Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "dışarı"

Learn how to use dışarı in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Çık dışarı!
Translate from Turkish to English

Yağmur yağarken dışarı çıkmayı sevmem.
Translate from Turkish to English

O, pencereden dışarı atladı.
Translate from Turkish to English

Dışarı çıkamazsın.
Translate from Turkish to English

Keşke dışarı çıktığın zaman kapıyı kapatsan.
Translate from Turkish to English

Çoğu genç yetişkin geceleyin dışarı çıkmaktan hoşlanır.
Translate from Turkish to English

Hangi öğrenci dışarı çıktı?
Translate from Turkish to English

Yürüyüş için dışarı çıktı.
Translate from Turkish to English

Adam ve karısı dışarı fırladı.
Translate from Turkish to English

Hoşça kal demeden dışarı çıktı.
Translate from Turkish to English

Yağmur dinince dışarı çıkacağız.
Translate from Turkish to English

Dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.
Translate from Turkish to English

Cambridge Üniversitesi'nde öğrenim zorluğu çok yüksek olmasına rağmen, çok sayıda öğrencinin hâlâ dışarı çıkmak ve eğlenmek için zamanı var.
Translate from Turkish to English

Ben dışarı çıkmak istemiyorum.
Translate from Turkish to English

Ben dışarı çıkmalıyım.
Translate from Turkish to English

Telefon çaldığında, ben dışarı gidiyordum.
Translate from Turkish to English

Ben bir şey satın almadan asla dışarı çıkmam.
Translate from Turkish to English

Dışarı çıkmadan önce onu bitirmeliyim.
Translate from Turkish to English

Dışarı çıkmak yerine evde kaldım.
Translate from Turkish to English

Yurt dışı şubeleri seçkin ürünleri dışarı çıkarıyor.
Translate from Turkish to English

O biraz alışveriş yapmak için dışarı gitmiş olabilir.
Translate from Turkish to English

Haber dışarı sızdırılmış.
Translate from Turkish to English

Yarın öğle yemeğinden sonra arkadaşlarla birlikte dışarı çıkacağız.
Translate from Turkish to English

Birkaç gün dışarı çıkmamalısın.
Translate from Turkish to English

Bunu dışarı götürelim mi?
Translate from Turkish to English

Yürüyüş yapmak için bir süre dışarı çıkalım.
Translate from Turkish to English

O, yemek yemek için dışarı gitti.
Translate from Turkish to English

Kısa sürede geri gelmen şartıyla dışarı çıkabilirsin.
Translate from Turkish to English

Kısa sürede geri dönmek şartıyla dışarı çıkabilirsin.
Translate from Turkish to English

Sözleşme çantada, öyleyse kutlamak için dışarı çıkalım.
Translate from Turkish to English

Tom şapkasını giydi ve dışarı çıktı.
Translate from Turkish to English

Jim dışarı gitti, ama Mary evde kaldı
Translate from Turkish to English

Dışarı gitmeden önce dinleneceğim.
Translate from Turkish to English

Linda, dilini dışarı çıkardı.
Translate from Turkish to English

O, aylak aylak pencereden dışarı bakıyordu.
Translate from Turkish to English

Facebook'ta kalmaktansa dışarı gitmeyi tercih ederim.
Translate from Turkish to English

Anne az önce alışveriş için dışarı çıktı.
Translate from Turkish to English

" Kurt, kurt " diye çocuk bağırdı! ve köylüler ona yardım etmek için dışarı çıktılar.
Translate from Turkish to English

Ben arkadaşlarımla dışarı çıktım.
Translate from Turkish to English

Biz cuma günü bir yemek için dışarı çıkıyoruz.
Translate from Turkish to English

Yürüyüş için dışarı çıkmayı canın istiyor mu?
Translate from Turkish to English

Yürüyüş için canım dışarı çıkmak istedi.
Translate from Turkish to English

Yürüyüş için dışarı çıkabilir miyim?
Translate from Turkish to English

Yürüyüş için dışarı çıkmaya ne dersin?
Translate from Turkish to English

Kısa bir süre içinde tekrar gelmek zorunda kalacaksın: o işle ilgilenen adam az önce dışarı çıktı.
Translate from Turkish to English

Onu dışarı götürerek ona moral vermeye çalıştık.
Translate from Turkish to English

Yağmur yağdığı için, Nancy dışarı çıkmaya tereddüt etti.

