Learn how to use günden in a Turkish sentence. Over 98 hand-picked examples.
O, üç günden sonra geri geldi.
Translate from Turkish to English
Hava günden güne soğuyor.
Translate from Turkish to English
Hava günden güne soğudu.
Translate from Turkish to English
Hava günden güne ılıyor.
Translate from Turkish to English
Ben günden güne çok fazla İngilizce çalıştım.
Translate from Turkish to English
Hastanın durumu günden güne değişiyor.
Translate from Turkish to English
Uzun bir günden sonra Tom kanepede dinlenmeyi sever.
Translate from Turkish to English
O günden güne daha da güzelleşiyor.
Translate from Turkish to English
Tom birkaç günden sonra koşudan gerçekten hoşlanmaya başladı.
Translate from Turkish to English
Bacaklarım günden güne daha da iyileşiyor.
Translate from Turkish to English
Ken günden güne yüzmeye gider.
Translate from Turkish to English
Günden güne daha iyi olacağım.
Translate from Turkish to English
Günden güne çok çalıştım.
Translate from Turkish to English
Günden güne hava soğuyor.
Translate from Turkish to English
Günden güne hava ısınıyor.
Translate from Turkish to English
O, günden güne iyileşiyor.
Translate from Turkish to English
Duruşma günden güne devam etti.
Translate from Turkish to English
O, günden güne çok çalıştı.
Translate from Turkish to English
Günden güne hava gittikçe ısınıyor.
Translate from Turkish to English
Altının fiyatı günden güne değişiyor.
Translate from Turkish to English
Şiddetli yağmurlar bir günden daha fazla yağdı.
Translate from Turkish to English
Günden güne Müttefikler Almanları geri püskürttü.
Translate from Turkish to English
Bazen sessiz bir emekli hayatı yaşayabilmeyi düşünüyorum fakat buna birkaç günden daha fazla dayanabileceğimden şüpheliyim.
Translate from Turkish to English
Beni doğduğum günden beri mi kıskanıyorsun?
Translate from Turkish to English
Hibrit arabanın bizim tarafımızdan yapıldığını ilk günden beri biliyordum.
Translate from Turkish to English
Doğduğum günden itibaren sizin hazırladığınız eğitim planınız çok acımasızdı.
Translate from Turkish to English
Hastanın durumu günden güne iyiye gidiyor.
Translate from Turkish to English
Bebeğimiz günden güne büyüyor.
Translate from Turkish to English
Tom bir yerde üç günden daha uzun süre asla kalmaz.
Translate from Turkish to English
Tom geleceğini söylediği günden üç gün sonra Boston'a geldi.
Translate from Turkish to English
O ülkenin ekonomik durumu günden güne değişiyor.
Translate from Turkish to English
Beş günden beri o otelde kalıyor.
Translate from Turkish to English
Hava günden güne ısınıyor.
Translate from Turkish to English
Hasta günden güne gittikçe kötüleşiyor.
Translate from Turkish to English
İlişki daha ilk günden bir felaketti.
Translate from Turkish to English
O günden sonra Tom, bir süre toparlanamadı.
Translate from Turkish to English
O günden başlayarak sık sık buluştular.
Translate from Turkish to English
Doktor, hastasına bir iyi ve bir kötü haberi olduğunu söyler: "Kötü haber artık bu günden sonra yaşamayacaksınız. Ve işte iyi haber, bunu size dün söylemeyi unuttum."
Translate from Turkish to English
O günden beri Tom benimle konuşmadı.
Translate from Turkish to English
Seni gördüğüm günden beri seni seviyorum.
Translate from Turkish to English
Tom önceki günden beri hiç uyumadı.
Translate from Turkish to English
Seni ilk gördüğüm günden beri seni seviyorum.
Translate from Turkish to English
Evvelsi günden beri ara sıra yağmur yağıyor.
Translate from Turkish to English
Tatoebanın popülaritesi kurulduğu günden beri katlanarak artmaktadır.
