Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "eski"

Learn how to use eski in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Bunlar çok eski kitaplar.
Translate from Turkish to English

Odada eski bir sandalyeden başka bir şey yoktu.
Translate from Turkish to English

Futbol eski bir oyundur.
Translate from Turkish to English

Eski radyomuz için on dolar teklif etti.
Translate from Turkish to English

Eski tekerlekleri yenisiyle değiştir.
Translate from Turkish to English

Bu eski madeni paraları ondan aldım.
Translate from Turkish to English

Fransa'nın para birimi franktı ve sembolü "₣" idi. Frank Fransa'da artık kullanılmıyor ama Gine gibi bazı eski Fransız kolonilerinde hâlâ kullanılmaktadır.
Translate from Turkish to English

Eski İtalyan para birimi liretti ve sembolü "₤" idi. Liret Türk lirasıyla alâkalı değildir.
Translate from Turkish to English

Arjantin'in eski para birimi Austral'di. Sembolü "₳" idi.
Translate from Turkish to English

Eski kısıtlamayı kaldırmaya karar verdiler.
Translate from Turkish to English

Kara para skandalı, 11 Eylül, euronun yayılması, Eski Avrupa, IV. Hartz, Bayan Başbakan, vantilatör mili, iklim felaketi, mali kriz, enkaz primi ve kızgın vatandaş, Almanya'da yılın son 10 kelimesidir.
Translate from Turkish to English

Eski ev kötü bir şekildeydi.
Translate from Turkish to English

Nihayet o eski arkadaşı ile irtibata geçebildi.
Translate from Turkish to English

Çantam çok eski. Yeni bir tane almalıyım.
Translate from Turkish to English

Küçük ev, şimdiye kadar tıpkı altındaki kadar iyi olmasına rağmen,eski püskü görünmeye başladı.
Translate from Turkish to English

Birçok eski gelenek yavaş yavaş ortadan kalkıyor.
Translate from Turkish to English

Eski öğrenciyle tokalaştım.
Translate from Turkish to English

Kahverengi şapka eski.
Translate from Turkish to English

Onlarınki eski bir aile.
Translate from Turkish to English

Eski binayı yıkmaya karar verdiler.
Translate from Turkish to English

Hakimler için eski seçim süreci çok haksızdı.
Translate from Turkish to English

Fabrika eski makineleri kaldırmayı düşünüyor.
Translate from Turkish to English

Sonunda, biz, o eski püskü lokantada yemek yemeyi sona erdirdik.
Translate from Turkish to English

Eski günlerde, kışın buz pateni yapmaya giderdik ama şimdi çok yaşlıyız.
Translate from Turkish to English

Tom aldığı eski gitara yeni teller taktı.
Translate from Turkish to English

Eski olanlarının yanı sıra çağdaş Farsça şiirler batı dünyasında bilinmemektedir.
Translate from Turkish to English

Birçok Avrupalı ​​araştırmacılar on dokuzuncu yüzyılda eski Fars edebiyatı eğitimi almasına rağmen, yeni dünya çağdaş edebiyatımıza dikkat etmiyor.
Translate from Turkish to English

Tom ve ben eski arkadaşız.
Translate from Turkish to English

İki eski âşık arkadaş kalabiliyorsa, ya onlar hâlâ aşıktır ya da hiç olmadılar.
Translate from Turkish to English

Babam, çok eski bir araba kullanıyor.
Translate from Turkish to English

O siyasetçi eski bir tilki.
Translate from Turkish to English

Niçin öylesine eski bir arabayı istiyorsun?
Translate from Turkish to English

Lincoln eski siyasi rakibini karşıladı.
Translate from Turkish to English

Ben New York'ta iken, tesadüfen eski arkadaşımla karşılaştım.
Translate from Turkish to English

Eski alışkanlıklar zor biter.
Translate from Turkish to English

Modern arabalar birçok yönden eski olanlardan farklıdır.
Translate from Turkish to English

Bu kadar uzun bir zamandan sonra bu şarkıyı İşitmek gerçekten eski zamanları geri getiriyor.
Translate from Turkish to English

Eski arkadaşlarımdan biri uzun süredir ilk defa beni ziyaret etti.
Translate from Turkish to English

Tanıştığımızdan beri uzun zaman oldu, bir ya da iki içki içelim ve iyi eski günlerden konuşalım.