Yarın dışarı çıkıyor musun?

Ya içeri gel ya da dışarı git.

Babasının ölüm şoku kolay kolay geçmedi ve onun canı hiç dışarı gitmek istemedi.

O az önce dışarı çıktı.

O dışarı gitti.

O, ne konuştu nede ağladı, sessizce dışarı çıktı.

Sadece kitap okumayın. ara sıra dışarı gidin ve biraz egzersiz yapın.

Gece dışarı çıkmamalısın.

Yarın dışarı çıkacak mısın?

Yoksulluk kapıdan içeri girdiğinde, sevgi pencereden dışarı uçar.

O benim dün dışarı gitmeme itiraz etti.

Kapı açıldı ve adam dışarı yürüdü.

O öfkeli bir yüz ile dışarı çıktı.

Annem bu manto ile dışarı çıkmayı seviyor.

Onunla birlikte dışarı çıkması istendi.

Ama ben duş musluğunu açmak için çalıştığımda, bu siyah kabarcıklı sıvı dışarı çıktı.

Bugün dışarı çıkmasan iyi olur.

Bugün dışarı çıkmamalısın.

O, nadiren, kırk yılda bir, karanlık çöktükten sonra dışarı çıkar.

Yağmur durursa dışarı gidebilirim.

Yağmur durduktan sonra, yürüyüş için dışarı çıktı.

Yağmur yağmazsa dışarı çıkalım.

Ne olursa olsun yağmur durduğunda dışarı gideceğim.

Temiz hava almak için dışarı çıktı.

Lütfen dışarı çıkmadan önce kapıyı kilitle.

Dışarı çıkmadan önce gazın kapalı olduğundan emin olun.

Dışarı çıkmadan önce ışığı söndürdüğünüzden emin olun.

Dışarı çıkmadan önce gazı kapatmayı unutmayın.

Onu dışarı çıkarır mısınız?

Televizyon izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al.

TV izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al .

Bir yerde içki içmek için dışarı çıkmak ister misiniz?

Biz itiraz ettik ama o yine de dışarı gitti.

Biz yağmura rağmen dışarı çıktık.

Tom Mary ile bu öğleden sonra dışarı çıkıyor.

Çöpü dışarı koyun.

Yağmur yağmasına rağmen ben dışarı çıktım.

Yağmura rağmen dışarı çıktım.

Bu kötü havadan dolayı canım dışarı çıkmak istemiyor.

Dışarı çıkmayı tercih ederim.

Aslan kafesinden dışarı çıkmak için mücadele etti.

O biraz yiyecek almak için dışarı çıktı.

Pencereden dışarı manzaraya baktım.

Ben pencereden dışarı baktım.

Tom Cumartesi akşamı kız arkadaşını dışarı çıkardı.

Adam Tom'a baktı, sonra sahne kapısından dışarı karanlık Londra caddesine doğru gözden kayboldu.

Tom kapıyı açtı ve köpek dışarı koştu.

O, yaz aylarında uzun bir yürüyüş için dışarı çıkardı.

O, evden dışarı fırladı.

O, evden dışarı atıldı.

Güzel bir gün, değil mi? Neden bir yürüyüş için dışarı çıkmıyoruz?

Vagonlar yiyecek arayışı için her gün dışarı çıkıyorlardı.

Onun bu fırtınalı havada dışarı çıkması için deli olması gerekir.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English