Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "gittikçe"

Learn how to use gittikçe in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Arttıkça gittikçe daha fazla yabancı görüyoruz.
Translate from Turkish to English

Çin halkının yaşamı şimdi gittikçe iyileşmesine rağmen, gelişme için hâlâ bir neden vardır.
Translate from Turkish to English

Gittikçe daha fazla çift balayı gezilerine yurt dışına gitmektedir.
Translate from Turkish to English

Gündüzler gittikçe daha çok ısınıyor.
Translate from Turkish to English

Banka hizmetleri gittikçe daha pahalı oluyor.
Translate from Turkish to English

Fiona'nın mektupları gittikçe daha az sıklıkta oluyordu.
Translate from Turkish to English

Bu gazete gittikçe daha az kopya satıyor.
Translate from Turkish to English

Çocuklarla gittikçe daha az zaman harcıyorsun.
Translate from Turkish to English

O gittikçe büyüdü.
Translate from Turkish to English

Aileler gittikçe daha az çocuk sahibi olmaya başladı.
Translate from Turkish to English

Günün sosyal sorunları gittikçe daha karmaşık olma eğilimindedir.
Translate from Turkish to English

Bu bilgi çağıdır, ve bilgisayarlar günlük hayatımızda gittikçe önemli rol oynuyorlar.
Translate from Turkish to English

O heyecanlandığında, gittikçe daha hızlı konuştu.
Translate from Turkish to English

İki kız kardeş gittikçe daha ünlü oldular.
Translate from Turkish to English

Gün geçerken, hava gittikçe kötüleşiyordu.
Translate from Turkish to English

Hatalarına rağmen seni gittikçe daha çok seviyorum.
Translate from Turkish to English

Bu dergiye göre, Japonya'da ekonomik durum yıldan yıla gittikçe kötüleşiyor.
Translate from Turkish to English

Kirlilik problemleri yıldan yıla gittikçe ciddileşiyor.
Translate from Turkish to English

Tom ve Mary gittikçe birbirlerinden uzaklaşıyorlar.
Translate from Turkish to English

Rus askerleri gittikçe daha fazla umut kaybetti.
Translate from Turkish to English

Zaman geçerken, insanlar konuyla gittikçe daha az ilgilendiler.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'yi gittikçe daha çok sevmeye başladı.
Translate from Turkish to English

Tom gittikçe Mary'den daha çok hoşlanıyordu.
Translate from Turkish to English

O bir eleştirmen olarak gittikçe daha çok ünlü oldu.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'den gittikçe hoşlanmaya başladı.
Translate from Turkish to English

Onun hikayesi gittikçe ilginç olacaktır.
Translate from Turkish to English

Büyüdükçe Tom gittikçe daha yakışıklı oldu.
Translate from Turkish to English

Dışarısı gittikçe aydınlanıyor.
Translate from Turkish to English

Hava gittikçe ısınıyor.
Translate from Turkish to English

Hava gittikçe soğuyor.
Translate from Turkish to English

O gittikçe ünlü oldu.
Translate from Turkish to English

Hava gittikçe kararıyor.
Translate from Turkish to English

Gittikçe gürültülü oluyordu.
Translate from Turkish to English

Gökyüzü gittikçe karardı.
Translate from Turkish to English

Rüzgar gittikçe güçlendi.
Translate from Turkish to English

Bugünlerde gittikçe daha fazla insan kır yaşantısını şehir yaşantısına tercih ediyorlar.
Translate from Turkish to English

Fiyatlar gittikçe yükseldi.
Translate from Turkish to English

Sen gittikçe otoriter oluyorsun,değil mi?
Translate from Turkish to English

Deniz gittikçe vahşileşti.
Translate from Turkish to English

Saçı gittikçe inceldi.
Translate from Turkish to English

Günden güne hava gittikçe ısınıyor.
Translate from Turkish to English

İşler gittikçe daha kötü bir hal alıyor.
Translate from Turkish to English

Gittikçe daha fazla kırlangıç görebiliriz.
Translate from Turkish to English

Gittikçe şişmanlıyor gibi görünüyor.
Translate from Turkish to English

Ses gittikçe zayıfladı.
Translate from Turkish to English

Saçım gittikçe grileşiyor.

Meseleler gittikçe kötüleşiyor.

Oyun gittikçe daha heyecan verici oldu.

Gittikçe güzelleşiyor.

Pirincin kalitesi gittikçe kötüleşmektedir.

Hikaye gittikçe heyecan verici oldu.

Şehrimiz gittikçe büyüyor.

İş gittikçe zorlaşmaya başlar.

O gittikçe güzelleşti.

Kalabalık gittikçe büyüyor.

Günler gittikçe uzuyor.

Gürültü gittikçe şiddetleniyor.

Okumak için gittikçe daha az zamanım oluyor.

Gittikçe daha fazla öğrenci protesto etmeye başladı.

Hikaye gittikçe daha ilginç oldu.

Tom'un gittikçe daha çok kafası karışmaya devam etti.

Dünyamız gittikçe küçülüyor.

Her gün gittikçe daha kötüleşiyor.

Gökyüzü gittikçe karardı ve rüzgar gittikçe daha sert esti.

Ses gittikçe zayıfladı, artık duyulmayıncaya kadar.

Sonunda sönünceye kadar, mum gittikçe küçüldü

Önceleri rock müziği sevmezdim, fakat gittikçe daha çok beğendim.

Ulumalar gittikçe yükseldi.

Yavru her gün gittikçe daha da büyüdü.

Zaman geçerken, gökyüzü gittikçe karardı.

Sonunda babasını boy olarak geçinceye kadar, çocuk gittikçe uzadı.

Fikir gittikçe hoşuna gitti.

Gittikçe daha fazla insan sığır yetiştirmeye başladı.

Kızın sesi gittikçe zayıfladı.

Köpek yavrusu her gün gittikçe büyüdü.

Gittikçe daha fazla insan onu desteklemeye karar verdi.

Bu günlerde bana gittikçe daha az sıklıkta yazıyor.

Şöhretler gelip geçici. Sadakatler değişken. Yönetim ekipleri gittikçe elemanlarından daha kopuk.

Gündüzler ve akşamlar gittikçe daha soğuk oluyor. Ağaçların yaprakları yakında kırmızı ve sarı olacaklar.

Yumi'nin Korecesi gittikçe daha iyi oluyor.

Seni her gün gittikçe daha çok seviyorum.

Çıplak yoga gittikçe daha popüler hale geliyor.

Ekoturizm gittikçe daha popüler.

Gittikçe kötüleşmeye devam etti.

Gittikçe kötüleşmeye devam ediyor.

Elektrikli otomobiller gittikçe daha popüler hale gelmektedir.

Tom her saat başı gittikçe güçsüzleşiyor.

Gittikçe artan sayıda evli çift ev işlerini paylaşıyor.

Servet gittikçe daha konsantre oluyor.

Ses sonunda kayboluncaya kadar gittikçe zayıfladı.

Geçit töreninin sesi gittikçe kayboldu.

Dünya gittikçe değişiyor, değil mi?

Gittikçe ikna edici bir şekilde konuştu.

Bilimcilere göre atmosfer yıldan yıla gittikçe daha fazla ısınıyor.

Mali durum haftadan haftaya gittikçe kötüleşiyor.

Gitmeliyim. Hava gittikçe kararıyor.

Hasta günden güne gittikçe kötüleşiyor.

Gökyüzü gittikçe aydınlanıyor.

Hayat gittikçe pahalılaşıyor.

Dijital müzik gittikçe daha popüler oluyor.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English