Tepenin üstündeki eski kilise on ikinci yüzyıla kadar uzanmaktadır.

Tepenin üstünde duran ev çok eski.

İstasyona giderken eski bir sınıf arkadaşıma rastladım.

İstasyona geri dönüş uzun bir yol olmasına rağmen, eski vagon yavaş yavaş yaklaştı.

İstasyonda benim eski öğretmenime rastladım.

İstasyonda eski bir arkadaşımla karşılaştım.

Eski sınıf arkadaşını tanıdın mı?

Eski mobilyayı kaldırdık.

Herkes bu eski başkentte yeni bir şey olduğunu bilir.

Bu eski kitap oldukça demode.

Bu eski kitap 50,000 yen değer.

Tom, eski bir aile fotoğrafı sayısallaştırdı ve onu annesine e-postayla gönderdi.

Ben eski bir arkadaşa rastladım.

Eski arkadaşımla buluşmak çok hoştu.

Eski arkadaşlar bana uğradı.

Eski arkadaşım evime uğradı.

Eski arkadaşım bana yazdı, yurt dışından dönüşü ile ilgili bilgi verdi.

Eski arkadaşlar resepsiyona davet edildi.

Tatoeba: Bizim sizden daha eski cümlelerimiz var.

Eski ayakkabılarını çıkararak yenilerini giydi.

Bay Suzuki, eski bir Başbakan, komitenin başkanı olacak.

Tam benim yeni spor arabamın arkasında park edilmiş eski bir külüstür vardı.

Eski sürümleri kontrol edin.

Eski şişelere yeni şarap koymayın.

Yeni bir tane almak için eski ehliyetini teslim etmen gerekir.

İstasyonun dışında eski bir arkadaşıma rastladım.

Onun hikayesi bana eski güzel günleri hatırlattı.

Eski arabamı elden çıkardım.

Bu eski posta pullarını nasıl elde ettiniz?

Tom köpeği kurulamak için eski havlu kullandı.

Onlar eski binayı iki gün içinde yıkacaklar.

Kurgu peri masalları ve mitler kadar eski.

Sheila ve ben eski arkadaşız.

Aynı eski sorun.

Yumi Ishiyama Lyoko Takımı'nın en eski üyesidir.

Tom köpeği kurulamak için eski havluları kullanırdı.

Tom Akdenizin eski medeniyetlerinin öğrenimini görüyor.

Tom'un çok eski bir otomobili var.

Tom eski bozuk paraları topladı.

Tom eski patronunu bir konferansta gördü.

Tom yeni Fransız kornasında eski bir İrlanda şarkısını çaldı.

Doğduğum kasaba eski kalesiyle ünlüdür.

O eski şarkılar söylemeye düşkündür.

Tom'un elbiseleri eski ama temizdi.

Tom eski arabasından kurtuluyor.

Tom ve Mary eski evlerini yıktırdı.

Tom ve Mary her zaman aynı eski şeyler hakkında konuşurlar. Bu bir tür sıkıcıdır.

Mary'nin eski-karısıdır.

Ben dün Charlie Chaplin'i anlatan eski bir film gördüm.

Dün partide eski bir arkadaşıma rastladım.

Ben dün beklenmedik bir şekilde otobüste benim eski bir arkadaşla karşılaştım.

Dün havalanında eski bir arkadaşımla karşılaştım.

Eski bir atasözü zamanın nakit olduğunu söylüyor.

Tom eski kamyonuna ne olduğunu merak etti.

Tom eski kitaplarını yatağın altına doldurdu.

Tom geceyi eski bir avcı kulübesinde geçirdi.

Tom kendini Mary'nin eski-kocası olarak tanıttı.

Tom eski arabasından kurtuldu.

Tom eski kitaplarından kurtuldu.

Tom eski elbiselerinin çoğunu son zamanlarda rastladığı evsiz adama verdi.

Tom eski halat köprüyü geçmeye çalışmanın mantıklı olmayacağına karar verdi.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English