Learn how to use duygu in a Turkish sentence. Over 70 hand-picked examples.
Aşk, harika bir duygu, herkese hayatında günün birinde gelir.
Translate from Turkish to English
Mary duygu yüklü bir kız.
Translate from Turkish to English
Gelmiş geçmiş en iyi grup olmak nasıl bir duygu?
Translate from Turkish to English
Herhangi bir duygu, eğer samimi ise, istem dışıdır.
Translate from Turkish to English
Duygu karşılıklıdır.
Translate from Turkish to English
İnsanların vadesi dolunca ölecek olmasını bilmesi nasıl bir duygu?
Translate from Turkish to English
Senin ve arkadaşlarının gözlerine bakınca beyninden ne geçtiğini okumak kolay ve güzel bir duygu.
Translate from Turkish to English
Bunca yıl insanların ölmesine göz yummak nasıl bir duygu?
Translate from Turkish to English
Korku değil bu duygu, daha bir garipti.
Translate from Turkish to English
Bununla ilgili içimde kötü bir duygu var.
Translate from Turkish to English
Düğünleri onlar için çok duygu yüklü bir gündü.
Translate from Turkish to English
İki duygu birbirinin etkisini yok ediyor sanki.
Translate from Turkish to English
Gençleşmek nasıl bir duygu?
Translate from Turkish to English
Onu seviyorum, ama duygu karşılıklı değil.
Translate from Turkish to English
Başkalarına yardım ettikten sonra aldığımız iyi duygu gerçek bir hediyedir.
Translate from Turkish to English
Hata yapma, duygu karşılıklıdır.
Translate from Turkish to English
Tanınmak ayrı bir duygu.
Translate from Turkish to English
Tom nadiren duygu gösterir.
Translate from Turkish to English
Tom duygu göstermedi.
Translate from Turkish to English
Büyük duygu belirtileri gösterdi.
Translate from Turkish to English
Duygu karşılıklıydı.
Translate from Turkish to English
Onun yüzünde asla herhangi bir duygu göremezsin.
Translate from Turkish to English
Sen katılmayabilirsin ve beni sorgulamaya cesaret edebilirsin ama hatırla, duygu karşılıklıdır.
Translate from Turkish to English
Bu gerçekten iyi bir duygu.
Translate from Turkish to English
Bu çok güzel bir duygu.
Translate from Turkish to English
Bu oldukça iyi bir duygu.
Translate from Turkish to English
Sadece içimde garip bir duygu vardı.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'yi seviyor ama duygu karşılıklı değil.
Translate from Turkish to English
Ben sol ayağımda bir şey hissedemiyorum; hiç duygu yok.
Translate from Turkish to English
Ancak bu da büyük bir duygu.
Translate from Turkish to English
Bu hoş bir duygu.
Translate from Turkish to English
Her şeyi kaybetmek nasıl bir duygu?
Translate from Turkish to English
O duygu uzun sürmeyecek.
Translate from Turkish to English
O, duygu ile üstesinden geldi.
Translate from Turkish to English
O en iyi duygu.
Translate from Turkish to English
Aktör duygu ile rol oynadı.
Translate from Turkish to English
O duygu yüzünden bunalmıştı.
Translate from Turkish to English
Hasta olmak nasıl bir duygu?
Translate from Turkish to English
Tek bir çocuk olmak nasıl bir duygu?
Translate from Turkish to English
Böyle güzel bir kadınla evli olmak nasıl bir duygu?
Translate from Turkish to English
Bu güzel bir duygu.
Translate from Turkish to English
Tom duygu ile ağladı.
Translate from Turkish to English
Bazen seninle ilgili tek bir düşünce birden dünyanın rengarenk ve daha büyük gözükmesine, dertlerin azalmasına yeterli oluyor ve içimi hoş bir duygu kaplıyor. İşte ask bu! Siyahı beyazı yok. Önemli olan kalpten sevmek.
Translate from Turkish to English
Eve geri dönmek nasıl bir duygu?
Translate from Turkish to English
Bu harika bir duygu.
Translate from Turkish to English
Bu çok ödüllendirici bir duygu.
Translate from Turkish to English
Bana aşık olmanın nasıl bir duygu olduğunu söyle.
O geceye kadar onların arasında herhangi bir kötü duygu yoktu.
Bu inanılmaz bir duygu.
Duygu muhtemelen karşılıklı.
Rahat bir duygu değildi.
Peki, baba olmak nasıl bir duygu?
Anne olmak nasıl bir duygu?
Tom'a karşı olumsuz bir duygu beslemiyorum.
Duygu sömürüsü yapma Tom.
Ali'nin jübile maçında duygu dolu anlar yaşandı.
Evli olmak nasıl bir duygu?
Uygulamayı birtakım evrelere ayırmak ve olaylardan yararlanarak ulusun duygu ve düşüncelerini hazırlamak ve adım adım ilerleyerek amaca ulaşmaya çalışmak gerekiyordu. Nitekim öyle olmuştur.
Bu nasıl bir duygu?
Tom'la birlikte çalışmak nasıl bir duygu?
İçimde tarif edemediğim bir duygu var.
Bu sahne öylesine duygu yüklüydü ki gözyaşlarıma engel olamadım.
Bir iş tutkuya dönmüşse arkasında başka mantık aramamak lazım. Çünkü tutkunun kendisi başlı başına çok değerli bir duygu. Ona ulaşmak için ne yapıldığı ikincil önemde.
Duygu sömürüsü yapmayı bırak.
Ölümün sende uyandırdığı duygu ne?
İnsanların sevdikleriyle aralarının bozulup birbirlerinin her şeyini bilen yabancılar hâline dönüşmeleri çok tuhaf ve ürpertici bir duygu.
Kıskançlık insanı en pis suçları işlemeye bile itebilecek bir duygu.
Dibe vurduğunu sanıp daha da diplerin olduğunu fark etmek çok korkunç bir duygu.
Ali'nin duygu dolu sözleri bam telime dokundu.
Onun hissettiği bu duygu baskıydı.