Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "eskiden"

Learn how to use eskiden in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Balık yemek eskiden olduğu kadar şimdi sağlıklıklı mıdır?
Translate from Turkish to English

Linda şimdi çok dans etmiyor fakat eskiden çok dans ettiğini biliyorum.
Translate from Turkish to English

Eskiden şişmandım.
Translate from Turkish to English

Eskiden bardak altlıklarını toplardım.
Translate from Turkish to English

Eskiden bir gece kuşuydum fakat şimdi bir erken kalkanım.
Translate from Turkish to English

Ben eskiden olduğum gibi değilim.
Translate from Turkish to English

O eskiden olduğu kişi değil.
Translate from Turkish to English

Tom'un eskiden Boston'da yaşadığından şüphe yok.
Translate from Turkish to English

Eskiden konser verdiğimde Tom ve Mary arkada benim yedek şarkıcılarımdı.
Translate from Turkish to English

Tom'un eskiden uyuduğu odada bir dikiş makinesi ve bir ütü masası var.
Translate from Turkish to English

Eskiden Tom'la çok takılırdım, fakat o bu günlerde çok fazla buralarda değil.
Translate from Turkish to English

Tom'un eskiden uyuşturucu satıcıları ve katillerle takıldığını duydum.
Translate from Turkish to English

Jim eskiden olduğu gibi değil.
Translate from Turkish to English

O eskiden içerdi.
Translate from Turkish to English

O, eskiden olduğu gibi değil.
Translate from Turkish to English

O eskiden bir banka memuruydu.
Translate from Turkish to English

Tom eskiden çok fazla içerdi.
Translate from Turkish to English

Eskiden kahvaltıdan önce yürüyüş yapardım.
Translate from Turkish to English

Eskiden yaptığımız gibi parkta yemek yiyelim.
Translate from Turkish to English

Tom eskiden olduğu gibi gitarist değil.
Translate from Turkish to English

Eskiden burada bir ev vardı.
Translate from Turkish to English

Bu, eskiden ziyaret ettiğimiz tapınak.
Translate from Turkish to English

Eskiden yaşadığımız ev yıkıldı.
Translate from Turkish to English

Eskiden burada bir ilkokul vardı.
Translate from Turkish to English

Eskiden büyük bir atletmiş gibi görünüyor.
Translate from Turkish to English

Vücudum eskiden olduğu kadar esnek değil.
Translate from Turkish to English

Eskiden tenis oynardım.
Translate from Turkish to English

Biz eskiden arkadaştık.
Translate from Turkish to English

İnsanlar artık eskiden olduklarından daha eğitimli.
Translate from Turkish to English

Eskiden şarkı söyleyemezdim.
Translate from Turkish to English

Eskiden de şimdi de şarkı söylemekten nefret ediyorum.
Translate from Turkish to English

Sen eskiden bana kitap arası gazete küpürleriyle haberler yollardın hatırlıyor musun?
Translate from Turkish to English

Eskiden radyoda arkası yarın varmış. Ne güzel değil mi?
Translate from Turkish to English

Eskiden futbol maçlarını izleyen seyirciler arasında önemli görüşler paylaşılırmış.
Translate from Turkish to English

Ben eskiden çok çabuk kızan biriydim.
Translate from Turkish to English

Eskiden bazı şeylerin değeri vardı.
Translate from Turkish to English

Eskiden sevgiler ve sevdalar iki kişilikti.
Translate from Turkish to English

Eskiden böyle şeylerin bu sebepten olduğunu zannederdik.
Translate from Turkish to English

Eskiden sarışın ve yanık tenli olduğuna inanamıyorum.
Translate from Turkish to English

Bu evin eskiden senin olduğunu biliyorum.
Translate from Turkish to English

Eskiden babalara saygı vardı.
Translate from Turkish to English

Eskiden bir süpermarkette çalışırdım.
Translate from Turkish to English

Eskiden çok et yerdim.
Translate from Turkish to English

Tom bu yeri eskiden yaşadığı yerden daha çok seviyor.
Translate from Turkish to English

Tom ve ben eskiden oda arkadaşlarıydık.
Translate from Turkish to English

Ben eskiden yumuşakbaşlıydım.

Eskiden bu kent güzeldi.

Bu bina eskiden bir hasteneydi.

Ona saygı duyuyoruz, eskiden dernek başkanıydı.

Eskiden evde ışık kaynağı olarak, gaz lambası çok normaldi.

Eskiden bu gömlek sana çok yakışırdı ama sanırım kurutma makinesinde çekmiş.

Bizim rahmetliyle arkadaşlığımız çok eskiden.

Eskiden burada çalıştığını bilmiyordum.

Eskiden bir polis şefiyle evliymiş.

Eskiden kralların sofrasından bu yemek eksik olmazmış.

Biz eskiden iyi arkadaştık.

Eskiden bilimsel ve teknolojik danışmanlık yapan bir daire vardı.

Eskiden böyle vergiler yoktu.

Eskiden kardeş gibiydik.

Tom ve Mary'nin eskiden evli olduklarını bilmiyordum bile.

Eskiden Boston'da yaşadığını bilmiyordum bile.

Keşke işler eskiden olduğu şekilde olsa.

Tom eskiden olduğu gibi değil.

Eskiden burada otururdum.

Eskiden gittiğimiz restoran hâlâ çalışıyor.

Tom eskiden büyükannesiyle çok zaman geçiriyordu.

Bu eskiden kalma bir gelenek.

Eskiden fakirdim.

Eskiden zengindim.

Eskiden çocuklar ip atlardı.

Eskiden olduğumuzdan daha iyi durumdayız.

Eskiden onu tanırdım.

Babam eskiden çiftçiydi.

Eskiden gökyüzüne bakıp, yıldızlar arasındaki yerimizi düşünürdük.

Eskiden böyle sakin değildi.

Eskiden sevgi ile cinselliği ilişkilendirirdim.

Tom'un eskiden nerede yaşadığını bilmiyorum.

Bu, babamın eskiden gittiği okul.

Eskiden cinsiyetin doğuştan kazanıldığını savunanlardandım, ama artık ikili cinsiyet sistemine çok karşıyım.

Tom eskiden olduğu kadar utangaç değil.

Tom eskiden olduğu kadar sıska değil.

Tom eskiden olduğu kadar zengin değil.

Mary eskiden bir kuafördü.

Bu yer eskiden olduğu gibi görünüyor.

Eskiden ona güvenirdim.

Sen eskiden tanıdığım birine çok benziyorsun.

Eskiden olduğum aynı insan değilim.

Tom eskiden olduğu kadar şişman değil.

Bu resim eskiden ne kadar aptalca göründüğümü gösteriyor.

Biz eskiden komşu idik.

Eskiden cadıların gerçek olduğunu düşünürdüm. Bugün onların gerçek olduğunu biliyorum.

Eskiden Tom'la okula giderdim.

Güneş Sistemi'nin sekiz gezegeni var, eskiden dokuzuncusu olan Plüton şimdi cüce gezegen sınıfına konuldu.

İspanyolca eskiden Filipinler'in resmi diliydi.

Yeni seçilen belediye başkanı eskiden profesyonel güreşçiydi.

Chuck eskiden beri kasap.

Eskiden ABD'de açık evlilikler varmış.

Eskiden ABD'de pembe erkek rengi, mavi kız rengiymiş.

Eskiden ABD'de düellolar varmış.

Eskiden Rusya'da düellolar varmış.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English