Learn how to use epey in a Turkish sentence. Over 92 hand-picked examples.
Onun epey tecrübesi var.
Translate from Turkish to English
Tom epey bos zamanı var.
Translate from Turkish to English
Projeye epey para harcadık.
Translate from Turkish to English
Sen epey değiştin.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary beraber epey zaman geçirdiler.
Translate from Turkish to English
Objektif olarak bakınca, onun görüşleri rasyonalizmden epey uzak.
Translate from Turkish to English
Bu yüksek maaşınla epey birikim yapmışsındır diye tahmin ediyorum.
Translate from Turkish to English
Buna epey kafa yoruyorum.
Translate from Turkish to English
Epey kafa patlatıyorum.
Translate from Turkish to English
Tom yeni dairesinde, gürültü yapan komşularıyla epey sorun yaşıyor.
Translate from Turkish to English
Epey para kazandım.
Translate from Turkish to English
Birlikte epey zaman geçireceğiz.
Translate from Turkish to English
Burada epey insan var.
Translate from Turkish to English
Eline epey fırsat geçmişti senin.
Translate from Turkish to English
Tom epey acı içinde.
Translate from Turkish to English
Yaşlı amcam ve halam ikisi de epey katı ahlakçıdır.
Translate from Turkish to English
Biliyorum belli olmuyor, ama gerçekten misafir yatak odasından epey ıvır zıvır attım.
Translate from Turkish to English
Hey Tom, seni son görüşümden beri boyun epey uzamış.
Translate from Turkish to English
Hey Tom, seni son gördüğümden beri epey uzamışsın.
Translate from Turkish to English
Tom son zamanlarda epey uzadı.
Translate from Turkish to English
Şu an onların fikirlerini yermek kolay, fakat onlar o zaman epey haklı göründü.
Translate from Turkish to English
Bu, epey cesurca.
Translate from Turkish to English
Japoncam için faydalı olacak güzel bir yazı hazırlamaya çalıştım, ama öğretmenim yazıda epey yanlışlar olduğunu ve yeni baştan yazmam gerektiğini söyledi.
Translate from Turkish to English
Bu soğuk algınlığını atlatmam için epey zaman geçecek.
Translate from Turkish to English
Tom yeni klavyesine alışana kadar epey imla hatası yapıyordu.
Translate from Turkish to English
Bu iş epey karışabilir.
Translate from Turkish to English
Kızına epey para verdi.
Translate from Turkish to English
Bu aralar IT sertifikasyonlarına çalışmak için epey zaman harcıyorum.
Translate from Turkish to English
Kumarbaz epey para kaybetti.
Translate from Turkish to English
Seni epey önemsiyorum.
Translate from Turkish to English
Epey iyi oynadık.
Translate from Turkish to English
Yapacak epey işim var.
Translate from Turkish to English
Ben senden epey yaşlıyım.
Translate from Turkish to English
Tom epey çok yedi. Acıkmış olmalı.
Translate from Turkish to English
Aslında buna epey sevindim.
Translate from Turkish to English
Sami İslam hakkında epey bilgiliydi.
Translate from Turkish to English
O şehirde epey mahalle baskısı varmış.
Translate from Turkish to English
Tom bunu yaparken epey zorluk çekti.
Translate from Turkish to English
Kaybolup da otele geri dönmeye çalışırken epey zorlandım.
Translate from Turkish to English
Onu yolculuktan vazgeçirmeye çalışırken epey zorlandım.
Translate from Turkish to English
Bu raporu zamanında yetiştirmeye çalışırken epey zorlandım.
Translate from Turkish to English
Bu dükkânı tutarken epey hava parası ödedik.
Translate from Turkish to English
Tom bu konuda epey iyiydi.
Translate from Turkish to English
Tom bizden epey yaşlı.
Translate from Turkish to English
Tom epey heyecanlı görünüyordu.
Translate from Turkish to English
Tom epey dikkafalı.
Translate from Turkish to English
Dün gece Tom'un çenesi epey düşmüştü.
Translate from Turkish to English
İngilizcende epey ilerleme var.
Senden epey büyüğüm.
Yapmam gereken işler epey birikti.
Bunu yapmak epey güçtü.
Kutu epey ağırmış.
Tom anlaşması epey zor biridir.
Tom evlendikten sonra epey kilo aldı.
Bu kaynak geçerliliğini yitireli epey bir zaman oluyor.
Tom epey sinsi biri.
Tom epey hızlı yürüyordu.
Boyu eskiye göre epey uzamış galiba.
İstanbul'un hemen yamacında epey arazisi var.
İstanbul'un hemen dışında epey arsası var.
İstanbul'un yanıbaşında epey arsası var.
Şehrin epey dışındaki bir evde oğluyla beraber yaşıyor.
Çok ciddi değildi ama epey rahatsız ediciydi.
Epey hata yaptı.
Saat epey ilerliyor.
Ooo, saat epey ilerlemiş.
Aslında koşullar epey çeşitlilik gösteriyor.
Teknik analiz üzerine epey yazı ve kitap okudum ama borsanın kumar olduğuna dair düşüncem değişmedi.
Tetris ilk çıktığı zamanlarda heves edip epey oynamıştık.
Hindistan cevizini kırarken epey zorlandı.
Yabancı dil bilgim çok azken epey bilgim olduğunu sanırdım. Bilgim arttıkça aslında çok az bildiğimi fark etmeye başladım. Korkarım bu işin sonu Sokrates'in meşhur sözüne varacak.
Ayda birkaç kez kullanılan aletler mutfakta epey yer kaplıyor.
FOMO psikolojisine kapılıp daha da yükselir diye o hisseye epey para yatırmıştı, ama kâr satışları başlayıp hisse serbest düşüşe geçince fena badelendi.
Bu şarkının enstrümantal versiyonunu bulmakta epey zorlandım.
Tom, Mary'nin ilk sevişme öncesi gerginlik ve triplerini aşarken epey zorlandı.
Özel plaka almak için epey para ödedi.
Damlama yapan musluk ve rezervuarlar su faturasına epey etki edebilir.
Birkaç gündür aralıksız süren yağışlar baraj doluluk oranlarını epey yükseltti.
Böyle bir şey yapmayalı epey oldu.
Ödevi yaparken o kitaptan epey faydalandım.
Bir ara taksici cinayetleri epey yaygındı.
Mutfakları epey geniş olduğundan yer sıkıntısı çekmeden çift kapılı bir buzdolabı aldılar.
Tom epey zorladı.
Arabalardan epey anlıyor.
Ali'nin attığı tweet epey yürüdü.
Bu kazak üzerimde epey dökümlü durdu. Bir beden küçüğü belki daha yakışır.
"Bu aralar epey kilo aldım." "Ne iyi. Güzelliğinin hacmi artmış işte."
Filmin alt yazılarında epey çeviri hatası vardı.
Tom'dan haber almayalı epey zaman oldu.
5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü'nde İbrahim Tatlıses'e Yaşam Boyu Onur Ödülü verilmesi epey ironik olmuş.
Bu epey ağır bir ifade olur.
Bu iş için Ali'ye epey para tosladık.