Learn how to use havayı in a Turkish sentence. Over 56 hand-picked examples.
Tüm insanlar havayı solur.
Translate from Turkish to English
Bütün insanlar havayı solur.
Translate from Turkish to English
Sigara dumanı odadaki havayı kirletir.
Translate from Turkish to English
Tom taze havayı sever.
Translate from Turkish to English
Ben temiz havayı severim.
Translate from Turkish to English
Soğuk havayı sevmem.
Translate from Turkish to English
Tom açık havayı çok seviyor.
Translate from Turkish to English
Onların çığlıkları havayı doldurdu.
Translate from Turkish to English
Fabrikalardan gelen gazlar havayı kirletir.
Translate from Turkish to English
İnsanlar ilk kez oldukça çekici biriyle karşılaştığında genellikleri havayı yumuşatmayı zor bulurlar.
Translate from Turkish to English
Kayak giysileri soğuk havayı dışarıda tutar.
Translate from Turkish to English
Havayı tahmin etme hakkında bir şey biliyor musun?
Translate from Turkish to English
Tozlu havayı solumamak için maske takıyorduk.
Translate from Turkish to English
Havayı bitirmeden önce ne kadar süre burada yaşayabiliriz?
Translate from Turkish to English
Gözlerinizle havayı göremezsiniz
Translate from Turkish to English
Havayı gözlerinle göremezsin.
Translate from Turkish to English
Gözlerinle havayı göremezsin.
Translate from Turkish to English
Bu havayı sevmiyorum.
Translate from Turkish to English
Ev bitkileri havayı temizlemeye yardım eder.
Translate from Turkish to English
Bu havayı seviyorum.
Translate from Turkish to English
Biz havayı kontrol edemeyiz.
Translate from Turkish to English
Havayı ve suyu nimetten saymıyoruz.
Translate from Turkish to English
Tom açık havayı severdi.
Translate from Turkish to English
Sıcak havayı severim.
Translate from Turkish to English
Temiz havayı severim.
Translate from Turkish to English
Ben bu soğuk havayı çok seviyorum.
Translate from Turkish to English
Ürkütücü bir sessizlik havayı umutsuzlukla doldurdu.
Translate from Turkish to English
Sigara içenler havayı kirletmektedir.
Translate from Turkish to English
Bisiklete binmek iyi egzersizdir. Ayrıca, havayı kirletmez.
Translate from Turkish to English
Bir kadınla tartışmak suyu boğmaya çalışmak, ateşi yakmak, toprağı kazmak ya da havayı yakalamaya çalışmak gibidir.
Translate from Turkish to English
Havayı temizlemek için bu şansa sahip olduğumuz için sevindim.
Translate from Turkish to English
Bütün bu arabaların havayı kirletmesini gerçekten istiyor muyuz?
Translate from Turkish to English
O koca burnuyla etraftaki havayı bitiriyor.
Translate from Turkish to English
Daha sıcak havayı tercih ediyorum.
Translate from Turkish to English
Toplantı havayı yumuşatmak için genel bir sohbet ile başladı.
Translate from Turkish to English
Havayı temizleyelim.
Translate from Turkish to English
Tom havayı hafifletmeye çalıştı.
Translate from Turkish to English
Düşük uçan turnalar sıcak havayı gösterir.
Translate from Turkish to English
Bu, temiz havayı şimdiye kadar ilk kez soluyuşum.
Translate from Turkish to English
Sıcak havayı sevmiyorum.
Translate from Turkish to English
Tom sıcak havayı sevmiyor.
Translate from Turkish to English
Tom soğuk havayı sevmiyor.
Translate from Turkish to English
Sıcak havayı sevmiyorum ama Tom sever.
Translate from Turkish to English
Soğuk havayı sevmem ama Tom sever.
Translate from Turkish to English
Kurt dumanlı havayı sever.
Translate from Turkish to English
Haskiler soğuk havayı sever.
Translate from Turkish to English
Sibirya kurtları soğuk havayı sever.
Translate from Turkish to English
Havayı bahane et.
Translate from Turkish to English
Havayı bahane etme!
Translate from Turkish to English
Bu havayı seviyor musun?
Temiz havayı ciğerlerine çekti.
Onunla aynı havayı solumak istemiyorum.
Bu ısıtıcı havayı yakmıyor.
Havuz medyasının işler tıkırındaymış gibi yansıtmaya çalıştığı haberlere rastlayınca savaşın son zamanlarındaki Die Deutsche Wochenschau bültenlerindeki havayı alıyorum.
Havayı değiştir.
Gunter soğuk havayı yüzünde hissedebiliyordu.