Learn how to use hafifçe in a Turkish sentence. Over 94 hand-picked examples.
Birisi omuzuma hafifçe vurdu.
Translate from Turkish to English
Ben, birinin omzuma hafifçe vurduğunu hissettim.
Translate from Turkish to English
O, elini hafifçe onun omzuna koydu.
Translate from Turkish to English
Kule sola doğru hafifçe eğildi.
Translate from Turkish to English
Başı bir tarafa doğru hafifçe eğik, sessizce ayakta durdu.
Translate from Turkish to English
Yol batıya doğru hafifçe kıvrılır.
Translate from Turkish to English
Kapıya hafifçe vurdu.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'nin omuzuna hafifçe vurdu.
Translate from Turkish to English
Tom birinin hafifçe omuzuna dokunduğunu hissetti.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe tavsiye vermez.
Translate from Turkish to English
Büyükannem biraz ağır işitir. Yani hafifçe sağırdır.
Translate from Turkish to English
O hafifçe omzuma vurdu.
Translate from Turkish to English
O, kapıyı hafifçe itti.
Translate from Turkish to English
Hafifçe bir hayal kırıklığına uğradım.
Translate from Turkish to English
Öğretmen sırtıma hafifçe vurdu.
Translate from Turkish to English
Omuzuna hafifçe elini koydu.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'yi yanağından hafifçe öptü.
Translate from Turkish to English
Kule batıya doğru hafifçe eğildi.
Translate from Turkish to English
Yol göle doğru hafifçe eğilimlidir.
Translate from Turkish to English
Hafifçe indim.
Translate from Turkish to English
Şartlar hafifçe farklı olmasına rağmen, bizim deneyin sonucu Robinson'unki ile aynı.
Translate from Turkish to English
Her zaman hafifçe giyinirim.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe kaşını çatıyordu.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe ağlıyor.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe başını salladı.
Translate from Turkish to English
Tom kapıyı hafifçe çaldı.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe kaşlarını çattı.
Translate from Turkish to English
Köpek hafifçe havladı.
Translate from Turkish to English
Omzuma hafifçe vurarak ona yardım ettiğim için bana teşekkür etti.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary'ye hafifçe fısıldadı.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'ye hafifçe başını salladı.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe topallar.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'nin kapısını hafifçe çaldı.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'yi dudaklarından hafifçe öptü.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'nin omzuna hafifçe vurdu.
Translate from Turkish to English
Sosu salatanın üzerine dökün ve hafifçe karıştırın.
Translate from Turkish to English
Yine de bugünlerde hesap makineleri okul sınavlarında özgürce kullanılabilmektedir ve şu anda birçok okulda matematik sınavı sırasında duyulan tek ses çocukların hesap makinelerine hafifçe vurmalarıdır.
Translate from Turkish to English
Mary'nin hafifçe bronzlaşmış bir cildi var.
Translate from Turkish to English
Dönmeden önce hafifçe fren yap.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe gülmekten kendini alamadı.
Translate from Turkish to English
Tom sırtına hafifçe vurdu.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe öksürdü.
Translate from Turkish to English
O hafifçe kızardı.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe gerildi.
Translate from Turkish to English
O, aşağıda kürk ceketini çıkardı, yukarı gitti ve kapıyı hafifçe çaldı.
Translate from Turkish to English
Tom kapıyı hafifçe açtı.
Translate from Turkish to English
Oda hafifçe ısındı.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe bıkkın görünüyor.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe kafası karışmış görünüyor.
Translate from Turkish to English
Tom hafifçe rahatsız görünüyor.
Translate from Turkish to English
Tom "Sadece gözlerini kapat." diye fısıldadı ve Mary gözlerini kapatınca, onun dudaklarını hafifçe öptü.
Tom hafifçe gülümsedi.
Profesör hafifçe gülümsedi.
Tom pencereye hafifçe vurdu.
Tom, Mary'yi dudaklarından hafifçe öptü.
Tom hafifçe yaralandı.
Üç bisikletçi hafifçe yaralandı.
Tom'un kamyonu hafifçe hasar gördü.
Ona ulaştım ve onun omzuna hafifçe vurdum.
Ben ona ulaştım ve omzuna hafifçe vurdum.
Tom sadece hafifçe yaralandı.
Tom hafifçe ürperdi.
Top hafifçe kavisli.
Tom hafifçe horlayarak yatakta uyuyordu.
Okyanus hafifçe alkalidir.
Bu yol, hafifçe sağa döner.
Bu yol, hafifçe sağa bükülür.
Tom'un kolu benimkine hafifçe çarptı.
Onun kolu benimkine hafifçe çarptı.
O erkeğin kolu benimkine hafifçe çarptı.
Böyle hafifçe giyinerek dışarı çıkarsan nezle olursun.
Onun doğru şeyi yapması için hafifçe dürtmek zorundayız.
Tom hafifçe yüzünü buruşturdu.
Oğlan görünüşte hafifçe babasına benziyordu.
Tom müzikle hafifçe sallanıyor.
O bana parmak uçları ile ensemin üzerine hafifçe dokundu ve bu beni ürpertti.
Ayağımı yere hafifçe vurdum.
Mary ayağını yere hafifçe vurdu.
Melekler uçabilirler çünkü kendilerini hafifçe alıyorlar.
O işaret parmağı ile kutuya hafifçe vurdu.
Tom omzuma hafifçe vurdu.
Tom kapıyı hafifçe kapadı ve parmak uçlarına basarak Mary'ye doğru yürüdü.
O her şeyi hafifçe alır.
Tom ayağını yere hafifçe vurdu.
Kahve seçmek ve para üstünü almak için hafifçe eğildim.
Mary başını hafifçe çevirdi.
Tom, Mary'nin kolunu hafifçe yumrukladı.
Bebeğin burnunu çimdikledim ama hafifçe.
Görüş olarak birbirimizden hafifçe ayrılıyoruz.
Ali perdeyi hafifçe aralayıp geleni geçeni kontrol etti.
Televizyona hafifçe vurunca yayındaki karıncalanma biraz düzelir gibi oldu.
Arka bahçenin kapısı hafifçe açıktı.
Alberto çok hafifçe fısıldadı.
Nehir buradan hafifçe sağa kıvrılıyor.