Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "fark"

Learn how to use fark in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Bugün ya da yarın gitmen pek fark yaratmayacak.
Translate from Turkish to English

Teoride, teori ve pratik arasında hiçbir fark yoktur. Fakat pratikte var.
Translate from Turkish to English

Bir deliyle aramdaki tek fark benim deli olmamamdır.
Translate from Turkish to English

Facebook ve Twitter arasındaki fark, Twitter'ın bir mikroblog servisi olmasıdır.
Translate from Turkish to English

Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.
Translate from Turkish to English

Fark bu: o senden daha çok çalışıyor.
Translate from Turkish to English

Fark nedir?
Translate from Turkish to English

Aramızdaki görüş açısında bir fark var gibi görünüyor.
Translate from Turkish to English

Senin fikrinle benimki arasında temel bir fark vardır.
Translate from Turkish to English

Onların görüşleri arasında ince bir fark vardı.
Translate from Turkish to English

Bir hata yapmış olduğunu fark etti.
Translate from Turkish to English

Birisi fark edene kadar planı gizli tutmak zorundasın.
Translate from Turkish to English

İnsanlar genellikle kendi hataları fark etmezler.
Translate from Turkish to English

Yağmurlu veya güneşli fark etmez, hava nasıl olursa olsun açılış töreni saat dokuzda başlayacak.
Translate from Turkish to English

Yağmurlu veya güneşli fark etmez, atletizm yarışması düzenlenecek.
Translate from Turkish to English

Erkek kardeşim okumaya öylesine dalmıştı ki odaya girdiğimde beni fark etmedi.
Translate from Turkish to English

Lucy beni terk edinceye kadar onu ne kadar çok sevdiğimi fark etmedim.
Translate from Turkish to English

Çok az kişi onun partideki yokluğunu fark etti.
Translate from Turkish to English

Ben, onu otobüsten iner inmez fark ettim.
Translate from Turkish to English

Ne kadar çok öğrenirsek, cehaletimizi o kadar iyi fark ederiz.
Translate from Turkish to English

Ne kadar çok öğrenirsek, ne kadar az bildiğimizi o kadar çok fark ederiz.
Translate from Turkish to English

Benim için fark etmez.
Translate from Turkish to English

Tom sokakta yatan bir ayyaşı fark etti.
Translate from Turkish to English

Tom sokakta yatan bir sarhoşu fark etti.
Translate from Turkish to English

Bayrak yarışında Yankiler fark atıyorlar.
Translate from Turkish to English

Bir köy ve bir kasaba arasındaki fark nedir?
Translate from Turkish to English

Ben seni odaya girerken fark ettim.
Translate from Turkish to English

455 kadından bir kadın gebeliğinin yirminci haftasına kadar hamile olduğunu fark etmez.
Translate from Turkish to English

Her nasılsa, Japon lisem hakkında en fazla fark ettiğim şey öğrenciler tarafından öğretmenlerine gösterilen büyük saygıydı.
Translate from Turkish to English

Tom parasının bittiğini fark etti.
Translate from Turkish to English

Tom bir hata yaptığını fark etti.
Translate from Turkish to English

Tom herhangi bir sorun olduğunu fark etmiş gibi görünmüyordu.
Translate from Turkish to English

İki sözcük arasında anlamda ince bir fark var.
Translate from Turkish to English

O fark etmeden topu almaya çalışacağım.
Translate from Turkish to English

O, anne ve babasının onu izlediğini fark etti.
Translate from Turkish to English

Kafaları karışmış gezginler yanlış şehre doğru yöneldiklerini fark ettiler.
Translate from Turkish to English

İllede fark aranacaksa, o uzundur.
Translate from Turkish to English

Onun hatanı fark etmesi kesin.
Translate from Turkish to English

Aslanlar ve leoparlar arasındaki fark nedir?
Translate from Turkish to English

Tom, Mary'nin John'un geri dönmediğini fark etmeden önce ne kadar süre geçeceğini merak ediyor.

