Learn how to use görmez in a Turkish sentence. Over 76 hand-picked examples.
Onu görür görmez gülmekten kırıldım.
Translate from Turkish to English
Köpeği görür görmez kedi kaçtı.
Translate from Turkish to English
O, beni görür görmez ağlamaya başladı.
Translate from Turkish to English
O beni görür görmez ağlamaya başladı.
Translate from Turkish to English
Görür görmez Mary'yi tanıdım.
Translate from Turkish to English
Tom soyguncunun bıçağını görür görmez korktu.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary'yi çok görmez.
Translate from Turkish to English
O beni görür görmez, gözyaşlarına boğuldu.
Translate from Turkish to English
O, onu görür görmez rengi soldu.
Translate from Turkish to English
Görür görmez onu tanıdım.
Translate from Turkish to English
Beni görür görmez gözyaşlarına boğuldu.
Translate from Turkish to English
Çocuk annesini görür görmez, ağlamayı kesti.
Translate from Turkish to English
Beni görür görmez, kaçtı.
Translate from Turkish to English
Onun cesedini yerde görür görmez polisi aradım.
Translate from Turkish to English
Tom, görür görmez Mary'yi tanıdı.
Translate from Turkish to English
Polisi görür görmez kaçtı.
Translate from Turkish to English
Köpek beni görür görmez, havlamaya başladı.
Translate from Turkish to English
Görür görmez aktörü tanıdım.
Translate from Turkish to English
Jack onu görür görmez ağlamaya başladı.
Translate from Turkish to English
Onu görür görmez haberi ona söyleyeceğim.
Translate from Turkish to English
Bana yalan söylemedin ama doğruyu da söylemedin. Ben görüyorken görmez oldum.
Translate from Turkish to English
Beni gözü görmez sanmanız çok çirkindi.
Translate from Turkish to English
Fethedilenler her zaman hatalıdır. Tarih, onların yenilgilerinden başka hiçbir şeyi görmez.
Translate from Turkish to English
Hırsız, polis arabasını görür görmez kaçtı.
Translate from Turkish to English
Aşk kusurları görmez.
Translate from Turkish to English
Seni görür görmez seni tanıdım.
Translate from Turkish to English
O beni görür görmez kaçtı.
Translate from Turkish to English
Ben oğlumu görür görmez ağlamaya başladım.
Translate from Turkish to English
Çocuk annesini görür görmez gözyaşlarına boğuldu.
Translate from Turkish to English
Kız bir canavar görür görmez kaçtı.
Translate from Turkish to English
O beni görür görmez bana doğru koşmaya başladı.
Translate from Turkish to English
O onu görür görmez benzi attı.
Translate from Turkish to English
O beni görür görmez kaçmaya başladı.
Translate from Turkish to English
Köpek beni görür görmez bana doğru koştu.
Translate from Turkish to English
Maymun onu görür görmez onun omuzlarına sıçradı.
Translate from Turkish to English
Kız annesini görür görmez birden ağlamaya başladı.
Translate from Turkish to English
Kız annesini görür görmez gözyaşlarına boğuldu.
Translate from Turkish to English
O, polisi görür görmez dışarı koştu.
Translate from Turkish to English
Bu e-postayı görür görmez lütfen hemen cevapla.
Translate from Turkish to English
Yoğun bir hayat yaşadığı için, o genellikle ailesini görmez.
Translate from Turkish to English
Tom Mary ve John'u görür görmez ağlamayı durdurdu.
Translate from Turkish to English
Bir domuz gökyüzünü hiç görmez.
Translate from Turkish to English
O beni görür görmez bir gülümseme ile beni selamladı.
Translate from Turkish to English
Bob kılık değiştirmiş olsa da görür görmez tanıdım.
Translate from Turkish to English
O, polisi görür görmez tabanları yağladı.
Translate from Turkish to English
O, polisi görür görmez uçarcasına kaçtı.
Translate from Turkish to English
O bir polis görür görmez kaçtı.
Translate from Turkish to English
Julia, Emilia'yı görmez.
Bu plastik, yangından zarar görmez.
Tom iğneyi görür görmez bayıldı.
Tom görür görmez öldürülecek.
O onu neredeyse hiç görmez.
Köpek beni görür görmez kaçtı.
Gözlüğüyle bile, o çok iyi görmez.
Göz kendi rahatlık düzeyinin ötesini görmez.
Onu görür görmez öldürürüm.
O ne yapmak zorunda olduğunu görür görmez, ortadan kayboldu.
Leyla başka kimseyi görmez.
Tanrılar korkaklığı hoş görmez.
Tom Mary'yi görür görmez ağlamaya başladı.
Tom Mary'yi görür görmez gülmeye başladı.
Tom Mary'yi görür görmez gülümsemeye başladı.
Tom Mary'yi görür görmez sinirlenmeye başladı.
Tom soyguncunun bıçağını görür görmez korkmuştu.
Her şeyde güzellik vardır, ama herkes görmez. Hayatın güzelliklerini yakaladığınız bir gün olsun.
Seni görür görmez, kalbim hızlı bir şekilde çarpmaya başlıyor.
Evrim her şeyi rastlantı olarak görmez.
İnşallah bizi kimse görmez.
Umarım bizi kimse görmez.
Umarım kimse seni böyle görmez.
Umarım kimse beni böyle görmez.
Ali çerçeveyi görür görmez şutunu çekti.
Kör görmez, sezer.
Tom, Mary'yi görür görmez tanıdı.
Bebeği görür görmez çok mutlu olmuştum.
Onu görür görmez ona aşık oldum.