Learn how to use hakaret in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Nedensiz olarak bana hakaret etti.
Translate from Turkish to English
Nedeni olmadan bana hakaret etti.
Translate from Turkish to English
O, sanki ona hakaret etmişiz gibi davrandı.
Translate from Turkish to English
İfade insanlara hakaret etmek anlamına gelir.
Translate from Turkish to English
İftira niteliğinde, küçük düşürücü, müstehcen, uygunsuz, iffetsiz, pornografik, şiddet, suistimal, hakaret, tehdit ve taciz yorumlarına katlanılmaz.
Translate from Turkish to English
Hiç kimse bu adamlara hakaret etmek istemedi.
Translate from Turkish to English
Onlar ona ve eşine hakaret ettiler.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary sürekli birbirlerine hakaret eder.
Translate from Turkish to English
Benim sözümü hakaret olarak almış gibi görünüyor.
Translate from Turkish to English
Ona hakaret ettiğim için kızgındı.
Translate from Turkish to English
O ona hakaret etti.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary'ye hakaret etti.
Translate from Turkish to English
Öğrenci öğretmene hakaret etti.
Translate from Turkish to English
Ona hakaret etmeyin.
Translate from Turkish to English
O, bana herkesin önünde hakaret etti.
Translate from Turkish to English
O ona hakaret etti. Onun sinirlenme nedeni budur.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'ye hakaret etti. Bunun sebebi çok üzgün olmasıdır.
Translate from Turkish to English
Bizim takıma hakaret etti.
Translate from Turkish to English
İftira ve hakaret içeren yorumlarını çıkarmanı istiyorum yoksa avukatım seninle temas kuracak.
Translate from Turkish to English
Bana hakaret etme, Tom.
Translate from Turkish to English
O bir hakaret.
Translate from Turkish to English
Bu bir hakaret.
Translate from Turkish to English
Bana hakaret etme.
Translate from Turkish to English
Tom hakaret edilmiş görünüyor.
Translate from Turkish to English
Tom kendisine hakaret edildiğini biliyordu.
Translate from Turkish to English
Hakaret etmeye gerek yok.
Translate from Turkish to English
Mary garsona hakaret etti.
Translate from Turkish to English
Tom'a hakaret etmek istemedim.
Translate from Turkish to English
Bize hakaret ettiler.
Translate from Turkish to English
Sana hakaret etmek istemedim.
Translate from Turkish to English
Hakaret edildim.
Translate from Turkish to English
Bana herkesin önünde hakaret etti.
Translate from Turkish to English
Adam, hem millete hakaret ediyor, hem de milletten oy bekliyor!
Translate from Turkish to English
Bana hakaret etmeye mi çalışıyorsun?
Translate from Turkish to English
Cumhurbaşkanına hakaret etmek, kanunlarımıza göre suçtur.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary ve kocasına hakaret etti.
Translate from Turkish to English
Bunun bir iltifat mı yoksa bir hakaret mi olduğundan emin değilim.
Translate from Turkish to English
Hakaret edilmesine rağmen öfkesini tutmayı başardı.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'ye hakaret ettiğine pişman.
Translate from Turkish to English
Ben kimseye hakaret etmek istemedim.
Translate from Turkish to English
Gerçekten bana hakaret etmek istiyor musun?
Translate from Turkish to English
Hayatım boyunca hiç bu kadar hakaret edilmedim.
Translate from Turkish to English
"Burjuva" terimi hem orta hem de üst sınıflara bir hakaret olarak kullanılabilir.
Translate from Turkish to English
İnsanlara hakaret amaçlı bir ifade.
Translate from Turkish to English
O bir hakaret olarak düşünüldü mü?
Translate from Turkish to English
Birine aptal dediğimde, bu bir hakaret değil. Ben entelektüel gelişim için onun geniş potansiyele sahip olduğunu ona işaret ediyorum.
Translate from Turkish to English
Bu bir hakaret değil, bu bir yorum.
Kendine hakaret edildiğini hissettiğinde o sinirlendi.
Tatoeba bana hakaret ediyor!
Lütfen çocuğa hakaret etmeyin.
Tom sana hakaret etmek niyetinde olmadığını söyledi.
Diğer insanların önünde bana hakaret etme.
O bir hakaret miydi?
Ona hakaret edildi.
Benim zekama hakaret etmeyin.
Tom'a hakaret etme.
Tom'a hakaret etmek istemiyorum.
Bu bir iltifat mı yoksa hakaret mi?
Öğrenciler genellikle bir hakaret olarak birbirlerine "homo" derler.
Hiç kimse ülkeme hakaret etmez.
Hiç kimse ülkeme hakaret etmedi.
O bir hakaret değil.
Tom bana ağır biçimde hakaret etti ama ben ona aynen karşılık verdim.
Dan kabaca polis memuruna hakaret etti.
Hiç kimse ülkeme hakaret etmek istemedi.
Kimse ülkeme hakaret etmek istemez.
Ben sana hakaret etmiyorum, seni tarif ediyorum.
Tom kendisine hakaret eden bir adamı vurup öldürdü.
Dan öfkesini kaybedip Linda'ya hakaret etti ve ayrıldı.
Dan, Linda'ya ırksal olarak hakaret etti.
Ben ona hakaret etmek istemedim.
Ben onlara hakaret etmek istemedim.
Ben ona hakaret etmek istemiyorum.
Lütfen bizim zekamıza hakaret etme.
Lütfen benim zekama hakaret etme.
Tom birine hakaret ettiğini bilmiyordu.
O, tüm dillerde bana hakaret etmeye başladı.
"Sözlü güç" "hakaret" ile karıştırılmamalıdır.
Az önce bana hakaret ettin mi?
Sana hakaret eden ben değildim.
Dan, Linda'ya hakaret etmeye devam etti.
Bu bir hakaret!
Ben onların anne ve babalarına hakaret etmiyorum.
Lütfen bana hakaret etmekten kaçının.
Patronuna hakaret ederek riske atmayın.
Köpek ona hakaret ettiği zaman ay dinlemez.
Tom partiye davet edilmemiş olmayı bir hakaret olarak kabul etti.
Tom alenen bana hakaret etti.
Tom, ona hakaret eden herkesle bağları koparır.
Tom halkın içinde bana hakaret etti.
O ona ve karısına hakaret etti.
Eğer senin yerinde olsaydım, bu kelimeyi bu cümleden çıkarırdım çünkü onun biraz hakaret edici olduğunu düşünüyorum.
Onun mırıltıları, hakaret ve şikayetlerin habercisidir.
Tom bana hakaret etti.
Tom insanlara hakaret etmekten hoşlanıyor gibi görünüyor.
Tom'a hakaret ettim.
Tom kimseye hakaret etmek istemedi.
Ben Mary'ye hakaret ettiğim için Tom kızgındı.
Tom Mary'nin kendisine hakaret ettiğini söyledi.
Tom Mary'nin kendine hakaret ettiğini söyledi.