Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "geçmişi"

Learn how to use geçmişi in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Onun geçmişi hakkında pek bir şey bilmiyoruz.
Translate from Turkish to English

Biraz geçmişi araştırma yapıyorum, ve size birkaç soru sormak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Onun geçmişi hakkında her türlü söylenti yükseldi.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin geçmişi hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyor.
Translate from Turkish to English

O, geçmişi hakkında her şeyi biliyor gibi görünüyor.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin geçmişi hakkında bir şey bilmiyor.
Translate from Turkish to English

Onun geçmişi ile ilgili anketler yaptık.
Translate from Turkish to English

Kriz zamanı geçmişi idealize etmenin manası yok.
Translate from Turkish to English

Onun geçmişi hakkında bir şey bilmiyorum.
Translate from Turkish to English

Firmamızın uzun, uzun bir geçmişi var.
Translate from Turkish to English

Tom'un başını belaya sokmakla ilgili uzun bir geçmişi var.
Translate from Turkish to English

Son on yıldır temiz bir geçmişi var.
Translate from Turkish to English

Latin Amerikalılar birkaç asır önce burada yaşamış olan yerlilerin geçmişi hakkında çok az şey bilmektedir.
Translate from Turkish to English

En mutlu kadınların, en mutlu uluslar gibi, bir öz geçmişi yoktur.
Translate from Turkish to English

Artık geçmişi konuşup durmayalım.
Translate from Turkish to English

Geçmişi silemezsin.
Translate from Turkish to English

Geçmişi konuşup duracaksak hepimizin hatalarının olduğu aşikar.
Translate from Turkish to English

Geçmişi düşünüp durmayacağım. Tek istediğim bundan sonra bana oyun oynamamanız.
Translate from Turkish to English

Geçmişi de görebiliyorum.
Translate from Turkish to English

Geçmişi unutmayı tercih ederim.
Translate from Turkish to English

Belki de senin sorunun şu; geçmişi çok fazla konuşuyorsun ve gelecek hakkında da çok fazla düşünüyorsun.
Translate from Turkish to English

Geçmişi geçmişte bırakmaya karar verdim.
Translate from Turkish to English

Tom'un geçmişi hakkında hiçbir şey bilmiyorum.
Translate from Turkish to English

Geçmişi değiştiremezsin.
Translate from Turkish to English

Geçmişi unut, geleceği yaşa.
Translate from Turkish to English

Geçmişi dünya olarak unutmak zorundayız.
Translate from Turkish to English

Geçmişi değiştiremeyiz.
Translate from Turkish to English

Biz geçmişi değiştiremeyiz.
Translate from Turkish to English

Türklerde camın geçmişi, çok eskilere dayanır.
Translate from Turkish to English

"Geçmişi ve geleceği bırak, gününü yaşa", "nasıl hissediyorsan öyle davran", "başkaları için değil kendin için yaşa", "sen de herkes kadar değerlisin, düşüncelerin ve duyguların da onlar kadar değerlidir" gibi aslında hiç de yanlış olmayan felsefi yargılar, köşe yazarlarının ve sunucuların elinde ve dilinde, toplumsal geleneklere, göreneklere, kültüre ve dile aykırı bireysel davranışların, nezaketsizliklerin, terbiyesizliklerin ve kültürsüzlüklerin yani "öğrenilmiş cehaletin" gerekçeleri olmaktadır.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin geçmişi hakkında her şeyi biliyor gibi görünüyor.
Translate from Turkish to English

Geçmişi unutmaya hazırım.
Translate from Turkish to English

Geçmişi unutalım.
Translate from Turkish to English

Tom'un geçmişi hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.
Translate from Turkish to English

Geçmişi unutmak için başka bir yere taşınmalısın.
Translate from Turkish to English

Geçmişi unutmak ve yeniden başlamak zorundasın.
Translate from Turkish to English

Geçmişi unut, şu anı yaşa, geleceği düşün.
Translate from Turkish to English

Yıllarca acı çektikten sonra, nihayet geçmişi unutmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verdi.

Dan geçmişi hakkında hiçbir şey söylemedi.

Geçmişi geride bırak ve şimdiye dikkat et.

