Learn how to use duran in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Kır atın yanında duran ya suyundan ya huyundan alır.
Translate from Turkish to English
Yamaçta duran bina okulumuzdur.
Translate from Turkish to English
Tepenin üzerinde duran şu kuleye bak.
Translate from Turkish to English
Tepenin üstünde duran ev çok eski.
Translate from Turkish to English
Sadece binanın önünde duran insanlar polis.
Translate from Turkish to English
Tom'un yanında duran o uzun kız Mary'dir.
Translate from Turkish to English
Köprüde duran adamı tanıyor musunuz?
Translate from Turkish to English
Şöminemin üstünde asılı duran tabloyu bana veren kişi Tom'du.
Translate from Turkish to English
Kapının yanında duran bayan ünlü bir şarkıcıdır.
Translate from Turkish to English
Kapınını yanında duran kişi Tom.
Translate from Turkish to English
Orada ayakta duran kız Mary'dir.
Translate from Turkish to English
Orada ayakta duran kız kız kardeşim Sue'dur.
Translate from Turkish to English
Orada duran kadın kimdir?
Translate from Turkish to English
Kapıda duran o çocuk kim?
Translate from Turkish to English
Kapıda duran bir yabancı gördüm.
Translate from Turkish to English
Kapıyı açtım ve yan yana duran iki erkek çocuk gördüm.
Translate from Turkish to English
Orada duran çocuğu tanıyorum.
Translate from Turkish to English
Orada duran kız kimdir?
Translate from Turkish to English
Şu ağacın altında duran bir kız görüyorum.
Translate from Turkish to English
Orada duran çocuk benim oğlumdur.
Translate from Turkish to English
Orada duran adam Bay Smith.
Translate from Turkish to English
Tom kaldırımda duran bir cüzdan buldu.
Translate from Turkish to English
Yolda duran tuhaf bir nesne buldum.
Translate from Turkish to English
Kapının yanında duran genç benim erkek kardeşimdir.
Translate from Turkish to English
Orada duran adam benim babamdır.
Translate from Turkish to English
Orada duran uzun boylu güzel kıza bak.
Translate from Turkish to English
Orada duran adam benim arkadaşım.
Translate from Turkish to English
Etrafta duran insanlar tamamen yabancıydı.
Translate from Turkish to English
Şelalenin altında çıplak duran bir adam gördüm.
Translate from Turkish to English
Şurada duran adam kim?
Translate from Turkish to English
Şurada duran kadın kim?
Translate from Turkish to English
Kapının yanındaki o adamla odanın diğer tarafındaki pencerenin yanında duran o kadının fotoğrafik hafızası var.
Translate from Turkish to English
Masanın üstünde duran sepetteki meyveyi yeme. Plastik.
Translate from Turkish to English
Yolda duran garip bir cisim buldum.
Translate from Turkish to English
Masamda duran bir şey gördüm.
Translate from Turkish to English
Duvarda duran kitabı biraz okuyun istedim.
Translate from Turkish to English
Barda duran üç kadın vardı.
Translate from Turkish to English
Orada duran çocuğun adını biliyor musun?
Translate from Turkish to English
Tom bana duvarımda asılı duran resmi kimin yaptığını sordu.
Translate from Turkish to English
Tom bana heykelin önünde duran adamın kim olduğunu sordu.
Translate from Turkish to English
Tom'un arkasında duran kadını görebiliyor musun? O, Mary.
Translate from Turkish to English
Tom köşede duran üç polisin önünden yürüyerek geçti.
Translate from Turkish to English
Tom penceresinin dışında duran birini gördü.
Translate from Turkish to English
Dışarıda duran BMW’imi görmedin mi?
Translate from Turkish to English
Arkamda duran insanlardan hoşlanmam.
Translate from Turkish to English
Binanın önünde duran adam kim?
Translate from Turkish to English
Tom kapının yanında duran adamın kim olduğunu merak ediyordu.
Translate from Turkish to English
Yanında duran kadına bazı sorular sordu.
Yerde duran bazı boş şişeler gördüm.
Çadırın yanında yerde duran bir sürü boş şarap şişeleri vardı.
Sanırım Mary'nin yanında duran adam Tom'dur.
Çeşmenin önünde duran küçük bir erkek grubu vardı.
Boş duran eller şeytanın aletidir.
Orada duran çocuk Tom'dur.
Tom Mary'nin arkasında duran birini fark etti.
Tom senin ofisinin dışında duran birini gördüğünü söyledi.
Orada duran adam Tom'dur.
Pencerenin yanında duran kızı tanıyor musun?
Masanın üzerinde açık duran bir kitap var.
Ve piyanonun yanında duran bu konuk kim?
Bana benzeyen ve kız kardeşimin yanında duran adam benim ikiz erkek kardeşimdir.
Kapıda duran biri var.
Orada duran adam benim babam.
Boş duran eller internetin atölyesidir.
Orada duran o kadın şimdiye kadar gördüğüm en güzel kadın.
Tepede duran ev çok eski.
Orada duran erkek çocuğunun adını biliyor musun?
Orada duran adam dükkanının sahibidir.
Kapıda duran elinde silahı olan bir adam var.
Orada duran o adam benim babamdır.
Tom Mary'nin yanında duran kişiyi işaret etti.
Kapıda duran kız kim?
Buzdolabında duran bir şişe var.
Kedi sandalyede oturuyor ve mutfak masasında duran ete bakıyor.
Kitaplığın orada duran adamın fotoğrafik hafızası var.
Dünya sadece uzayda asılı duran bir küredir.
Masada renkli çiçeklerle duran beyaz bir vazo var.
Masanın üstünde duran bir kitap var mıydı?
Çevrede duran insanlar eğlendi ve cesur küçük köpeğe güldüler.
Tom'un Eyfel Kulesinin önünde duran resimlerini gördüm.
Amuda kalkıp duran biri hariç, herkes aynı görünüyor.
Uçurumun üstünde duran bir adam boşluğa atlayarak intihar etmek üzereydi.
Tom'un yanında duran şu kadın kimdir?
Orada akçaağacın yanında duran o adam Tom'dur.
Masada duran gazeteyi bana verebilir misiniz?
Sami, Leyla'nın evinin dışında sokakta duran arabayı gördü.
Tom kapının yanında duran birini görebilirdi.
Yıldızspor duran toplardan çok gol yiyor.
Anadoluspor duran toplarda çok etkili.
Anadoluspor'da duran topları genelde Ali kullanıyor.
Ali duran toplarda etkili bir oyuncu.
Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan.
Tom tabağında duran yemeğe baktı.
Tahtın önünde duran küçük büyük, ölüleri gördüm. Sonra kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler kitaplarda yazılanlara bakılarak yaptıklarına göre yargılandı.
Fakat bu, masada hâlâ duran bir bahis.
Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan kapar.
Kendilerini havaya uçurmadan önce Allahu Ekber diye bağırıp duran insanlar gerçek İslam'ı temsil etmez.
Alberto kapıda duran birini gördü.
Köpek yerde duran birkaç parçayla yetindi.
Orada duran o çocuğu tanıyorum.