Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "durum"

Learn how to use durum in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Son durum ne?
Translate from Turkish to English

İç savaş sırasında, ülke anarşik bir durum içindeydi.
Translate from Turkish to English

Belirleyen esas unsurun olmaması ilginç bir durum.
Translate from Turkish to English

Fakat büyük olasılıkla sonuncu olacağım, bu acınacak bir durum.
Translate from Turkish to English

Durum şiddetle sonuçlandı.
Translate from Turkish to English

Durum çaresizdi.
Translate from Turkish to English

Bir şemsiyeyi paylaşan iki erkek öğrenci ha? Bu oldukça tuhaf bir durum.
Translate from Turkish to English

Norveç'te yaşanan katliam ve son günlerde İngiltere'deki ayaklanma ve yağma, dünyanın içine sürüklendiği durum itibarı ile dehşet vericidir.
Translate from Turkish to English

Kazada kimsenin kurtarılamaması üzücü bir durum, değil mi?
Translate from Turkish to English

Durum daha da kötüleşti.
Translate from Turkish to English

Durum kontrol dışı görünüyordu.
Translate from Turkish to English

Yeni bir çalışma 65'ten daha büyük hastaların hastane kayıtlarının çoğunlukla yanlış olduğunu ortaya atmaktadır, bu durum ciddi tedavi hatalarına yol açabilir.
Translate from Turkish to English

Burada iki durum olabilir.
Translate from Turkish to English

Sizin durum analiziniz doğrudur.
Translate from Turkish to English

Onun öyle kötü sağlık içinde olmak zorunda olması üzücü bir durum.
Translate from Turkish to English

O çok tehlikeli bir durum.
Translate from Turkish to English

Tom durum hakkında herhangi bir şey bilmiyor.
Translate from Turkish to English

Tom yolda acil durum duruşu yaptı.
Translate from Turkish to English

Tom bir acil durum çağrısı aldı ve işi terk etmek zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Bu dergiye göre, Japonya'da ekonomik durum yıldan yıla gittikçe kötüleşiyor.
Translate from Turkish to English

Tom herhangi bir acil durum için hazır.
Translate from Turkish to English

Her dakika durum kötüleşiyordu.
Translate from Turkish to English

Bu durum sadece savaşla halledilebilirdi.
Translate from Turkish to English

Senin böyle bir şey yapman alışılmadık bir durum.
Translate from Turkish to English

Tom durum hakkında bir şey bilmiyormuş gibi yaptı.
Translate from Turkish to English

Genel durum bizim için avantajlı.
Translate from Turkish to English

Durum böyle değil.
Translate from Turkish to English

Durum ümitsizdir.
Translate from Turkish to English

Bu özel bir durum.
Translate from Turkish to English

Durum ümitsizdi.
Translate from Turkish to English

O acil durum butonuna bastı.
Translate from Turkish to English

Durum budur.
Translate from Turkish to English

Böyle bir durum için emsal yok.
Translate from Turkish to English

Durum artık kontrolden çıktı.
Translate from Turkish to English

Laboratuvara girmek, acil durum butonuna basın.
Translate from Turkish to English

Durum çok ciddi.
Translate from Turkish to English

Acil durum odasına görününüz.
Translate from Turkish to English

Durum ciddileşiyor.
Translate from Turkish to English

Oradaki durum kritikti.
Translate from Turkish to English

Ekonomik durum daha da kötüleşti.
Translate from Turkish to English

Durum ile bir ilgim yok.
Translate from Turkish to English

Yolda bir acil durum vardı.
Translate from Turkish to English

Politik durum değişti.
Translate from Turkish to English

Durum hiç değişmedi.
Translate from Turkish to English

Bir şey söylemedim, bu durum onu kızdırdı.
Translate from Turkish to English

Hiçbir şey söylemedi, bu durum onu kızdırdı.
Translate from Turkish to English

Durum çarpıcı bir biçimde değişti.
Translate from Turkish to English

Durum onların kontrolünden çıktı.
Translate from Turkish to English

Acil bir durum için hazırlıklı olmalısın.

Telefonsuzluk sıkıntılı bir durum.

Durum önemli ölçüde değişti.

Başka bir durum için onu ayıralım.

Durum sandığımızdan daha kötü.

Durum her dakika daha da kötüleşti.

Durum sert önlemler gerektiriyor.

Durum ertesi yıl değişti.

Ekonomik durum şimdi iyi değil.

O, sözünden döndü, bu durum eşini kızdırdı.

Onun hikayesi durum için uygun değildi.

Durum çok gergin ve tehlikeli görünüyordu.

Onun böyle bir fırsatı kaçırması üzücü bir durum.

Partiye gelememen üzücü bir durum.

O acil bir durum.

Bu aşırı bir durum.

Bu durum onu sinirlendirir.

Acil durum nedir?

Sözleri tuhaf bir durum yarattı.

Özgürlük; bir başkasının özgürlüğüne zarar veriyorsa bu noktada güvenlik güçleri devreye girmeli fakat hükûmetlerin insanları kalıplaştırmaya, onların düşüncelerini taraflı olarak şekillendirmeye ve hükûmetlerin isteği doğrultusunda hizaya sokmaya hakkı var mı ve bu durum sence mantıklı mı?

Bir insanın başka bir insana şans vermesi kadar aşağılayıcı bir durum var mı?

Bir durum var.

Durum değişmeden kalır.

Durum nedir?

Durum pek iç açıcı görünmüyor.

İçinde bulunduğu durum hiç kimsenin arzulayacağı cinsten değil.

Acil durum!

Bizler dijital bir çağda yaşıyoruz ve istediğimiz her bilginin de bize bir yerlerde, yazılı olarak bir kitap, kütüphane ya da bir veritabanı aracılığıyla erişilebilir olduğunu düşünmükten zevk alıyoruz. Ne var ki bu gerçek olmaktan uzak bir durum; dillerin büyük bir kısmı hiçbir zaman ne yazıldı ne de kayıt altına alındı.

Sen bana güvenmedin bu durum beni üzdü.

Durum bizim sandığımızdan daha kötü.

Durum düşündüğümden daha kötü.

Durum hakkında bir şey yapamayacağımıza inanmayı reddediyorum.

Fakat tuhaf bir durum vardı.

Japonya'da durum bu değil.

Ekonomik durum hiç içaçıcı değil.

Tom bu durum hakkında ne kadar biliyor?

Durum kritik.

Durum hakkında bir şey yapmalısın.

Bu durum hakkında ne yapmalıyız?

Bu durum için hazırlıklı olmalıyız.

Acil durum yöntemlerine başlamamız gerekiyor.

Tom'a durum hakkında ne düşündüğünü sormalıyız.

Tom'un açıkladığı durum aslında Boston'da bir kez oldu.

Boston'da durum nedir?

Boston'da durum neydi?

Durum hakkında bildiğin her şeyi bana söyle.

Durum hakkında daha fazla şey öğreninceye kadar Tom hiçbir şey söylememeye karar verdi.

Bu yıl durum eşi görülmemiş.

Acil bir durum değil.

Geç kalacaksın ve durum daha da kötü olacak!

Bu hassas bir durum.

Senin durum analizinle ilgili aynı fikirde olmadığım için, maalesef aynı görüşte değilim.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English