Tom sana geçmişi hakkında bir şey söylemedi mi?

Tom sana geçmişi hakkında söyledi mi?

Tom Mary'nin geçmişi hakkında bir şey bilmiyordu.

Tomun geçmişi onunla arayı kapattı.

Onun geçmişi hakkında herhangi bir şey duydun mu?

Ben geçmişi arkamızda bırakmak istiyorum.

Birbirleriyle geçmişi konuşuyorlar.

Geçmişi olmayanın geleceği olmaz!

Tom geçmişi hakkında konuşmayı sevmiyor.

Tom'un kalp sorunuyla ilgili bir geçmişi var mı?

Geçmişi unutun. Dünle karşılaştırıldığında, bugünü daha çok seviyorum. Bunun sebebi anın tadını çıkarmaya çalışıyorum, bu kadar.

Tom'un veterinerlik geçmişi var.

Onun kuşkulu bir geçmişi var.

Bu resmin çok ilginç bir geçmişi var.

Dan Linda'nın geçmişi hakkında bir şey bilmiyordu.

Dan Linda'nın geçmişi hakkında daha fazla şey öğrendi.

Geçmişi arkamızda bırakalım.

Tom geçmişi hakkında Mary'ye bir şey söylememeli.

Mary'nin sıkıntılı bir geçmişi var.

Tom'un sıkıntılı bir geçmişi var.

Tom'un ilginç bir geçmişi var.

Tom kendi geçmişi ile gurur duymaktadır.

Geçmişi unutalım ve gelecek hakkında konuşalım.

Tarih geçmişi olmadan yapamaz.

Dan, Linda'nın sorunlu geçmişi hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalıştı.

Tom'un mütevazı bir geçmişi vardı ama o ülkenin en zengin adamlarından biri haline geldi.

Ve İngiltere'deki pek çok küçük kasaba gibi, onun oldukça uzun bir geçmişi vardır.

Belki de geçmişi kurcalamamak daha doğruydu.

Tom geçmişi değiştirmek zorunda kaldı.

Tom Mary'ye geçmişi hakkında daha fazla söyledi.

Geçmişi deşmek istemiyorum.

Biri gidip de geçmişi silemez.

Geçmişi geride bırakın ve devam edin.

Geçmişi unutma.

Fadıl'ın kesinlikle şiddet geçmişi yoktu.

Araştırmacılar Fadıl'ın geçmişi üzerine odaklandılar.

Sami'nin karanlık geçmişi yeniden ortaya çıktı.

Tom geçmişi hakkında samimidir.

Tom geçmişi konusunda çok açıktır.

Geçmişi hakkında hiç konuşmadı.

Leyla'nın suç geçmişi vardı.

Leyla'nın sabıka geçmişi vardı.

Sami, Ferit'in geçmişi hakkında Leyla'yı bilgilendirdi.

Sami, Leyla'nın geçmişi hakkında hiçbir şey bilmiyordu.

Sami'nin sıkıntılı bir geçmişi vardı.

Ne kadar bu konuda sızlanmaya devam edeceksin? Geçmişi değiştiremezsiniz.

Tom, Mary'nin geçmişi hakkında her şeyi biliyor görünüyordu.

Tom Mary'nin geçmişi hakkında bir şey biliyor gibi görünmüyordu..

Geçmişi bırak! Geleceğe bir şans ver!

Sami'nin gülümsemesi trajik bir geçmişi maskeliyor.

Sami'nin geçmişi onu sonsuza dek lanetli bıraktı.

Sami'nin suç geçmişi yoktu.

Sami'nin Leyla ile sorunlu bir geçmişi vardı.

Geçmişi değiştiremezsin. Ama gelecek halen avuçlarının içindedir.

Geçmişi bilmem ama, şimdi faksımız ve elektronik postalarımız var.

Tom'un geçmişi iniş ve çıkışlarla dolu.

Tom'un çalkantılı bir geçmişi var.

Tom'un geçmişi beni ilgilendirmiyor.

Her tür yaşamın değerini anladığında, geçmişi kafana takmakla daha fazla uğraşmazsın artık, bilakis geleceğini muhafaza etmek için kendini ona konsantre edersin.

Geçmişi karıştırmayalım.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English