Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "geleceği"

Learn how to use geleceği in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Geleceği varsa göreceği de var.
Translate from Turkish to English

Televizyonda, yüzünde ciddi bir görünümü olan birisi ülkemizin geleceği ile ilgili sorunlar hakkında konuşuyor.
Translate from Turkish to English

George'un geleceği kesindir.
Translate from Turkish to English

Savaşın geleceği belliydi.
Translate from Turkish to English

Bayan Harris oğlunun geleceği hakkında çok şüpheli.
Translate from Turkish to English

Onun geleceği kesindir.
Translate from Turkish to English

O, geleceği hakkında endişelidir.
Translate from Turkish to English

O, geleceği hakkında belirsizdir.
Translate from Turkish to English

O, geleceği hakkında güvensiz hissetti.
Translate from Turkish to English

Geleceği düşünmemek elimde değil.
Translate from Turkish to English

Ebeveynler genellikle kendi çocuklarının geleceği hakkında endişelidirler.
Translate from Turkish to English

Geleceği öngörebilirim.
Translate from Turkish to English

Geleceği düşünmeden edemiyorum.
Translate from Turkish to English

Washington sık sık geleceği düşündü.
Translate from Turkish to English

İşimizin geleceği iyi değil.
Translate from Turkish to English

Bazı insanlar geleceği tahmin edebildiklerini söylüyor.
Translate from Turkish to English

Hiç kimse geleceği önceden bilemez.
Translate from Turkish to English

Çocuğun parlak bir geleceği var.
Translate from Turkish to English

Çocuğun geleceği parlak.
Translate from Turkish to English

Hatalarımızdan ders çıkaralım ve geleceği güzel inşa edelim olur mu?
Translate from Turkish to English

Bu işin geleceği yok.
Translate from Turkish to English

O ona bağlı olduğu için, insanlığın geleceği belirsiz kalır.
Translate from Turkish to English

Bazen geleceği düşünüyorum ve nefes almayı unutuyorum.
Translate from Turkish to English

Geleceği bilmek ister misin?
Translate from Turkish to English

Şirketimizin geleceği tehlikede. Son birkaç yıldır aşırı derecede borçluyuz.
Translate from Turkish to English

Geleceği düşünmeliyim.
Translate from Turkish to English

Tom geleceği tahmin etmeye çalıştı.
Translate from Turkish to English

Tom aslında geleceği tahmin edebileceğine inanıyordu.
Translate from Turkish to English

Tom gerçekten geleceği tahmin edebileceğine inanıyordu.
Translate from Turkish to English

Erkek arkadaşım Japonya'da yaşıyor. Ben Almanya'da yaşıyorum.Bizim ilişkimizin bir geleceği var mı?
Translate from Turkish to English

İnsanlığın geleceği sizin ellerinizde.
Translate from Turkish to English

Tom geleceği tahmin edebileceğini söylüyor.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'ye geleceği tahmin edebileceğini söyledi.
Translate from Turkish to English

Geçmişi unut, geleceği yaşa.
Translate from Turkish to English

Geleceği için büyük hayalleri var.
Translate from Turkish to English

Geleceği önceden haber verebilir misin?
Translate from Turkish to English

Problem hakkında ne yapmaya çalıştığını anladığımı sanıyorum fakat geleceği de düşünmelisin.
Translate from Turkish to English

Tom'un aydınlık bir geleceği var.
Translate from Turkish to English

Bana onların geleceği saati tam olarak söyleyin.
Translate from Turkish to English

O, geleceği parlak bir öğrenci.
Translate from Turkish to English

Geleceği hakkında endişeleniyor.
Translate from Turkish to English

"Geçmişi ve geleceği bırak, gününü yaşa", "nasıl hissediyorsan öyle davran", "başkaları için değil kendin için yaşa", "sen de herkes kadar değerlisin, düşüncelerin ve duyguların da onlar kadar değerlidir" gibi aslında hiç de yanlış olmayan felsefi yargılar, köşe yazarlarının ve sunucuların elinde ve dilinde, toplumsal geleneklere, göreneklere, kültüre ve dile aykırı bireysel davranışların, nezaketsizliklerin, terbiyesizliklerin ve kültürsüzlüklerin yani "öğrenilmiş cehaletin" gerekçeleri olmaktadır.

O, geleceği çok parlak genç bir adamdır.

Evliliğimin geleceği hakkında çok endişeliyim.

Onun geleceği garantili.

Tom bir sonraki yemeğin nereden geleceği hakkında endişelenmedi.

Mars yaşayabileceğimiz geleceği parlak bir yer.

Bu teknolojinin iyi bir geleceği var.

Sanırım geleceği düşünsen iyi olur.

Geleceği umurumda değil.

O geleceği parlak bir genç.

Geçmişi unut, şu anı yaşa, geleceği düşün.

Tom geleceği hakkında endişeli.

Son günlerde Tom geleceği hakkında endişe ediyor.

Gerçekten geleceği görebiliyor musun?

Otelin geleceği çok umut verici görünüyor.

Tom geleceği değiştirmek zorunda kaldı.

Geçmişi olmayanın geleceği olmaz!

Tom'un geleceği parlaktır.

O evli bir adam olarak geleceği düşünmek zorunda.

Hiç kimse geleceği bilmiyor.

Her zaman geleceği görmeyi hayal ettim.

Ebeveynler her zaman çocuklarının geleceği hakkında endişeli.

Tom'un geleceği belirsiz kalmaya devam ediyor.

Biz Tom'un geleceği hakkında endişeliyiz.

Tomas geleceği değiştirdi.

Bana elini göster, sana geleceği anlatacağım.

Tom geleceği hakkında endişeleniyor.

O çocuğun çılgın bir geleceği var!

Bizim ülkemizin geleceği yoktur.

Tom geleceği okumaya çalışıyor.

Mary'nin ne zaman geleceği konusunda Tom'un hiçbir fikri yok.

Tom asla geleceği düşünmedi.

İnsanın geleceği, kadındır.

Kimse geleceği bilmiyor.

Sen gerçekten geleceği anlatabilir misin?

Bu, ülkemizin geleceği için hayati bir karar.

Geleceği öngörmeye çalışmayacağım.

Bu ülkenin geleceği hakkında çok endişeliyiz.

Bunun bir geleceği olabilir mi?

Bunun bir geleceği olabilir.

Öğretmen bizlerin anavatanın geleceği olduğumuzu söyledi.

Öğretmen bizim kendi anavatanımızın geleceği olduğumuzu söyledi.

Tom geleceği hakkında güvensiz hissediyor.

Avrupanın geleceği hakkında birlikte düşünmemiz gerekiyor.

Tom geleceği konusunda bana söz verdi.

Geleceği görebileceğinizi mi söylüyorsunuz?

Geleceği için endişelidir.

Geçmişin gözyaşları geleceği verimli kılar.

Ben insanlığın geleceği için korkuyorum.

Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu kendi başınıza yaratmaktır.

Anne, çocuklarının geleceği hakkında çok endişelidir.

Almanya'nın geleceği iyi ellerde.

Almanya'nın geleceği emin ellerde.

Bu seçim, bu ülkenin geleceği için önemlidir.

Tom geleceği hakkında endişeli olduğunu söyledi.

Onun önünde böyle parlak bir geleceği vardı.

Onun buraya geleceği kesin.

Ben şirketin geleceği ile ilgili üst düzey yöneticilerinin toplantısında duvardaki sinek olmayı isterdim.

Tom'un geleceği kesin.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English