor.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin erkek kardeşiyle bir kavgaya karıştı ve burnunu kırdı.
Translate from Turkish to English

Ben Tom'un burnunu kırdım.

Her şeye burnunu sokma.

Tom bir mendile burnunu sümkürdü.

Benim özel hayatına burnunu sokma.

O burnunu kesti.

Onun burnunu çektiğini duydum.

Tom koluna burnunu sildi.

Annem her zaman işlerime burnunu sokar.

Neden her zaman burnunu sokuyorsun?

Burnunu tıka böylece pis kokuyu koklamazsın.

O, burnunu koluna sildi.

O, erkek arkadaşına vurdu ve onun burnunu kırdı.

Benim işlerime burnunu sokma.

Benim kişisel işlerime burnunu sokma.

Mary burnunu deldirdi.

Herkesin önünde burnunu karıştırmamalısın.

O burnunu deldirdi.

Tom burnunu kırıştırdı.

Tom burnunu pencereye dayadı.

Tom burnunu çekti.

Tom burnunu her şeye sokar.

Maria burnunu çekiyor, şimdi ağlamaya başlıyor.

Kızımın burnunu delmesine izin vermezdim.

Tom bir kavgada burnunu kırdırdı.

Tom her zaman burnunu bir kitapta gömdü.

Kimsenin özel hayatıma burnunu sokmasını istemiyorum.

Tom yine politikaya burnunu soktu.

Tom yine siyasete burnunu soktu.

Tom'un bu kadar her şeye burnunu sokan biri olacağını düşünmemiştim.

Tom bugün çok burnunu çekiyor. Nezle olmuş herhâlde.

Başkasının işine burnunu sokma.

Bu işe burnunu sokmasan olur mu acaba?

Julia gözlerini ve burnunu ovalar, gülü alır, odadan çıkar.

Bebeğin burnunu çimdikledim ama hafifçe.

Benim işime burnunu sokacağına neden sadece kendi işinle ilgilenmiyorsun?

Benim işime burnunu sokacağına kendi işine bak!

Burnunu karıştırmayı kes.

Kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu soktu.

Başkasının işine burnunu soktu.

Öğretmenin önünde burnunu karıştırıyordu.

Kendisini ilgilendirmeyen bir şeye burnunu soktu.

Temel Amerika'ya gidip ana dili gibi İngilizce öğrenmiş. Orada ayrıca burnunu ameliyat ettirip küçülttürmüş ve konservatuvar okuyup çok becerikli bir piyanist olmuş. Bir gün konser verip seyircileri selamladığında o sırada Amerika'da olup tesadüfen en ön sırada onu izleyen Dursun "Ula hemşerim, helal olsun çok iyi çaldın da!" diye bağırmış. Bunun üzerine şaşıran Temel kendisini nasıl tanıdığını sorunca Dursun "Piyanistler otururken tabureyi piyanoya doğru çekip ayarlarlar, sense önce tabureye oturup sonra piyanoyu kendine çektin. Oradan anladım da!" diye cevaplamış.

Ali üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokmaz.

Burnunu beğenmediği için estetik ameliyatı olmak istiyor ancak narkoz almaktan korkuyordu.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English