Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "gücü"

Learn how to use gücü in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Ona gücü yetmez.
Translate from Turkish to English

Rüzgarın gücü yürümeyi zorlaştırdı.
Translate from Turkish to English

Bilmek bir şey değildir, hayal gücü her şeydir.
Translate from Turkish to English

O her gün, dışarıda yemek yerdi, ancak şimdi buna gücü yetmiyor.
Translate from Turkish to English

Onun evlenmeye gücü yetmiyor.
Translate from Turkish to English

Tom olağanüstü gücü olan bir atlettir.
Translate from Turkish to English

Tom bir soprano saksafon almak istedi fakat bir tane almaya gücü yetmedi.
Translate from Turkish to English

Tom yerel doğal yaşamı korumak için gücü dahilinde her şeyi yapmaya söz verdi.
Translate from Turkish to English

Tom bu tür bir şeyin tekrar olmamasını sağlamak için gücü dahilinde her şeyi yapacağını söyledi.
Translate from Turkish to English

Tom hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek için gücü dahilinde her şeyi yapıyor.
Translate from Turkish to English

Tom'un etkili bir hayal gücü var.
Translate from Turkish to English

Tom yanan binada sıkışmış çocukları kurtarmak için gücü dahilinde her şeyi yaptı.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin öğrenci konseyi başkanı seçilmesini önlemek için gücü dahilinde her şeyi yaptı.
Translate from Turkish to English

Tom'un böylesine pahalı bir gerdanlığı almaya asla gücü yetmedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un eskisi gibi gücü yok.
Translate from Turkish to English

Tom'un bir yat almaya gücü yetmez.
Translate from Turkish to English

Tom'un o tür bir bilgisayara gücü yetmez.
Translate from Turkish to English

Tom'un, Mary'nin ondan satın almasını istediği her şeyi maaşıyla almaya gücü yetmez.
Translate from Turkish to English

Hayal gücü, tüm uygarlığın köküdür.
Translate from Turkish to English

Tom'un Japonya'yı ziyaret etmeye paraca gücü yetmez.
Translate from Turkish to English

Onun mutlak gücü var.
Translate from Turkish to English

İnsan gücü, hiç sorun değildi.
Translate from Turkish to English

Onun çok canlı bir hayal gücü var.
Translate from Turkish to English

Tom'un çok fazla irade gücü vardır.
Translate from Turkish to English

Kralın gücü elinden alındı.
Translate from Turkish to English

Yeterli iş gücü olmayan bir ülke kendi kendine yeterli olamaz.
Translate from Turkish to English

Böyle pahalı bir eve kimin gücü yeter?
Translate from Turkish to English

Evi şöyle dursun, onun araba almaya bile gücü yetmez.
Translate from Turkish to English

ABD bir dünya gücü olmuştur.
Translate from Turkish to English

Gerçeklik yeterince hayal gücü ile yenilebilir.
Translate from Turkish to English

Gücü olan istediğini alır.
Translate from Turkish to English

Tom'un ona gücü yetmez.
Translate from Turkish to English

Şirket kâr payını arttırmak için ucuz iş gücü kullanıyor.
Translate from Turkish to English

Sen hayal gücü kıt birisin.
Translate from Turkish to English

Millet beraber gelişmeli ve alım gücü bireyler arasında daha adil dağıtılmalı.
Translate from Turkish to English

Tom'un gücü yoktu.
Translate from Turkish to English

Düşünce gücü önemlidir.
Translate from Turkish to English

Tom'un Mary'ye hoş bir şey almaya gücü yetmez.
Translate from Turkish to English

Bir ülkenin ekonomik gücü sadece üretme kabiliyetinde değil aynı zamanda tüketme yeteneğinde de bulunur.
Translate from Turkish to English

Tom hâlâ buna gücü yetmiyor.
Translate from Turkish to English

Bilimsel bilginin her artışıyla insanın kötülük için gücü iyilik için gücü gibi aynı oranda artırılır.
Translate from Turkish to English

Tom'un yeni bir araba satın almaya gücü yetmez.
Translate from Turkish to English

Tom'un çekmeceyi açmak için yeterli gücü yoktu.

