Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "ele"

Learn how to use ele in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Normanlar İngiltere'yi 1066'da ele geçirdi.
Translate from Turkish to English

Başmühendis, asistanı ile el ele araştırma yaptı.
Translate from Turkish to English

Ağustos ayı sonlarında İtilâf Devletleri, Paris'i ele geçirdi.
Translate from Turkish to English

Farragut, New Orleans'ı savaş olmadan ele geçirdi.
Translate from Turkish to English

John ve Mary'nin el ele yürüyüşünü izledim.
Translate from Turkish to English

O, ele avuca sığmayan bir çocuk.
Translate from Turkish to English

Hükümet ateşli silah ihracatını yeniden ele almaktadır.
Translate from Turkish to English

Anaokulu çocukları parkta el ele yürüyordu.
Translate from Turkish to English

Onlar diğer bir çiftçiyi ve oğlunu da ele geçirdiler.
Translate from Turkish to English

Washington'un ordusu Trenton'u ele geçirdi.
Translate from Turkish to English

Bu sorunu ele alma biçimimizle ilgili Tom gerçekten ne düşünüyor?
Translate from Turkish to English

Tom ve Mary el ele tutuşurken manzaraya hayran kaldılar.
Translate from Turkish to English

Birkaç gün içerisinde, Japonya, Amerikan Guam adasını ele geçirdi.
Translate from Turkish to English

Japonya'da, askeri liderler, hükümetin kontrolünü ele geçirdiler.
Translate from Turkish to English

Japonya ordusu 1931 yılının sonlarında Tokyo hükümetinin kontrolünü ele geçirdi.
Translate from Turkish to English

Tom durumu daha farklı şekilde ele almalıydı.
Translate from Turkish to English

Ofisteki herkes Tom'un sorunu ele alma şeklinden etkilendi.
Translate from Turkish to English

Teklifiniz toplantıda ele alındı.
Translate from Turkish to English

John ve Mary, her zaman el ele yürürler.
Translate from Turkish to English

Ben ele geçirildim.
Translate from Turkish to English

Bir adam onu ele geçirdi.
Translate from Turkish to English

Biz hırsızı ele geçirdik.
Translate from Turkish to English

O, korku yüzünden ele geçirilmiştir.
Translate from Turkish to English

Teklif geçen hafta ele alındı.
Translate from Turkish to English

Sonunda istediğim kitabı ele geçirdim.
Translate from Turkish to English

Lütfen notu elden ele gezdirin.
Translate from Turkish to English

O kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş gibi.
Translate from Turkish to English

Katil, kullandığı kredi kartı yüzünden yakayı ele verdi.
Translate from Turkish to English

İngilizler Breed's Hill'i ele geçirdi.
Translate from Turkish to English

Hızlı bir girişten sonra mesele derinlemesine ele alındı.
Translate from Turkish to English

Çift el ele yürüyor.
Translate from Turkish to English

1944'ün Haziranında Roma'yı ele geçirdiler.
Translate from Turkish to English

Kilisedeki herkes el ele tutuştular.
Translate from Turkish to English

Sorun kısa sürede ele alınacak.
Translate from Turkish to English

Franko'nun güçleri İspanya'da kontrolü ele geçirdi.
Translate from Turkish to English

İsyancılar başkentin kontrolünü ele geçirdiler.
Translate from Turkish to English

Birbirlerini tehdit ettiler ve ele verdiler.
Translate from Turkish to English

Sorunları ele almalıyız.
Translate from Turkish to English

Bu sorunlar dikkatle ele alınmalıdır.
Translate from Turkish to English

Kanser onu ele geçirdi.
Translate from Turkish to English

Tom, John ve Mary'yi el ele tutuşurlarken gördü.
Translate from Turkish to English

