Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "gelip"

Learn how to use gelip in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Çabucak aşağıya gelip gelemiyeceğini içhaberleşmede ona sorduk.
Translate from Turkish to English

Gelip gelemediğini bize bildir.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin bugün okula gelip gelmeyeceğinden emin değil.
Translate from Turkish to English

Tom, Mary'nin doğum günü partisine gelip gelmeyeceğinden emin değil.
Translate from Turkish to English

George'un gelip gelmediğini bilmiyorum.
Translate from Turkish to English

Tom onun gelip gelmeyeceğini bilmiyor.
Translate from Turkish to English

Eğer bir yere gitmen gerekirse, ben gelip seni alabilirim.
Translate from Turkish to English

Tom okuldan sonra çocukları gelip alacak.
Translate from Turkish to English

Gelip gelmemen önemli değil.
Translate from Turkish to English

Gelip gelmemen benim için önemli değil.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin yarın gelip gelmeyeceğinden emin değil.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin bugün gelip gelmeyeceğinden emin değil.
Translate from Turkish to English

Sorun onun gelip gelmeyeceğidir.
Translate from Turkish to English

Bugün okula gelip gelmeyeceğinden şüphe ediyorum.
Translate from Turkish to English

Bu gece onun gelip gelmeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Tom'un gelip gelmemesi benim için fark etmez.
Translate from Turkish to English

George'un gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.
Translate from Turkish to English

Bob'ın zamanında gelip gelmeyeceğinden kuşkuluyum.
Translate from Turkish to English

Bob'ın benim doğum günü partime gelip gelmeyeceğinden kuşkuluyum.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin gelip gelmediğini bilmiyor.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin yarın gelip gelmiyeceğini bilmiyor.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin gelip gelmeyeceğini bilmiyor.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin bizimle kampa gelip gelmeyeceğini bilmiyor.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin dağlara ya da plaja gelip gelmiyeceğini bilmiyor.
Translate from Turkish to English

Onun gelip gelmeyeceğinden şüpheliyim.
Translate from Turkish to English

Onun gelip gelmeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Şimdi gelip sizi görebilir miyim.
Translate from Turkish to English

Gelip gelmeyeceğini ona soracağım.
Translate from Turkish to English

Onun zamanında gelip gelmeyeceğinden süpheliyim.
Translate from Turkish to English

Yanıma gelip "Nasılsın?" dedi.
Translate from Turkish to English

Onun gelip gelmeyeceği konusunda şüpheliyim.
Translate from Turkish to English

Onun gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.
Translate from Turkish to English

Ara sıra gelip beni görür.
Translate from Turkish to English

Gelip John'a anlattılar.
Translate from Turkish to English

Bana onun gelip gelmediğini sordu.
Translate from Turkish to English

Gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.
Translate from Turkish to English

Onun buraya gelip gelmeyeceğini bilmek istiyorum.
Translate from Turkish to English

Onun gelip gelmeyeceği şüpheli.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin zamanında gelip gelmeyeceğinden şüphe ediyor.
Translate from Turkish to English

Onun zamanında gelip gelmeyeceğinden şüphe ediyorum.
Translate from Turkish to English

Pazar öğleden sonra 3'te gelip seni göreceğim.
Translate from Turkish to English

Uçağın zamanında gelip gelmeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Erkek kardeşimin geri gelip gelmeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Onun zamanında gelip gelmeyeceği şüphelidir.
Translate from Turkish to English

Şöhretler gelip geçici. Sadakatler değişken. Yönetim ekipleri gittikçe elemanlarından daha kopuk.

Gelip bizi ziyaret etmelisin!

Tom'un gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.

İçeri gelip bir bardak çay içmez misiniz?

Gelip benimle çalışmanı istiyorum.

Bütün gün boşum, sana uygun olan herhangi bir saatte gelip seni göreceğim.

Merhaba, benim. Gelip beni istasyondan alır mısın?

Tom'un gelip gelmediği umurumda değil.

Maskelerinizi çıkaracak mısınız, yoksa gelip tek tek ben mi çıkarayım?

Gerçekten babamın gelip gelmediğini ya da benim baba olup olmadığımı bilmiyorum.

Şu dünyaya gelip de kim aşık olmak istemez?

Sizce ben mi sizinle tanışmalıyım yoksa gelip siz mi tanışmalısınız?

Delikanlı olup evime gelip yüz yüze konuşmanızı o kadar çok bekledim ki siz hep kaçtınız.

Ben korkmadan doğrularımı söylediğimde neden gelip benimle bir kardeşiniz gibi konuşup doğruları öğretmediniz?

Geri gelip gelmeyeceğini her zaman merak ettim.

Hatırlıyorsun değil mi yaklaşık üç sene önce sana gelip sorduğumda doğruyu söyleyecektin.

Yabancıların bir tenis turnuvası var. Gelip izlemek ister misin?

Bence gelip bunu görmelisin.

Gelip şirketimizde çalışmanızı istiyorum.

Neden buraya gelip benimle oturmuyorsun?

Gelip piyanomu taşımama yardım etmek için pazartesi günü biraz zamanın var mı?

Bu hafta sonu gelip bize yardım etmenizin mümkün olacağını düşünüyor musun?

Tom'un yarın gelip gelmeyeceğini merak ediyorum.

Tom bana uykumun gelip gelmediğini sordu.

Tom Mary'ye onunla gelip gelmeyeceğini sordu.

Buraya gelip bana yardım eder misin?

Bu gece neden gelip akşam yemeğinde bize katılmıyorsun?

Tom'un gelip gelmeyeceği şüpheli.

Bir gün gelip benden özür dileyeceksin bunu unutma.

Lise arkadaşlarının dolduruşuna gelip beni bırakmamalıydı, değil mi?

Hemen gelip konuyu araştıracağını duyurdu.

Sağanak yağmur nedeniyle tamamen ıslandım. Arabanla gelip beni alır mısın?

Cumartesi günü gelip beni görmek ister misiniz?

Onun gelip gelmediği beni ilgilendirmez.

Elektrikçi önümüzdeki hafta gelip bu kabloyu onaracak.

Bu masadaki kitabımı kim gelip aldı?

Onun gelip gelmediğini bilmiyorum.

Bizi de gelip alacaklar mı?

Gelip beni almana ihtiyacım yok.

Eşim defalarca gelip özür diledi.

İspanya'yı ziyaret edersen, gelip gör beni.

Tom'un gelip gelmeyeceği hakkında hiçbir fikrim yok.

Tom arabayla gelip beni istasyondan alacak.

Okuldan sonra, Tom arabayla gelip beni alacak.

Gelip çocuğunuza sahip çıkın.

İstediğiniz zaman gelip burada kalabilirsiniz.

Gelip benimle yaşayabilirsin.

Tom'un gelip gelmeyeceğinden emin bile değilim.

Aslında, gelip gelemeyeceğimden emin değilim.

Partine gelip gelemeyeceğimden emin değilim.

Deneyeceğim ama sinemaya gelip gelemeyeceğimden emin değilim.

Bu gece gelip gelemeyeceğim şüpheli.

Seninle gelip gelemeyeceğimden emin değilim.

Gelip gelemeyeceğimi bilmiyorum.

Odama gelip bana yardım edebilir misin

Onun yarın gelip gelmeyeceğini merak ediyorum.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English