Learn how to use elden in a Turkish sentence. Over 64 hand-picked examples.
Tom parayı elden çıkarmak için zaman kaybetmedi.
Translate from Turkish to English
Ödevlerini pazartesiye kadar elden teslim edeceksin.
Translate from Turkish to English
O, arazisini elden çıkarmak istiyor.
Translate from Turkish to English
Eski arabamı elden çıkardım.
Translate from Turkish to English
O kitaplarını elden çıkarmak istiyor.
Translate from Turkish to English
Benim eski paltoyu elden çıkardım.
Translate from Turkish to English
Lütfen notu elden ele gezdirin.
Translate from Turkish to English
Onun mücevher kutusunu elden çıkarmak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English
Oyunu oynayanlar yuvarlak oluşturacak şekilde (bacak ve ayakların konumu ters v seklinde) oturur ve sıkıca kenetlenirler. Ortaya bir ebe geçer. Eller bacakların altında olur ve bir havlu (ucu bağlanarak topuz haline getirilmiş) elden ele bacakların altında gezdirilir. Ebe olan bacakların arasından o havluyu almaya (bulmaya) çalışır. Tabi bu arada herkes sallanmakta ve pisi pisi demekte ve çeşitli şekillerde bağırmaktadırlar. Havluyu, uygun konumu bulan, ebenin sırtına hızlıca vurur ve tekrar alta verir ve havlu gezdirilir. Havluyu ebe kimin altında yakalarsa o kişi ebe olur ve ortaya geçer.
Translate from Turkish to English
Sanırım elden bir şey gelmezdi.
Translate from Turkish to English
Sanırım elden bir şey gelmez.
Translate from Turkish to English
Sen bana kazık atmasaydın kibarlığı elden bırakmazdım.
Translate from Turkish to English
Bunu yapmaktan nefret etmeme rağmen arabamı elden çıkardım.
Translate from Turkish to English
El elden üstündür.
Translate from Turkish to English
Bana inanabilirsin, çünkü bu haberi ilk elden duydum.
Translate from Turkish to English
Bilgiyi ilk elden aldım.
Translate from Turkish to English
Şu ana kadar birkaç kez elden geçirmiştir
Translate from Turkish to English
O elden ayaktan düştü.
Translate from Turkish to English
Veren el alan elden üstündür.
Translate from Turkish to English
Tedbiri elden bırakma.
Translate from Turkish to English
Bunu elden çıkarmak istediğinden emin misin?
Translate from Turkish to English
Tom polise ne olduğuna dair ilk elden bilgiler verdi.
Translate from Turkish to English
Tom tedbiri hiç elden bırakmaz.
Translate from Turkish to English
O borca batmıştı ve evini elden çıkarmak zorundaydı.
Translate from Turkish to English
Muhabir savaş hakkında ilk elden öğrendi.
Translate from Turkish to English
Ben bu bilgiyi birinci elden aldım.
Translate from Turkish to English
Kötü bir anlaşmayı elden geldiği kadar düzeltmek zorundaydık.
Translate from Turkish to English
Ben elden ağıza yaşıyorum.
Translate from Turkish to English
O, mobilyasını elden çıkardı. Bu şekilde, o kendini ve köpeğini besleyebilecek.
Translate from Turkish to English
O kürk ceketini elden çıkarmak zorundaydı.
Translate from Turkish to English
Bu ilk elden referansların bazılarına kontrol edin. Mümkün olduğunca objektif olmalıyım.
Translate from Turkish to English
Onu ilk elden yaşadım.
Translate from Turkish to English
Onları elden çıkarın.
Translate from Turkish to English
Gitarları genellikle elden çıkarmam.
Translate from Turkish to English
O borç batağına saplanmıştı ve evini elden çıkarmak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English
Tedbiri elden bıraktım.
Translate from Turkish to English
Arabayı elden çıkarabiliriz.
Translate from Turkish to English
Fotoğraf elden ele geçirildi.
Translate from Turkish to English
Kusura bakma, elden bir şey gelmez.
Translate from Turkish to English
Allah kimseyi elden ayaktan düşürmesin.
Anadoluspor bu maç savunma güvenliğini elden bırakmadı.
Nasipse gelir Hint'ten, Yemen'den; nasip değilse ne gelir elden?
Biz sadece elden birakırız, insanlara değil.
Sözleşmenin bir örneğini elden teslim aldım ve yedi gün içerisinde cayma hakkım olduğu konusunda bilgilendirildim.
Vilâyatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin kuruluş amacı da, doğu illerindeki bütün halkın dinsel ve siyasal haklarının özgürce gelişimini sağlayacak yasal yollara başvurmak; adı geçen illerdeki Müslüman halkın tarihsel ve ulusal haklarını, gerektiğinde, uygar toplumlar önünde savunmak; doğu illerinde yapılan zulüm ve cinayetlerin nedenleriyle etmenleri ve bunları yapanlar ve yaptıranlarla ilgili tarafsızca soruşturma açarak suçluların çabuklukla cezalandırılmalarını istemek; Türklerle azınlıklar arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesine ve eskisi gibi iyi bağların pekiştirilmesine çaba göstermek; doğu illerindeki savaştan doğma yıkım ve yoksulluğu, hükümet katında girişimlerde bulunarak elden geldiğince giderme yollarını aramaktı.
Elden gelen bölgesel önlemlerin alınmasına ve özellikle halkın gerçek durum üzerinde aydınlatılmasına ve orada bulunan yabancı birlik ve subaylardan çekinmeye yer olmadığının anlatılmasına önem verildi ve hemen o bölgede ulusal örgütler kurmaya girişildi.
Ali ekmek elden, su gölden yaşıyor.
Yaşlanınca elden ayaktan düştü.
Tedbiri elden bırakmayın.
Tom eski bilgisayarını elden çıkardı.
Tom tedbiri elden bıraktı.
Din elden gidiyor!
Tedbiri elden bırakmayacağım.
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.
Manastır şu anda elden geçiriliyor.
Takım üç sezondur şampiyonluğu elden bırakmıyor.
Türkiye yönetim sistemini elden geçiriyor.
Ankara tedbiri elden bırakmıyor.
Gereksiz askeri mülkler elden çıkarılıyor.
Birçok kişi maske takmanın grip ve nezle gibi mevsimsel hastalıklara yakalanma riskini de azalttığını birinci elden deneyimlediği için pandemi sürecinden sonra da özellikle soğuk havalarda maske kullanımının sıfırlanmayacağını tahmin ediyorum.
Şu an elden satış yapmıyoruz.
Geçirdiği kazadan sonra iyice elden ayaktan düştü.
Şarap şişesini elden ele gezdirerek ortaklaşa içtiler.
Boş zaman özgürce elden çıkarılabilen zamandır.