Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "ertesi"

Learn how to use ertesi in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Bir saat aldım ve ertesi gün onu kaybettim.
Translate from Turkish to English

Tom pazartesi geldi ve ertesi gün geri döndü.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün geminin enkazı kıyıda hulundu.
Translate from Turkish to English

Tom pazartesi geldi ve ertesi gün geri gitti.
Translate from Turkish to English

Tom ve Jane tartıştılar fakat ertesi sabah barıştılar.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'ye ertesi gün boş olup olmadığını sordu.
Translate from Turkish to English

Tom ve Mary, ertesi hafta yine orada buluşmak için karar verdi.
Translate from Turkish to English

Tom bütün gece ve ertesi günün çoğunu bir kütük gibi uyudu.
Translate from Turkish to English

Tom, ertesi gün Mary ile buluşmak için randevu verdi.
Translate from Turkish to English

Ertesi sabah onu trenle seyahat ederken buldum.
Translate from Turkish to English

O, ertesi gün eve gideceğini söyledi.
Translate from Turkish to English

O, ertesi gün Nancy'nin boş olup olmadığını sordu.
Translate from Turkish to English

Tom ertesi cuma Mary'yi görmeye gitti.
Translate from Turkish to English

Tom pazartesi günü geldi ve ertesi gün eve geri gitti.
Translate from Turkish to English

Tom'un ertesi gün ne yapacağı hakkında en küçük bir fikri yoktu.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün hayatını kaybetti.
Translate from Turkish to English

Hamilton ertesi gün öldü.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün bacaklarım acıyordu.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün, Sophie oyuncak bebeğini taradı ve giydirdi çünkü arkadaşları geliyorlardı.
Translate from Turkish to English

Biz ertesi sabah çok uykuluyduk.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün zamanın var mı?
Translate from Turkish to English

Ona ertesi gün oraya gidip gitmeyeceğini sordum.
Translate from Turkish to English

Ertesi sabaha kadar beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.
Translate from Turkish to English

Biz ertesi gün Nikko'yu ziyaret ettik.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün Noel'di.
Translate from Turkish to English

Ertesi günü buluşalım.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün beni göreceğini söyledi.
Translate from Turkish to English

Ona ertesi gün gelmesini söyledim.
Translate from Turkish to English

Okul ertesi gün başlar.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün, Isabela eve geri geldi.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün Japonya'dan ayrılacaklardı.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün beni görmeye gel.
Translate from Turkish to English

İki general ertesi gün tekrar buluştular.
Translate from Turkish to English

Ertesi yıl bir aktris oldu.
Translate from Turkish to English

Durum ertesi yıl değişti.
Translate from Turkish to English

Ertesi sabah erken başlamayı kararlaştırdık.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün Kyoto'ya varacak.
Translate from Turkish to English

Bana ertesi gün başlayacağını söyledi.
Translate from Turkish to English

Bir kamera aldım fakat ertesi gün onu kaybettim.
Translate from Turkish to English

Jackson'ın adamları ertesi sabah gitmeye başladı.
Translate from Turkish to English

Oğullarıyla uzun bir yürüyüş yaptığında o hamlamıştı ve ertesi gün gergin ve ağrılıydı.
Translate from Turkish to English

Ertesi gün o gitti.
Translate from Turkish to English

Arabada eve giderken ertesi gün için planlar yapıyordu.
Translate from Turkish to English

O zaman meşgul olduğunu ama ertesi gün boş olacağını söyledi.
Translate from Turkish to English

Tom ertesi sabah ayrıldı.
Translate from Turkish to English

Tom ertesi gün acı bir kalıntı ile uyandı.
Translate from Turkish to English

Ertesi sabah herhangi bir açıklama yapmadan ortadan kayboldu.

Ertesi sabah Tom'u aradım.

Ertesi gün beni aradı.

Kardan adam ertesi sabah tamamen eridi.

Ertesi yıl 1. Dünya Savaşı patlak verdi.

Ertesi sabah, kardan adam tamamen erimişti.

O, pazartesi günü Urumqi'ye gitti ve ertesi gün buraya geri geldi.

Bir gün için hap almayı unutursanız, ertesi gün iki hap alın.

Britanyalılar geri çekildiler ama ertesi yıl tekrar saldırdılar.

Pazartesi geldin ve ertesi gün gittin.

Ertesi sabah, biz birlikte kahvaltı yaptık.

Birinci Dünya savaşı ertesi yıl patladı.

Ertesi sabah o, posta kutusunda elle yazılmış bir mektup buldu.

Çalışanların alışkanlıklarından biri sarhoş olmak ve ertesi güne kadar sefil hayatlarını unutmak için iş gününün sonunda bir barda ya da restoranda toplanmaktır.

Paris'te ilk gün arkadaşlarımızı gördük ve ertesi gün biz Louvre'a gittik.

Ertesi sabah Paris'e gidiyordum.

Ertesi sabah Paris'e gidecektim.

Ertesi gün evde olmalıyım.

Ertesi sabah Beyaz Ördek, yavrularını arayarak göletin etrafında dolandı durdu; isimleriyle seslendi, aradı taradı ama onlara dair hiçbir ize rastlayamadı.

Ertesi gün ne oldu?

Tom ertesi gün Mary'yi tekrar aradı.

Ertesi gün ağrı geri döndü.

Ertesi gün bir jak meyvesi satın aldım.

Tom ertesi gün istifa etti.

Ertesi gece, iyi uyumadım.

Kardan adam ertesi sabaha kadar tamamen erimişti.

Ertesi sabah, o gitmişti.

Ertesi sabah o ölmüştü.

"Kararın nedir?" "Kararı ertesi güne bırakabilir miyim?"

Doktordan ertesi gün tekrar gelip oğluna bakmasını istedi.

Onu ancak ertesi gün bulabildiler.

Tom ertesi gece öldü.

Ertesi sabah erkenden sirk bir sonraki kasabaya gitti.

O ertesi sabah Amerika'ya gideceği için sinirliydi.

Ertesi gün onlar uyandığında güneş zaten gökyüzünde yükselmişti.

O, onların okul müdürünün ertesi gün oraya gideceğini söyledi.

Ertesi gün öğleye kadar kalkmadım.

Ertesi sabah, Caroll Stadt ortadan kaybolmuştu.

O ertesi gün beni aradı.

Ertesi gün süvari eri daha kötüydü.

Tom ertesi yıl terk etti.

Biz bütün o geceyi, ertesi günü, sonraki geceyi mahzende geçirdik.

Ertesi gün, nehre gittim.

O, ertesi sabah çok erkenden uyandığında, hava hala karanlıktı.

Paolo bana ertesi gün ava çıkacağımızı söyledi.

O, annesine ertesi gün çalışacağını söyledi.

O bir el çantası satın aldı ama ertesi gün onu kaybetti.

Ertesi gün biraz daha iyi hissetti.

Tom ertesi gün erken bir başlangıç ​​yapması nedeniyle erken yatmaya gitti.

Tom ertesi gün tutuklandı.

Tom ertesi gün öldü.

Büyükanne uzaktan kumandanın nasıl kullanılacağını öğrendi ama ertesi gün unuttu.

Vassili'ye güzel kıyafetler giydirdiler ve o ertesi gün Anastasia ile evlendi.

İsa ertesi gün Celile'ye gitmeye karar verdi.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English