O çocuk ele avuca sığmıyor.
Translate from Turkish to English

El ele gittiler.
Translate from Turkish to English

Beni asla canlı ele geçiremeyeceksin!
Translate from Turkish to English

Oyunu oynayanlar yuvarlak oluşturacak şekilde (bacak ve ayakların konumu ters v seklinde) oturur ve sıkıca kenetlenirler. Ortaya bir ebe geçer. Eller bacakların altında olur ve bir havlu (ucu bağlanarak topuz haline getirilmiş) elden ele bacakların altında gezdirilir. Ebe olan bacakların arasından o havluyu almaya (bulmaya) çalışır. Tabi bu arada herkes sallanmakta ve pisi pisi demekte ve çeşitli şekillerde bağırmaktadırlar. Havluyu, uygun konumu bulan, ebenin sırtına hızlıca vurur ve tekrar alta verir ve havlu gezdirilir. Havluyu ebe kimin altında yakalarsa o kişi ebe olur ve ortaya geçer.

Yaşım beni ele verecek.

Tom ve Mary buz pateni alanında paten yaparken el ele tutuştular.

İnsan el ele vermediğinde nasıl ilerler?

Tom idareyi ele geçiriyor.

Silahlı kuvvetler bütün bölgeyi ele geçirmede başarılıydı.

Ele alınacak.

Onlar el ele tutuştular.

Onlar Tom'u ele geçirdiler.

Biz ele geçirildik.

Tom'u ele geçirdik.

Tom ve Mary sisin yağışını izlerken el ele tutuştular.

Yönetimi ele alıyorsun.

Onlar sorunlarını henüz çözemediler ama en azından onları ele alıyorlar.

Beni ele geçirmelerine müsaade etme.

Beni ele geçirmelerine müsaade etmeyin.

Tom, bilgisayarının kötü bir ruh tarafından ele geçirildiğini düşünüyor.

O sorunu oldukça iyi şekilde ele aldın.

Onların casuslarından birini ele geçirdik.

Teröristlerden bazılarını ele geçirdik.

Sadece el ele tutuşuyorduk.

Polis evi araştırdı ve iki kilo eroin ele geçirdi.

Bunlar benim, ele almanızı istediğim sorunlardır.

En son ne zaman birisiyle el ele dolaştın?

Kısa bir çatışmadan sonra kasabayı ele geçirdik.

Alkol, senin yaşamını ele geçirdi.

El ele verip bu ülkeyi kalkındıralım.

Tom ve Mary el ele tutuşuyorlar.

Mary, Tom ve Conchita'yı el ele tutuşurlarken gördü.

Ele parece infeliz.

Bu sabah bir öğrenciden bir silah ele geçirdim

Sorunu yapma yöntemini bildiğim tek yolla ele aldım.

Bunu tek başına ele almak zorunda kalacaksın.

Sakin görünmeye çalıştı ama titreyen elleri onu ele verdi.

Tom ve Mary'yi el ele tutuşurken gördüm.

Kontrolü ele alıyorum.

Beni ne ele verdi?

Bunu ele almanı istiyorum.

Onun kitabı trafik kazalarını ele alıyor.

O, Ben hakkında bazı bilgileri ele geçirdi.

Jim ve Mary'nin parkta el ele yürüdüklerini gördüm.

Tom John ve Mary'nin el ele tutuştuklarını fark etti.

Şehir, 1664 yılında İngilizler tarafından ele geçirildi.

Hadi dünyayı ele geçirelim!

Tom ve Mary el ele tutuşarak, caddede yürüdü.

Sevgili kardeşlerim, Hazreti İsa yükseldi! Sevgi nefret üzerinde zafer kazandı, hayat ölümü ele geçirdi, ışık karanlığı dağıttı.

Tom'u bir kızla el ele tutuşurken gördüm.

Polis okulda büyük miktarda uyuşturucu ele geçirdi.

Tom ve Mary el ele tutuştular.

O sorunu ele alayım.

Bir kere el ele tutuşmuştuk.

Tom'un Mary ile el ele tutuştuğunu gördüm.

Tom, dün el ele tutuştuğunu gördüğüm o kız yeni bir kız arkadaş mıydı?

Tom ve Mary el ele tutuşarak parkta yürüyorlardı.

İdareyi ele alın.

Sahip olduğun her şey bir gün seni ele geçirecektir.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English