Translate from Turkish to English
O günden sonra hiçbir şey düzgün gitmedi.
İşte yoğun geçen birkaç günden sonra, Tom bir değişikliği iple çekiyor.
Bu mesele gündeme geldiği günden beri inkâr ediyorlardı.
Tom günden güne daha iyi oluyor.
O bir günden fazla yaşamayacak.
O bir günden fazla yaşamaz.
Biz günden güne yaşlanıyoruz.
O günden sonra mutlu bir şekilde yaşadılar.
Fiyatlar günden güne yükseliyor.
Durum günden güne kötüleşiyor.
Tom'un ruh hali günden güne gözle görülür bir biçimde değişiyor.
Şu anda seninle ilk tanıştığımız günden daha güzelsin.
Ben o günden beri hala onu bekliyorum.
Tom o günden sonra bir daha asla Mary'yle konuşmadı.
O günden sonra, o bana asla selam vermeyecek.
Sebzelerin fiyatı günden güne değişir.
Ben günden güne yaşıyorum.
Bu hastanın durumu günden güne kötüleşiyor.
Şubat, yılın otuz günden daha az günü olan tek ayıdır.
Günden güne hava gittikçe soğuyor.
Bu üç günden daha önce oldu.
Evvelsi günden beri yağmur yağıyor ama bu öğleden sonra açabilir.
O dört günden daha fazla kalmayacak.
O, tatili sırasında günden güne golf oynadı.
O bir günden fazla hayatta kalmayacak.
Hava günden güne değişir.
O günden sonra, biz onun Japonca öğrenmesine yardımcı olduk.
Bir yıl 365 veya 366 günden oluşur.
İş yerinde uzun bir günden sonra onun ayakları yorgundu.
Akşamleyin bir bardak şarap meşgul bir günden sonra gevşememe yardımcı oluyor.
Onun için bir kazak örerek bir günden fazla harcadı.
O, programını günden güne değiştirir.
Ben hiçbir yerde asla üç günden fazla kalmam.
Ben hiçbir yerde üç günden daha fazla kalmam.
Bazı insanlar haftada beş günden fazla çalışır.
Tom o günden beri benden nefret ediyor.
Tom ilk günden beri burada bulunuyor.
İki günden fazla geçmedi.
Beşinci günden sonra yaşayan bir ölü gibi hissediyorum.
Bunu yapmak bir günden fazla zamanımızı alır.
Tom üç günden beri hiçbir şey yemediğini söylüyor.
Uzun bir günden sonra yeniden şarj oluyor.
Boston'da üç günden fazla kalmayacağım.
Ancak dokuz yılda yaptıklarımız bir mantık dizisiyle düşünülürse, ilk günden bugüne dek izlediğimiz genel gidişin, ilk kararın çizdiği çizgiden ve yöneldiği amaçtan hiç ayrılmamış olduğu kendiliğinden anlaşılır.
Bu nedenle cesaretimizi yitirmeyiz. Her ne kadar dış varlığımız harap oluyorsa da, iç varlığımız günden güne yenileniyor. Çünkü geçici, hafif sıkıntılarımız bize, ağırlıkta hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak kadar büyük, sonsuz bir yücelik kazandırmaktadır. Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır.
Şeytan uyuyakaldı bir gün. Rüzgâr sert esti. Üç tüy düştü şeytandan. Biri paraya yapıştı, diğeri mevkiye, öteki de ihtirasa. O günden sonra şeytan hiçbir şey yapmadı.
Ali bir günden bir güne bana kötü söz söylemedi.
Çalışanlar kırk günden fazla süredir grev yapıyor.
Kampanya süresi de otuz günden yirmi güne indirildi.
Bu işbirliği o günden bu yana sürekli büyüdü.
O günden beri çok şey değişti.
Günden güne ilerliyoruz.
Bir hafta; pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi ve pazar olmak üzere yedi günden oluşur.
Hastanın durumu günden güne farklılık gösteriyor.