Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "canı"

Learn how to use canı in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Öğle yemeği yemeyi canı istemedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un bu gece Mary ile konuşmayı canı istemiyor.
Translate from Turkish to English

Babasının ölüm şoku kolay kolay geçmedi ve onun canı hiç dışarı gitmek istemedi.
Translate from Turkish to English

Canı ağlamak istiyordu.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı tekrar Boston'a gitmek istedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı beklemek istemiyordu.
Translate from Turkish to English

Tom canı eve gitmek istedi ve kimseye veda etmeden gitti.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı sarhoş olmak istedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı yeni bir adam olmak istedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı eğitim yapmak istemiyor.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı yemek yemek istemiyor.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı yemek pişirmek istemiyor.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı konuşmak istemiyordu.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı hiç çalışmak istemiyordu.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı bir tiyatro koltuğunda iki saat oturmak istemiyordu.
Translate from Turkish to English

O, canı istediğinde beni görmeye geldi.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı öğle yemeği yemek istemiyordu.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı yemek yemeği istemiyordu.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı golf oynamak istemiyordu.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı şimdi bir şey yemek istemiyor.
Translate from Turkish to English

Tom'un bu sabah köpeği ile yürümeyi canı istemiyor.
Translate from Turkish to English

Tom'un bu sabah çalışmayı canı istemiyor.
Translate from Turkish to English

Tom'un şu anda konuşmayı canı çok istemiyor.
Translate from Turkish to English

Onun canı dansetmek istedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı dans etmek istedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı vazgeçmek istedi.
Translate from Turkish to English

Onun canı yürüyüşe çıkmak istedi.
Translate from Turkish to English

Onun canı yürümek istedi.
Translate from Turkish to English

Onun canı öğle yemeği yemek istemedi.
Translate from Turkish to English

Onun canı öğle yemeği yemek istemiyordu.
Translate from Turkish to English

Canı plandan vazgeçmek istedi.
Translate from Turkish to English

Sürücünün canı dinlenmek istedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı yürüyüş için dışarı çıkmak istedi.
Translate from Turkish to English

Canı tekrar Tohoku'ya gitmek istedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı bir kayanın altında sürünmek istedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı gerçekten yüzmek istemiyordu.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı gerçekten dışarı çıkmak istemiyordu.
Translate from Turkish to English

Artık onların canı oynamak istemiyordu.
Translate from Turkish to English

Parayla canı ne isterse yapabilir.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı gerçekten Kore yemeği yemek istemiyordu.
Translate from Turkish to English

Bir kedinin yedi canı vardır.
Translate from Turkish to English

Hepinizin canı cehenneme!
Translate from Turkish to English

Canı cehenneme, hangi gerizekalı gecenin bir yarısı beni arıyor?
Translate from Turkish to English

Bana bu canı siz mi verdiniz de burada huzursuz yaşamamı sağladınız.
Translate from Turkish to English

O, yeri öptüğünde canı yandı.
Translate from Turkish to English

Hava o kadar sıcaktı ki onun canı dondurma yemek istedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un bunun tarafından canı sıkkın.
Translate from Turkish to English

Tom'un canı ne yapmak isterse onu yapar.

Zaten Tom'un canı araba sürmek istemiyor.

Birinin canı yanacak.

Tom canı isterse sır tutmakta iyidir.

İnsanın adı çıkacağına canı çıksın.

Canı yanan onlar değil.

Tom'un canı gerçekten tenis oynamak istemiyor.

Tom'un canı gerçekten çalışmak istemiyordu.

Bu sabah Tom'un canı gerçekten okula gitmek istemiyordu.

Tom'un canı gerçekten paten yapmaya gitmek istemiyordu.

Tom'un canı gerçekten kahve içmek istemiyordu.

Adamın adı çıkacağına canı çıksın.

Gerçekten ne kadar canı pek olduğumu bilmek ister misin?

Tom, Meryem'in canı ne isterse yapmasına müsaade etti.

Tom, Meryem'in canı ne isterse yapmasına müsaade ediyor.

Tom canı istediği zaman geri gelecek.

Tom canı istediği zaman sana söyleyecek.

Tom'un canı gerçekten John ve Mary ile birlikte kampa gitmek istemiyor.

Tom'un canı gerçekten Mary ile satranç oynamak istemiyor.

Tom'un canı arkadaşlarla içmek için gerçekten dışarı çıkmak istemiyor.

Tom'un canı çalışmak istemiyordu.

Fakir bulabildiğinde, zengin canı istediğinde yer.

Tom'un canı egzersiz yapmak istemiyordu.

Bugün Tom'un canı dışarıda oynamak istemiyor.

Tom'un, biraz canı sıkılmış gözüküyor.

Hiç kimsenin canı müdahale etmek istemiyor.

Tom canı nadiren yemek pişirmek ister.

Tom'un canı çok yemek yemek istemiyordu.

Birisinin canı yanabilir.

Her şeyin canı cehenneme.

Bir kedinin dokuz canı vardır.

Canı yanan sabretsin. Can yakan, canının yanacağı günü beklesin.

Ben korkarım Tom'un canı yanabilir.

Tom'un canı neden gittiğini herkese söylemek istemiyordu.

Birinin canı yanmadan önce herkesin buradan çıkması gerek.

Fiziğin canı cehenneme!

Kedilerin yedi canı vardır.

Tehlikenin canı cehenneme!

Tom'un canı yemek yemek bile istemiyordu.

Onun canı bazen Japon tarzı yemek yemek istiyor.

O canı gönülden yaptı.

Hiç canı sıkkın görünmüyordu.

Tom'un biraz canı sıkkındı.

Kavgada Tom'un canı yanmadı.

Tom, Mary'nin canı yanmadığı için mutlu olduğunu söyledi.

Tom canı sıkılmış görünüyordu.

Susan her zaman haksız değildir. Sadece bazen canı aptallarla tartışmak istemez.

Tom canı yemek yemek istemediğini söyledi.

Tom'un şimdi canı bunu yapmak istemiyor.

Tom'un canı bunu tekrar yapmak istemiyor.

Tom'un şu anda canı yemek yemek istemiyor.

Tom'un canı bunu yapmayı gerçekten istemiyor.

Tom'un şu an canı bunu yapmak istemiyor.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English