Learn how to use edip in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Önümüzdeki pazar günü bizi ziyaret edip etmeyeceğini bilmiyorum.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'nin aşkını kabul ya da onu red edip etmeyeceğini bilmiyordu.
Translate from Turkish to English
Tom Boston'da çalışmaya devam edip etmeyeceği konusunda karar vermeliydi.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'nin onun teklifini kabul edip etmediğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Mary'nin Tom'un gerçekten ne kadar fakir olduğunu fark edip etmediğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Sorun onun gelecek ay bizi ziyaret edip etmeyeceğidir.
Translate from Turkish to English
Sorun ebeveynlerimin kabul edip etmeyecekleridir.
Translate from Turkish to English
Bana yardım edip etmeyeceğini ona sordum.
Translate from Turkish to English
Suçunu kabul edip etmemesinin hiçbir önemi yok.
Translate from Turkish to English
Bana yardım edip edemeyeceğini merak ediyordum.
Translate from Turkish to English
Bize yardım edip edemeyeceğinizi merak ediyordum.
Translate from Turkish to English
Bebeğimi ona emanet edip alışverişe gittim.
Translate from Turkish to English
Tom'un ne kadar yalnız olduğumu fark edip etmediğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Bunu yapmama birinin yardım edip edemeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Acele edip hatalar yapmaktansa acele etmemen daha iyidir.
Translate from Turkish to English
Çocukken ,ölürsem dünyanın hemen ortadan kaybolacağını düşündüm.Ne çocukça bir aldanma!Ben sadece dünyanın bensiz devam edip var olacağını kabullenemiyordum.
Translate from Turkish to English
Tom'un yardım edip edemeyeceğini bilmiyorum.
Translate from Turkish to English
Tom'un kabul edip etmemesi umurumda değil.
Translate from Turkish to English
Teknolojiyi ve yenilikleri takip edip onların daha iyisini yapmak için hep beraber çalışmalıyız.
Translate from Turkish to English
Beni anlamadan terk edip gitmesin.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'ye ev ödevinde ona yardım edip etmeyeceğini sordu.
Translate from Turkish to English
Onların teklifini kabul edip etmeyeceğimize karar vermek için üç saatimiz var.
Translate from Turkish to English
Yardım edip edemeyeceğini merak ediyordum.
Translate from Turkish to English
Tom'un bize yardım edip edemeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Tom'un yarın bize yardım edip etmeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Birinin bize bu konuda yardım edip edemeyeceğini çevredekilere soracağım ve anlayacağım.
Translate from Turkish to English
Tom'un bize yardım edip etmeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
O flört edip etmediğini bilmiyordum.
Translate from Turkish to English
Onun flört edip etmediğini bilmiyordum.
Translate from Turkish to English
Bu kez Tom'a yardım edip edemeyeceğimizi bilmiyorum.
Translate from Turkish to English
Mary dans edip şarkı söylemeyi sever.
Translate from Turkish to English
Pekâlâ. Diğer on beş Almanca cümleyi tercüme edip, ondan sonra ayrılacağım.
Translate from Turkish to English
Çorbaya her zamanki kadar çok tuz koymadım.Tom'un fark edip etmeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English
Tom bana partiden sonra kalıp kalamayacağımı ve ona temizlik yapmak için yardım edip edemeyeceğimi sordu.
Translate from Turkish to English
Sadece dikkat edip etmediğini görmek istedim.
Translate from Turkish to English
Telefon edip bir masa ayırtmalıydık.
Translate from Turkish to English
Tom bana piyanosunu taşımasına yardım edip etmeyeceğimi sordu.
Tom bana ona yardım edip etmeyeceğimi sordu.
Tenezzül edip bakmadı bile!
Gelecek hafta ona yardım edip edemeyeceğini Tom sana sormak istiyor.
Tom hararetli ve yorgun görünüyordu, ona soğuk bir içecek teklif edip, oturup dinlenmesini söyledim.
Benden nefret edip etmedikleri umurumda bile değil.
Yardım edip edemeyeceğimi göreceğiz.
Yazıp yazmayacağımı ya da telefon edip etmeyeceğimi merak ediyorum.
Tom'un farkı fark edip etmediğini merak ediyorum.
Bize yardım edip etmeyeceğini merak ediyorum.
Çok dikkat edip tetikte olmamı söyledi.
Kabul edip etmeyeceğimi ya da reddedip etmeyeceğimi bilmiyorum.