Sanırım hangi yüzme kulübüne katılacağım fark etmez.

Mary'nin Tom'un gerçekten ne kadar fakir olduğunu fark edip etmediğini merak ediyorum.

Tom cüzdanını kaybettiğini fark etti.

Tom fark edilmeden sınıfa daldı.

Tom Mary'nin aksadığını fark etti.

Sen bana söyleyene kadar ben bu belgenin önemini fark etmemiştim.

Tom yakında hatasının ciddiyetini fark etti.

Tom onun boğulduğunu fark etti.

Tom hesabı ödemediğini fark etti, bu yüzden restorana geri döndü.

Tom yanında hiç para olmadığını fark etti.

Tom gitme zamanı olduğunu fark etti.

Tom, Mary'nin çok zengin olduğunu fark etmedi.

Tom ayakkabılarındaki çamuru fark etmedi.

Tom duvardaki kurşun deliklerini fark etmedi.

Açıkçası Tom onun pahalı çay fincanlarından birini kırdığını Mary'nin fark etmemesini umut ediyor.

Tom ayakkabılarını bağlamayı unuttuğunu fark etti.

Tom'un odaya gizlice girdiğini başka hiç kimse fark etmedi.

Tom'un orada sıcak karşılanmadığını fark etmesi uzun zaman almadı.

Sonunda, Tom yardıma ihtiyacı olduğunu fark edecek.

Tom neler olduğunu fark etmeden önce polis Mary'yi çoktan tutuklamıştı.

Kabul etsende etmesende fark etmez.

O, övgünün kılık değiştirmiş bir hiciv olduğunu fark etmedi.

Bir çılgınla benim aramdaki tek fark benim bir çılgın olmamamdır.

Tom'un odadan ayrıldığını kimse fark etmedi.

Tom'un gelip gelmemesi benim için fark etmez.

Bu sihirbazlıktaki hileyi fark ettim.

Mary'nin onu aldattığını sonunda fark etti.

Chris Kate'i tuhaf bir çocukla mahallede yürürken fark etti.

O, Paul'ün onu ağaç ettiğini fark etti.

Ben bunu fark etmedim.

Bir fark var mıdır?

Herhangi bir değişiklik fark ettiniz mi?

Kimse onu fark etmedi.

O, küçük bir fark yaratır.

Onun dışarı çıktığını fark etmedim.

Bir büyük fark var.

Onun ellerinin titrediğini fark ettim.

Onun içeri gelişini fark ettin mi?

Onun yeni elbisesini fark ettin mi?

Tom Mary'de bir değişiklik fark etti.

Fark etmeyecek.

O, masanın üstündeki bir mektubu fark etti.

Eve vardığımda, cüzdanımı kaybettiğimi fark ettim.

Yemek yemek istememe rağmen, yemek yiyecek yeterli zamanımın olmadığını fark ettim.

Onun yeni bir şapka giydiğini fark ettim.

Onlar orada olmadığımı fark etmediler.

Onun odadan çıktığını fark etmedim.

Onun yeni gözlük taktığını fark ettim.

O gerçeği söylemenin daha iyi olacağını fark etti.

Köpeğimi beslerken, kapının açık bırakıldığını fark ettim.

Hiç kimse onun yokluğunu fark etmedi.

O, onun mahcubiyetini fark etti.

Bu gibi durumlarda söz konusu olumlu şeylerin muvaffakiyetsizleştiricileştiklerini derhal fark etmemiz gerekir.

Düşmanlarımız bizim için olumlu olabilecek şeyleri kimseye fark ettirmeden muvaffakiyetsizleştiricileştirivermenin peşindedirler.

Tom, Mary'nin çıktığını fark etmedi.

Gözlenmekte olduğumu fark ettim.

Onu fark etmeden hızla geçti.

Sonunda, hatalarını fark etti.

Onun ne kadar memnun olduğunu fark etmedim.

Onun odaya gizlice girdiğini fark ettim.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English