Learn how to use eşya in a Turkish sentence. Over 77 hand-picked examples.
Burada hiç hediyelik eşya dükkanları var mı?
Translate from Turkish to English
En yakın kayıp eşya bürosu nerede?
Translate from Turkish to English
Daha az sayıda işçi eşya satın alacak paralı daha az sayıda insan anlamına geliyordu.
Translate from Turkish to English
Eşya postaneye gönderildiğinde, mallar postanenin hatasından dolayı kayboldu.
Translate from Turkish to English
Kayıp eşya bürosu nerede?
Translate from Turkish to English
O eşya kalmadı.
Translate from Turkish to English
Birinin eşya çaldığını gördüm.
Translate from Turkish to English
Otelde bir hediyelik eşya dükkânı var mı?
Translate from Turkish to English
O hâlâ kayıp eşya bürosunda.
Translate from Turkish to English
Tom eve bir hediyelik eşya getirmek istedi.
Translate from Turkish to English
İnsanlara hiçbir zaman tek kullanımlık bir eşya muamelesi yapmadım.
Translate from Turkish to English
Şemsiyeni Kayıp Eşya Bürosunda bulabilirsin.
Translate from Turkish to English
Şemsiyenizi Kayıp Eşya Bürosunda bulabilirsiniz.
Translate from Turkish to English
Bütün o eşya nedir?
Translate from Turkish to English
Bütün bu eşya nedir?
Translate from Turkish to English
Genellikle az eşya ile seyahat etmeye çalışırım.
Translate from Turkish to English
Şirket elektrikli eşya üretiyor.
Translate from Turkish to English
Onu, ikinci el eşya satan bir dükkândan aldım.
Translate from Turkish to English
Biraz eşya aldım.
Translate from Turkish to English
Turistler sık sık bu dükkandan hediyelik eşya satın aldılar.
Translate from Turkish to English
Turistler çoğunlukla bu dükkandan hediyelik eşya satın aldılar.
Translate from Turkish to English
Tom'a bütün bu eşya ile ne yapacağını söyledin mi?
Translate from Turkish to English
Bir hediyelik eşya dükkanında çalışıyorum.
Translate from Turkish to English
Bu cadde tehlikeli eşya nakilleri için kapalı.
Translate from Turkish to English
Ben eşya çalarım.
Translate from Turkish to English
O, eşya çalar.
Translate from Turkish to English
Mary eşya çalar.
Translate from Turkish to English
Biz eşya çalarız.
Translate from Turkish to English
Onlar eşya çalar.
Translate from Turkish to English
Evde, neredeyse hiç eşya yoktu.
Translate from Turkish to English
Bu eşya kaç yaşında?
Translate from Turkish to English
Ben sadece, bu yeri hatırlamak için birkaç hediyelik eşya istiyorum.
Translate from Turkish to English
Ben genellikle kullanılmış eşya satın almam.
Translate from Turkish to English
Kız arkadaşına bir hediyelik eşya aldın mı?
Translate from Turkish to English
Tom'un çatı katımda büyük bir eşya kutusu var.
Translate from Turkish to English
Kız arkadaşın için bir hatıra eşya aldın mı?
Translate from Turkish to English
Bu iyi eşya.
Translate from Turkish to English
Bu trenin eşya vagonu yok.
Translate from Turkish to English
Bu trende eşya vagonu yok.
Translate from Turkish to English
Bir sürü büyük eşya aldım.
Translate from Turkish to English
Arabanızda değerli eşya bırakmayın.
Translate from Turkish to English
Bu çevrede bir hediyelik eşya dükkanı var mı?
Translate from Turkish to English
Eski şehirde birçok hediyelik eşya mağazaları vardır.
Translate from Turkish to English
Fabrikamızda ticari eşya üretilir.
Translate from Turkish to English
Dan bir hediyelik eşya dükkanını soydu ve onu ateşe verdi.
Translate from Turkish to English
Günlük eşya bölümü hangi katta?
Translate from Turkish to English
Eşya satarak bunu tamir edemeyiz.
Translate from Turkish to English
Bu eşya ağırlığınca altın eder!
Translate from Turkish to English
İnsanlar eşya ister.
Translate from Turkish to English
Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.
Translate from Turkish to English
Mary bütün günü hediyelik eşya dükkanlarında geçirir.
Bütün bu eşya için ne kadar istiyorsun?
Orada bol miktarda eşya var.
Herkes için hediyelik eşya aldım.
Hediyelik eşya olarak bana bir anahtarlık satın al.
Dükkânda Dünya Kupası sembolüyle bezenmiş bir sürü hediyelik eşya vardı.
Hediyelik eşya nereden alabilirim?
Fazla eşya insana ayak bağı oluyor.
Eşya taşımaktan kolum koptu.
Ali'nin dedesi beyaz eşya tamircisiydi.
Ali'nin dedesi beyaz eşya bayisiydi.
Bulaşık makinesi ötekilere kıyaslanacak olursa nispeten yeni bir beyaz eşya türüdür.
Sizde çok fazla beyaz eşya var.
Tom bir hediyelik eşya dükkanında çalışıyor.
Tom, Mary'den yanına fazla eşya almamasını istedi.
Hediyelik eşya satılan bir dükkân açacaklar.
Arabanın torpidosunda değerli eşya bırakma.
Ev zınga zınk eşya doluysa robot süpürge kullanmak çok pratik olmaz.
Yeğenine hediyelik eşya almayı unuttuk.
Karının parası kapıya asılı eşya gibidir. Girersin yüzüne vurur, çıkarsın yüzüne vurur.
Evindeki en gereksiz eşya hangisi?
Tom turistlere harita ve hediyelik eşya satıyor.
Dikkat: Kırılabilir eşya.
Yaşamın amacı, bir bayrak yarışı misali kuşaktan kuşağa bilgi aktarmaktır. Bu basit canlılarda üreme yoluyla gen aktarımından ibaretken, daha gelişmiş canlılarda yavruların büyüklerinden görerek öğrenmesine de rastlanır. İnsan ise bilgiyi yazı, resim, eşya vb. kalıcı biçimlere sokmayı öğrenerek bu aktarım kapasitesini çok daha yüksek bir düzeye taşımıştır. Ama yöntem ne kadar gelişse de işin özünde amaç tüm düzeylerde aynıdır: Bilgi aktarımı.
Bu yakınlarda hediyelik eşya dükkânı var mı?
Bu civarda hediyelik eşya satan bir yer var mı?
Yüzme sezonunun sonunda, cankurtaran kayıp eşya odasında yirmi iki bornoz bulunuyordu.