Tom'a yardım edip etmeyeceğini sormak için asla benim bile bir şansım olmadı.
Onun yardım edip etmeyeceğini zaten Tom'a sordum.
Bu havanın devam edip etmeyeceğini görmek ilginç olacaktır.
Onu nasıl yapacağını sana söylemek sadece devam edip onu kendim yapmaktan daha uzun sürer.
Bunu kabul edip etmeyeceğine karar verecek olan sensin.
Bu kenti terk edip asla geri dönmemek istiyorum.
Tom Meryem'i terk edip başka bir kadına gitti.
Onun planımızı kabul edip etmeyeceğini bilmiyorum.
Tom'u işi yapması için ikna edip edemeyeceğimi görelim.
Tom Mary'nin hala onu takip edip etmediğini görmek için omzunun üzerinden baktı.
Bunun bir şey ifade edip etmediğini bilmiyorum.
Onun kabul edip etmemesinin ne önemi var.
Bir an kavga edip bir an öpüşüyorlardı.
Sonra küçük Gerda, onun göğsüne dökülen, oradan kalbine nüfuz edip, buz kalıbını eriten ve orada saplanmış olan küçük cam parçasını alıp götüren sıcacık gözyaşlarını döktü.
Bana yardım edip etmemen umurumda değil.
Tom bana Mary'ye yardım edip etmemesi gerektiğini sordu.
Onun benim önerimi kabul edip etmeyeceği şüpheli.
Tom Mary'ye ona yardım edip etmeyeceğini sordu.
Bir yerli konuşucunun kendini bu şekilde ifade edip etmeyeceğinden şüpheliyim.
Tom Mary'nin teklifini kabul edip etmeyeceğini ya da reddedip etmeyeceğini bilmiyor.
Tom, polis tarafından öldürülmeden önce birkaç kişiye işkence edip öldürdü.
Lütfen bu filmi banyo edip yayınlayın.
Tom Mary'nin gitmeyi kabul edip etmeyeceğini bilmiyor.
Allah'a imanın varsa, tüm beş duyunu kontrol edip huzurlu bir uzun yaşam sürebilirsin.
Bizim güneşimizin yaklaşık beş milyar yıl içinde enerjisi tükenecektir. Bu olduğunda herhangi biri etraftaysa, onlar dünyayı terk edip yeni bir gezegen bulmak zorunda kalacaklar.
Bizim başarımız onun bize yardım edip etmemesine bağlı.
Onun kabul edip etmeyeceği açık değil.
Tom'un günde kaç saat çalıştığımı fark edip etmediğini merak ediyorum.
Fadıl, Güney Arizona'da atları tımar edip yetiştirdi.
Mekanı terk edip gittiler.
Tom Mary'ye fen bilgisi ödevinde ona yardım edip etmeyeceğini sordu.
Tom'un Mary'nin bunu yapmasına yardım edip etmeyeceğinden eminim.
Tom'un bunu yapmaya niyet edip etmediğini bilmiyorum.
Tom'un Mary'ye yardım edip etmeyeceğini merak ediyorum.
Tom'un gerçekten Mary'ye yardım edip etmeyeceğini merak ediyorum.
Tom'un bunu yapmasına yardım edip edemeyeceğini merak ediyorum.
Tom'un arkadaşlarının Mary'ye yardım edip etmeyeceğini merak ediyorum.
Tom ona yardım edip etmememizi umursamıyor.
Tom ona yardım edip etmememizi umursamadığını söyledi.
Tom sana önümüzdeki hafta sonu ona yardım edip etmeyeceğini sormak istedi.
Yardım edip edemeyeceğimi bilmiyorum.
Tom'a bunu yapmamıza yardım edip etmeyeceğini sorun.
Tom'a yardım edip etmemeniz umurumda değil.
Tom bana Mary'nin bunu yapmasına yardım edip etmeyeceğimi sordu.
Tom'a onu kabul edip etmediğini sordum.
Tom, Mary'ye ona yardım edip edemeyeceğini sordu.
Tom'un gitmeyi kabul edip etmeyeceğini bilmiyorum.
Tom'un gitmeyi kabul edip etmeyeceğini bilmiyordum.
Tom'a yardım edip edemeyeceğimi merak ediyorum.
Tom'un bize gerçekten yardım edip edemeyeceğini merak ediyorum.
Tom'un bu sorunu çözmemize yardım edip edemeyeceğini merak ediyorum.
Tom'un Boston'u terk edip etmediğini merak ediyorum.