Learn how to use harap in a Turkish sentence. Over 71 hand-picked examples.
Tayfunun ekinleri harap ettiği günü asla unutmayacağım.
Translate from Turkish to English
Tom mesele hakkında her şeyi unutmuş gibi görünebilir fakat hâlâ gerçekten onun hakkında kendini harap ediyor.
Translate from Turkish to English
Tom, benim hafta sonumu harap etti.
Translate from Turkish to English
O, yaşam için harap edilecek.
Translate from Turkish to English
İçki içmek onu harap etti.
Translate from Turkish to English
Tom oldukça harap.
Translate from Turkish to English
Tom harap durumda.
Translate from Turkish to English
Harap olacaksın.
Translate from Turkish to English
Harap olmuştu.
Translate from Turkish to English
Harap olurdum.
Translate from Turkish to English
Hepimiz harap edildik.
Translate from Turkish to English
Tom harap edilmiş görünüyor.
Translate from Turkish to English
Uzun savaştan ülke harap edildi.
Translate from Turkish to English
Bu alan harap ediliyor.
Translate from Turkish to English
Şehir tamamen harap ediliyor.
Translate from Turkish to English
Katrina kasırgası New Orleans'ı harap etti.
Translate from Turkish to English
O harap olmuştu.
Translate from Turkish to English
Tom harap.
Translate from Turkish to English
Kargalar çiftçinin mısır alanını harap ettiler.
Translate from Turkish to English
Tom açıkçası olanlar tarafından harap edildi.
Translate from Turkish to English
Gömleğim harap oldu.
Translate from Turkish to English
Neden beni harap ettiğinizi biliyorum.
Translate from Turkish to English
Hükümet bunu kabul etmeyi reddetse de, ekonomi politikası harap olmuş durumda.
Translate from Turkish to English
Sizin yaşamanız için harap edildim, değil mi?
Translate from Turkish to English
Neden harap edildiğimi Mary'ye anlatmayacak mısın?
Translate from Turkish to English
Ne yazık ki bu boynu bükük, fasfakir, sersefil, harap ve bitap, perişan ve de zavallı İngilizcemle çevirmem bir hayli zor.
Translate from Turkish to English
Yağmurlar ürünü harap etti.
Translate from Turkish to English
Tom'un sinirleri harap olmuş.
Translate from Turkish to English
Bahçe yağmurdan sonra harap oldu.
Translate from Turkish to English
Mary ondan ayrıldığında harap oldu.
Translate from Turkish to English
Harap edildim.
Translate from Turkish to English
Tom harap edilecek.
Translate from Turkish to English
Bu iş seni harap ediyor!
Translate from Turkish to English
Olay yeri harap olmuş bir moteldeydi.
Translate from Turkish to English
Seller Almanya'nın bir kısmını harap etti.
Translate from Turkish to English
Ben harap oldum.
Translate from Turkish to English
Araban bütünüyle harap olmuş.
Translate from Turkish to English
Tüm kasaba yangın tarafından harap edildi.
Translate from Turkish to English
Eski ev terk edildikten yıllar sonra harap bir hale gelmiş.
Translate from Turkish to English
Irak'ın Amerikan istilası ülkeyi harap, parçalanmış ve beş parasız bıraktı.
Translate from Turkish to English
Harap kale şimdi restorasyon altında.
Translate from Turkish to English
ıssız bir sahilde mahsur kalmış harap bir gemi
Translate from Turkish to English
Yağmurlar mahsulü harap etti.
Translate from Turkish to English
Mary harap edilmişti.
Translate from Turkish to English
Tom harap görünüyordu.
Translate from Turkish to English
Arabam, kazada harap edildi.
Translate from Turkish to English
İkinci Güneş Sistemi Savaşı ana gezegeni harap etti.
Translate from Turkish to English
Tom harap edilmişti ama umudu kaybetmemişti.
Translate from Turkish to English
Ben tamamen harap olmuştum.
Translate from Turkish to English
Şehir, doğanın acımasız gücü tarafından harap edildi.
Translate from Turkish to English
Sel suları, kasaba civarını harap edecektir.
Haber onu kesinlikle harap edecektir.
Onun günü harap olmak üzere.
Tom'un ebeveynleri harap edildi.
Onun ebeveynleri harap edildi.
Tom kesinlikle harap oldu.
Ben sadece harap olmuştum.
Fadıl'ın haberi hastane personelini harap etti.
Fadıl kesinlikle harap oldu.
Harap görünüyordun.
Tom şu anda harap durumda.
Tom sadece harap edilmişti.
Harap bir evde yaşıyorlardı.
Birinin hobisi yoksa, hayatı harap olabilir.
Tom harap olmuş görünüyordu.
Sami'nin memleketi bir deprem tarafından harap edildi.
Tom Mary ile ayrıldığında, harap oldu.
Hâlimiz harap.
Bu nedenle cesaretimizi yitirmeyiz. Her ne kadar dış varlığımız harap oluyorsa da, iç varlığımız günden güne yenileniyor. Çünkü geçici, hafif sıkıntılarımız bize, ağırlıkta hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak kadar büyük, sonsuz bir yücelik kazandırmaktadır. Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır.
Tom harap durumdaydı.
Suriye tamamen harap olmuş durumda.