Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "durmak"

Learn how to use durmak in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Durmak istesemde duramadım.
Translate from Turkish to English

Tren o kadar kalabalıktı ki ben bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English

Tren o kadar kalabalıktı ki Osaka'ya giden bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda bırakıldık.
Translate from Turkish to English

O, trende ayakta durmak zorundaydı.
Translate from Turkish to English

Öğrenmeniz gereken ilk şey, kendi fikirleriniz üzerinde durmak.
Translate from Turkish to English

Siyah insanlar otobüsün arkasında oturmak ya da doluysa ayakta durmak zorunda kaldılar.
Translate from Turkish to English

Tom durmak ve düşünmek istedi.
Translate from Turkish to English

Burada durmak ve senin hakaretlerini dinlemekten daha iyi yapacak işlerim var.
Translate from Turkish to English

Durmak zorunda kaldık.
Translate from Turkish to English

Bugün sabahleyin tren o kadar doluydu ki boş bir yer bulamadım ve tüm yol ayakta durmak zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English

Ayakta durmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Dik durmak her zaman önemli midir?
Translate from Turkish to English

Durmak zorundayım.
Translate from Turkish to English

Ben artık geçmişimi konuşup durmak istemiyorum.
Translate from Turkish to English

Durmak zorundayız.
Translate from Turkish to English

Durmak zorundasın.
Translate from Turkish to English

Durmak zorundasınız.
Translate from Turkish to English

Tren o kadar kalabalıktı ki yolculuk boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English

Bu durmak zorunda.
Translate from Turkish to English

Tren çok kalabalıktı bu yüzden Ueno'ya kadar bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English

Tren çok kalabalık olduğu için Uone'ya kadar bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English

Anne, gidelim! Burada durmak istemiyorum.
Translate from Turkish to English

Cankurtaranlar kırmızı ışıklarda durmak zorunda değiller ama genellikle yavaşlarlar.
Translate from Turkish to English

Çok geç kaldın yanımda durmak için çok geç kaldın.
Translate from Turkish to English

O adamdan uzak durmak istiyorsun.
Translate from Turkish to English

Benim üstümde durmak istediğim nokta farklı.
Translate from Turkish to English

"Çocuklar belli bir sıraya göre mi durmak zorundalar?" - "Evet, yaşa göre, lütfen."
Translate from Turkish to English

Durmak isteyen sendin.
Translate from Turkish to English

"Durmalısın." "Durmak istemiyorum."
Translate from Turkish to English

Tom soluklanmak için durmak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Telefon durmak bilmiyor.
Translate from Turkish to English

Durmak zorunda olduğumu biliyordum.
Translate from Turkish to English

Tom durmak istemiyor.
Translate from Turkish to English

Tom durmak zorundaydı.
Translate from Turkish to English

Tom'un evinde durmak zorundayız.
Translate from Turkish to English

Uluslararası tartışmalardan uzak durmak istediler.
Translate from Turkish to English

Kendi ayakların üzerinde durmak bağımsız olmak anlamına gelir.
Translate from Turkish to English

Sadece bir şey yapmadan orada durmak zorundasın.
Translate from Turkish to English

Gerçekten durmak istemiyorum.
Translate from Turkish to English

Tom kuyrukta durmak istemedi.
Translate from Turkish to English

Sadece durmak istedim.
Translate from Turkish to English

Ben durmak üzere değilim.
Translate from Turkish to English

Tren o kadar kalabalıktı ki yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English

Neden durmak zorunda olduğumuzu bilmiyorum.
Translate from Turkish to English

Durmak için hazırlıklı ol.

Tom üç saat kuyrukta durmak zorunda kaldı.

Durmak zorundasın, Tom.

Durmak yok yola devam.

Süpermarkette durmak için zamanımız yoktu.

Ben buradan uzak durmak zorundaydım.

Düz durun. Kambur gibi durmak sizin için kötü.

Ondan uzak durmak zorundasın.

Onlardan uzak durmak zorundaydım.

Ondan uzak durmak zorundaydım.

Onlardan uzak durmak zorundasın.

Tren doluydu, bu yüzden o ikinci mevkide seyahat etmek zorunda kaldı ve yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldı.

Sen sadece kapının önünde durmak zorundasın. O kendi kendine açılacak.

Ona durmak yoktur.

Ben sadece burada yalnız başıma durmak istedim.

Tom'tan uzak durmak en iyisi.

Burada durmak mümkün değildir.

Şiddetli yağmur yüzünden durmak zorunda kaldık.

Şimdi durmak zorundayız.

İlk randevuda, hassas konulardan uzak durmak en iyisidir.

Sen sadece bir şey yapmadan orada durmak zorundasın.

Hemen burada durmak zorundasın.

Irkçılığa karşı durmak zorundayız.

Tren öylesine kalabalıktı ki Ueno'ya kadar bütün yol boyunca ayakta durmak zorundaydım.

Neden durmak istiyorsun?

Neden burada durmak istiyorsun?

Tom durmak istemedi.

Tom sırada durmak zorunda değildi.

Buraya gelirken neredeyse her ışıkta durmak zorunda kaldım.

Tom benden uzak durmak için sabırsızlanıyor gibi görünüyor.

Tom benzin için durmak zorunda kaldı.

Durmak istemedim.

Korkulu rüya görmektense uyanık durmak evladır.

Tüm gün yatakta durmak istedim.

Şu an durmak aklımın ucundan bile geçmiyor.

Bu zavallıların, İngiltere Devleti'nin, bütünüyle, bir Osmanlı Devleti bırakmak ve korumak isteğinde olup olamayacağını bir kez düşünüp düşünmedikleri üzerinde durmak gerekir.

Eğer kırmızı ışıktaysan durmak zorundasın.

Eğer trafik lambası kırmızı yanıyorsa durmak zorundasın.

Evde durmak sıkıcıdır.

Bütün gün evde durmak istemiyorum.

Durmak yok, yola devam.

Tünelde durmak yasaktır.

Her şeyden uzak durmak istiyor.

Geçimsiz insanlardan uzak durmak en iyisi.

Canım hiçbir şey yapmak istemiyordu ama bir şey yapmadan durmak da sıkıcıydı.

Uzak durmak istediğim şey buydu.

Sadece iyi olmak yetmez. Kötüden de uzak durmak lazım.

Sadece ısı verip ışık vermeyen tartışmalardan uzak durmak en doğrusudur.

Ayıyla dans ettiğinde ayının canı durmak isteyene dek duramazsın.

Neden durmak zorunda kaldı?

Yarı yolda durmak korku işaretidir. - Bazen bu bir cesaret işaretidir.

Yük aşağı düştüğü için kamyon durmak zorundaydı.

Nefesini tutmak için durmak zorunda kaldı.

Yağmur durmak yerine daha da şiddetlendi.

Eğer "engelleme kültürü" bahsedildiği gibi olsaydı, otoriter liderler ona karşı durmak yerine onu kabul ederdi.

Akan sular durmak.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English