Learn how to use düşünüp in a Turkish sentence. Over 63 hand-picked examples.
Soruyu bir süre düşünüp taşındı.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'nin sabah sekizde onun bir şişe şarap açmasının çok erken olduğunu düşünüp düşünmediğini merak etti.
Translate from Turkish to English
O, düşünüp taşındı ve gitmemeye karar verdi.
Translate from Turkish to English
Beni düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Meseleyi üç gün boyunca düşünüp taşındı.
Translate from Turkish to English
Onu birkaç gün düşünüp taşınayım.
Translate from Turkish to English
Hepimiz ne olduğunu düşünüp taşındık.
Translate from Turkish to English
Onun hakkında ona sorup sormayacağımı çok düşünüp taşındım.
Translate from Turkish to English
Onun beni sevmediğini düşünüp umudumu yitirmiştim.
Translate from Turkish to English
Geçmişi düşünüp durmayacağım. Tek istediğim bundan sonra bana oyun oynamamanız.
Translate from Turkish to English
Beni sevmeyeceğini düşünüp beni seven bir insan aradım.
Translate from Turkish to English
Tom seçeneklerini dikkatle düşünüp taşındı.
Translate from Turkish to English
Mary arkadaşlarına Tom'un kendisinden hoşlanıp hoşlanmadığını düşünüp düşünmediklerini sordu.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'ye John'la tekrar çıkmayı şimdiye kadar düşünüp düşünmeyeceğini sordu.
Translate from Turkish to English
Ne düşünüp taşınıyorsun?
Translate from Turkish to English
Şu anın tadını çıkarmak varken, geçmişini düşünüp üzülme.
Translate from Turkish to English
Seni düşünüp duruyorum.
Translate from Turkish to English
Tom seçeneklerini düşünüp taşınıyor gibi görünüyor.
Translate from Turkish to English
Tom'un önceden onu düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Senin şimdiye kadar bir uzmana gitmeyi düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Düşünüp taşınmanı istediğim bir fikrim var.
Translate from Turkish to English
Tom bana Mary'nin güzel olduğunu düşünüp düşünmediğimi sordu.
Translate from Turkish to English
Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.
Translate from Turkish to English
Tom onun üzerinde düşünüp taşındı.
Translate from Turkish to English
Onlar düşünüp konuşabilirler.
Translate from Turkish to English
Tom'a iş değiştirmeyi düşünüp düşünmediğini sormak istedim.
Translate from Turkish to English
Bize yardım etmeyi düşünüp düşünmediklerini bile bilmiyoruz.
Translate from Turkish to English
Doktor zor operasyonu düşünüp taşındı.
Translate from Turkish to English
Bugün düşünüp yanıma şemsiye bile aldım.
Translate from Turkish to English
Tom onu düşünüp taşınacağını ve bize cevabını yarın vereceğini söyledi.
Translate from Turkish to English
Tom her sabah düşünüp taşınırdı.
Translate from Turkish to English
Onun üzerinde düşünüp taşınayım ve ben sana bildireceğim.
Translate from Turkish to English
Avantajları ve dezavantajları düşünüp taşınmak zorundayız.
Translate from Turkish to English
Onlara bir uzlaşma düşünüp düşünmeyeceklerini sordum.
Translate from Turkish to English
Bir karar vermeden önce seçenekleri titizlikle düşünüp taşınmalıyız.
Translate from Turkish to English
Merhaba. Oradaki arkadaşım utangaçtır ve şirin olduğumu düşünüp düşünmediğinizi bilmek istiyor.
Translate from Turkish to English
Tom'un daha küçük bir araba almayı düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Tom'un ödevlerimde bana yardım etmeyi düşünüp düşünmeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary'ye bunu yapabileceğini düşünüp düşünmediğini sordu.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'ye gerçekten kazanabileceğini düşünüp düşünmediğini sordu.
Tom Mary'ye gerçekten bunu yapabileceğini düşünüp düşünmediğini sordu.
Mary Tom'a onun güzel olduğunu düşünüp düşünmediğini sordu.
Tom'un bunu yapmak zorunda kaldığını düşünüp düşünmediğini merak ettim.
Tom'un bunu yapmamız gerektiğini düşünüp düşünmediğini merak ettim.
Tom'un bunu yapmak zorunda olduğumuzu düşünüp düşünmediğini merak ettim.
Tom'un Mary'nin bunu yapmak istediğini düşünüp düşünmediğini merak ettim.
Tom'un Mary'nin bunu yapması gerektiğini düşünüp düşünmediğini merak ettim.
Tom, Mary'nin bunu yapabileceğini düşünüp düşünmediğimi sordu.
Tom'un Mary'nin bunu yapmak isteyip istemediğini gerçekten düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.
Tom bana şişman göründüğünü düşünüp düşünmediğimi sordu.
Tom'un bunu yapmamız gerektiğini düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.
Tom'un bunu yapmak zorunda olduğumuzu gerçekten düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.
Tom'un gerçekten bunu yapmam gerektiğini düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.
Tom'un gerçekten bunu yapmak zorunda olduğunu düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.
Tom'un gerçekten bunu yapmanın iyi bir fikir olduğunu gerçekten düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.
Tom'un Mary'nin bunu yapmak istediğini düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.
Bu zavallıların, İngiltere Devleti'nin, bütünüyle, bir Osmanlı Devleti bırakmak ve korumak isteğinde olup olamayacağını bir kez düşünüp düşünmedikleri üzerinde durmak gerekir.
Aşırı okumak çok faydalı değildir. Zamanın çoğunu okuyarak geçirirseniz okuduklarınızı düşünüp özümsemeye ve sentez yapmaya fazla zaman kalmaz.
Bir şey söylesem mi söylemesem mi diye düşünüp taşındım.
Tom'a hiç iş değiştirmeyi düşünüp düşünmeyeceğini sormak istedim.
İş değişikliğini düşünüp taşınıyorum.
İsteklerini dostça düşünüp taşınmanı istiyoruz.
Gelecek sömestr korece öğrenmek üzerine düşünüp taşınıyorum.