Learn how to use canlı in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Fare canlı mı yoksa ölü mü?
Translate from Turkish to English
Benimle Lady Gaga'nın bir canlı konserini seyretmeye gitmek isteyen biri varmı?
Translate from Turkish to English
Hiçbir şey bir resimden daha canlı değildir.
Translate from Turkish to English
Kazadan kısa bir süre sonra orada canlı bir hayvan buldular.
Translate from Turkish to English
Kazada çok sayıda canlı kayboldu.
Translate from Turkish to English
Ben özellikle bu canlı portreden memnunum.
Translate from Turkish to English
Ben balığı canlı tutacağım.
Translate from Turkish to English
Biri diğerinden çok daha canlı olduğundan, orijinal ve kopya kolayca ayırt edilirler.
Translate from Turkish to English
Onun dün yakaladığı balık hâlâ canlı.
Translate from Turkish to English
Biz aslanı canlı yakalamak zorundayız.
Translate from Turkish to English
Bazı sebeplerden dolayı geceleri daha canlı hissediyorum.
Translate from Turkish to English
Tom oğlunun hâlâ canlı olduğu ihtimalini göz ardı etmeyi reddetti.
Translate from Turkish to English
Kedi canlı bir fare ile oynuyordu.
Translate from Turkish to English
O hâlâ köpeğinin canlı bulunabileceği umuduna tutunuyordu.
Translate from Turkish to English
O canlı bir izlenim bırakmıştı.
Translate from Turkish to English
Ateşi canlı tut.
Translate from Turkish to English
Büyükbabam 90 yaşında ve çok canlı.
Translate from Turkish to English
Bu kulübün canlı bir grubu mu yoksa bir DJ mi var?
Translate from Turkish to English
Tom piranalar tarafından canlı olarak yenilen bir adam gördüğünü iddia etti.
Translate from Turkish to English
Ben canlı hissediyorum.
Translate from Turkish to English
Biz onu canlı bulduk.
Translate from Turkish to English
Akvaryum balığı canlı.
Translate from Turkish to English
Böcek hâlâ canlı.
Translate from Turkish to English
Bütün köpekler canlı.
Translate from Turkish to English
Bu böceği canlı tut.
Translate from Turkish to English
Balık hâlâ canlı mı?
Translate from Turkish to English
Bu balık hâlâ canlı mı?
Translate from Turkish to English
Fare ölü mü yoksa canlı mı?
Translate from Turkish to English
O, oltaya canlı yem taktı.
Translate from Turkish to English
Canlı bir balinayı asla görmedim.
Translate from Turkish to English
Konser canlı olarak yayınlandı.
Translate from Turkish to English
Hayvanı canlı olarak yakalamalısın.
Translate from Turkish to English
Onun çok canlı bir hayal gücü var.
Translate from Turkish to English
Asla canlı bir ahtapot yemedim.
Translate from Turkish to English
Ben felçli bir adamın kurtçuklar tarafından canlı canlı yenildiğini duydum.
Translate from Turkish to English
Onlar bir ayıyı canlı yakaladılar.
Translate from Turkish to English
Onlar bir aslanı canlı yakaladı.
Translate from Turkish to English
Tükenme tehlikesinde olan birçok canlı türü var.
Translate from Turkish to English
Canlı bir ıstakoz yemek istemiyorum.
Translate from Turkish to English
Tom canlı müzik dinlemeyi sever.
Translate from Turkish to English
Geçen hafta yakaladığım yılan balığı hâlâ canlı.
Translate from Turkish to English
Bu bir fili nasıl canlı yakaladıklarıdır.
Translate from Turkish to English
Bu kulüpte canlı bir orkestra ya da bir DJ var mı?
Translate from Turkish to English
Kaplanı canlı yakalamayı başardılar.
Translate from Turkish to English
Onları canlı istiyorum.
Translate from Turkish to English
Onu canlı bulduk.
Translate from Turkish to English
O canlı gömüldü.
Translate from Turkish to English
O, canlı gömüldü.
Translate from Turkish to English
Kedi canlı gömülmedi. Kurtuldu.
Translate from Turkish to English
Beni asla canlı ele geçiremeyeceksin!
Translate from Turkish to English
Sanırım Tom hâlâ canlı.
Tom'un ölü mü yoksa canlı mı olup olmadığını bilmiyorum.
Tom canlı gömüldü.
Olay belleğimde hâlâ canlı duruyor.
Onların süzgeçleri kesildikten sonra köpek balıkları okyanusa canlı bir şekilde geri atıldı.
Tom canlı.
İlk öpücüğün tadı benim bellekte canlı kalır.
Canlı kalan tüm aptallar şimdi neye inanacaklar?
Herkes yüreği ağzında, deprem enkazından çıkacak canlı birini bekliyor.
Bu, filleri canlı yakalamalarının yoludur.
Çocuklar genellikle sabırsız ve tez canlı.
O bir canlı, dolayısıyla doğal olarak sıçıyor da.
Seni tekrar canlı görmeyeceğimi düşünüyordum.
Seni tekrar canlı göreceğimi hiç düşünmedim.
Canlı bir kaplanı nereden satın alabilirim.
Küçük hediyeler arkadaşlığı canlı tutar.
Balık hala canlı mı?
O bencilliğin canlı örneği.
Gölette birçok canlı balık gördük.
İnsan ruhu yeryüzünde bulunduğu müddetçe; müzik, canlı bir varlık gibi ona eş ve destek olup büyük anlam katacak.
Hayvanlar, bitkiler ve mikroorganizmaların hepsi canlı varlıklardır.
Bu sivrisinekler beni canlı canlı yiyorlar!
Her canlı ölümü tadacak.
Sarhoş bir TV sunucusu, canlı yayın esnasında istifra etti.
Tom, şu an radyoda canlı yayındasın.
Buradan canlı çıkmak istiyorsan, beni izle.
Buradan canlı çıkmak istiyorsan beni dinle.
Buradan canlı çıkarsak, sana istediğin bir şeyi alacağım.
Canlı balık suyun altında yüzer.
Canlı balık suyun altında yüzüyor.
Canlı kalan biri var mı?
İnsanlar işlerini sunarken daha canlı olması gerekir.
Kayıtlar yerine mümkün olduğu kadar çok canlı TV izlemeye çalışıyorum.
Bu adadan canlı çıkamayacağız.
Canlı müziği sevebileceğim yerel bir jazz kulübüne gitmek istiyorum.
Canlı yenilme düşüncesi korkutucu ve ilgi çekici.
Hiç kimse oradan canlı dönmedi.
Bu beni canlı hissettiriyor.
Canlı canlı gömüldü.
Uydu fırlatma canlı olarak yayınlandı.
Futbol maçı televizyonda canlı olarak yayınlandı.
Sen daha önce hiç canlı bir gelincik gördün mü?
Eğer Güneş olmasaydı, yaşayan hiçbir canlı Dünya üzerinde var olamayacaktı.
Ben maçı canlı izledim.
Canlı müzik dinlemeye gitmek için senin en sevdiğin yer nedir?
Cumartesi günü benimle bir oyunun canlı performansını görmek ister misin?
Her sabah canlı bir kurbağa ye ve günün geri kalan kısmında sana daha kötü bir şey olmayacak.
Benim oldukça canlı bir hayal gücüm var.
Seni canlı görmenin beni nasıl iyi hissettirdiğini sana tarif edemem.
Onlar canlı mı?