Çarkı su gücü çeviriyor.

Bu ülkenin askerî gücü çok gelişmiştir.

Eğitilmiş insan gücü, dünyanın en önemli sermayesidir.

Dördüncü kuvvet olarak medyanın gücü bir kez daha ispatlandı.

Beynin öğrenme gücü sınırsızdır.

Kuşların keskin bir görme gücü vardır.

Tom hayal gücü çok kuvvetli değil, değil mi?

Tom üniversiteye gitmek istiyor ama maddi gücü yetmiyor.

Tom'un üst vücut gücü yok.

Bu sadece onun hayal gücü.

Bu makine bize bir sürü iş gücü kazandırır.

Çekim gücü mukavemeti mesafe ile hızlı bir şekilde azalır.

Tom'un gücü dönüyor.

Başkanın adamları ipten alacak gücü vardı, bir kalem oynatmaya bakardı iş.

Kurumsallaşmış ırkçılık polis gücü içinde önemli bir sorun.

Onun herhangi bir şey söyleyecek gücü yok.

Sizin pilin gücü düşük.

Mary'nin irade gücü yok.

Tom'un sigarayı bırakmak için irade gücü yok.

Tom'un irade gücü yok.

Hayal gücü çok güçlü bir araçtır.

Onun daha fazla gücü yok.

Sermaye, toprak ve iş gücü üretiminin üç ana faktörüdür.

Adalet mülkün değil, gücü yetenin temeli.

Bu dünyada gücü yeten haklıdır ne yazık ki.

Onun gücü, sıradan bir insanınkinden çok daha büyüktür.

Birçok evsiz insanın sağlıklı yiyecek almaya gücü yetmiyor.

Tom'un sadece şu anda bir ev almaya gücü yetemiyor.

Ben istediğim bir şeye gücü yetecek kadar yeterince zenginim.

Bazı insanlar gücü yetmediği için doktora gitmez.

İlerleme güzel bir kelimedir. Ama onun itici gücü değişikliktir ve değişikliğin kendi düşmanları vardır.

Sincap adamın süper gücü bir sincaba dönüşebilmesidir.

Onun zengin bir hayal gücü var.

Onun geniş bir hayal gücü var.

Onun büyük bir hayal gücü var.

Herkesin bir araba almaya gücü yetmez.

Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi sınırlıdır.

Onun yaratıcı bir hayal gücü var.

Gücü açacağım.

Tom'un evlenecek maddi gücü yok.

Tom'un bir araba alacak maddi gücü yok.

O kadar lükse Tom'un gücü yetmez.

Tom biraz yemek yedikten sonra, onun gücü döndü.

Bazı insanlar; her şeyi bilen, her şeye gücü yeten ve her yerde olan bir tanrının var olduğuna inanıyorlar.

Arabamın yeterli beygir gücü yok.

ABD'nin ekonomik gücü eskisi gibi değil.

Tanrı bize sevme gücü verdi.

Tom gücü başka her şeyden daha fazla sever.

Tom her gün dışarıda yemek yerdi, ama şimdi maddi gücü yetmiyor.

Mantık seni A'dan B'ye götürecektir. Hayal gücü seni her yere götürecektir.

Arjantin devlet başkanı şekerin yüksek satın alma gücü olan insanların bir hastalığı olduğunu söyledi.

Ben de bir dereceye kadar insanlardan korkuyorum, onların seni yok etme gücü var.

Tom her ne kadar Boston'u ziyaret etmek istiyorsa da onun buna gücü yetmiyor.

Yoksun olduğun şey dayanma gücü.

Tom'un kefalete gücü yetmez.

Kefalete gücü yetmediği için Tom hapishanede mahsur kaldı.

Tom'un bereketli bir hayal gücü var.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English