Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "hayata"

Learn how to use hayata in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Asal sayılar hayata benzer, onlar tamamen mantıksaldır fakat, eğer tüm zamanınızı onun hakkında düşünmek için harcarsanız kurallarının bulunması imkânsızdır.
Translate from Turkish to English

Uzun ve mutlu bir hayata!
Translate from Turkish to English

O, yeni okuldaki hayata kendini alıştırmayı çok zor buldu.
Translate from Turkish to English

Bizim için sürpriz oldu, o hemen yeniden hayata döndü.
Translate from Turkish to English

Baharın gelmesiyle birlikte her şey yavaş yavaş yeniden hayata dönüyor.
Translate from Turkish to English

Soğuk hava Tom'u yeniden hayata döndürdü.
Translate from Turkish to English

Tom hapishanedeki hayata katlanabildi.
Translate from Turkish to English

Yakında bu yeni hayata kendini uyduracaksın.
Translate from Turkish to English

O, yeni bir hayata başladı.
Translate from Turkish to English

O, vahşi hayata geri dönmek istiyor.
Translate from Turkish to English

Ben şimdi hayata eskisinden daha farklı bakıyorum.
Translate from Turkish to English

Bu sıkıcı hayata razı olamam.
Translate from Turkish to English

Asal sayılar hayata benzerler, onlar tamamıyla mantıklıdır ama bütün zamanınızı bu konuyu düşünerek harcasanız dahi belirli bir kural bulmak imkansızdır.
Translate from Turkish to English

Köylüler ölümden sonraki bir hayata inanıyorlar.
Translate from Turkish to English

Hayalim kırsalda sakin bir hayata götürecek.
Translate from Turkish to English

Kültür bir bireyin karakterinin, davranışının ve hayata bakış açısının şekillenmesinde dinamik bir rol oynar.
Translate from Turkish to English

Ölümden sonraki hayata inanıyor musun?
Translate from Turkish to English

Buradaki hayata alışmak biraz zamanımı alacak gibi görünüyor.
Translate from Turkish to English

Sizce benim hayata bakışım hep aynı mıydı?
Translate from Turkish to English

Sizce tekrar hayata uyum sağlayabilecek miyim?
Translate from Turkish to English

Ne kadar acı çeksem de üzülsem de hep hayata sarıldım.
Translate from Turkish to English

Ben zor zamanlardan geçtim ama ben de hayata adapte olmak insanlara karışmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'yi yeniden hayata döndürdü.
Translate from Turkish to English

Mutsuz çocukluğu hayata bakışını etkiledi.
Translate from Turkish to English

Tom yeni bir hayata başlamak istiyordu.
Translate from Turkish to English

Yeni bir hayata başladım.
Translate from Turkish to English

Hayata öğrendiklerin senin tecrübelerin ise tecrübelerin de senin hayata bakışın olur.
Translate from Turkish to English

Yeni bir hayata başlayalım.
Translate from Turkish to English

Ya hayata tutun ya da ölüme teslim ol.
Translate from Turkish to English

Her zaman istediğin hayata sahip olamazsın.
Translate from Turkish to English

Bazı insanlar ölümden sonra ebedi hayata inanıyorlar.
Translate from Turkish to English

Yıllarca acı çektikten sonra, nihayet geçmişi unutmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verdi.
Translate from Turkish to English

Acil tıp teknisyenleri Tom'u hayata döndürmeye çalışıyor.
Translate from Turkish to English

Tom ölümden sonraki hayata inanıyor.
Translate from Turkish to English

Ben öteki hayata inanıyorum.
Translate from Turkish to English

Projenin en büyük zorluğu, hayata geçirmek için gerekli beceriye sahip emekçilerin bulunup bulunmaması olacak.
Translate from Turkish to English

Tom'un kalbi durdu ama doktorlar onu hayata döndürmeyi başardı.
Translate from Turkish to English

Tom okulun onu hayata hazırlamak için az şey yaptığını söyledi.
Translate from Turkish to English

Tom yeni bir hayata başladı.

O yeni bir hayata alıştı.

Eğer geçmişte bir kez daha hayata yeniden başlamak için dönebilseydin, hangi yaşta dönmek isterdin?

Her hayata biraz yağmur düşmeli.

Hayata şimdi daha farklı bakıyorum.

Hayata artık daha farklı bakıyorum.

Hayata her zaman olumlu yönden bak.

Vampir tabutunun içinde geri hayata geldi.

Dan hapishanenin dışındaki hayata uyum sağlamak için mücadele etti.

Hayata pembe gözlüklerle bakıyor.

Onun hayata çok materyalist bir bakış açısı vardır.

Yeni bir hayata başlamak için yurt dışına gittim.

Sarah Hindistan'a taşınmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verdiğinde, o, tüm eşyalarını hibe etti.

Benim eski karım tıknaz postacı ile yeni bir hayata başladı.

Onları hayata geri getirebilir misin?

Onu hayata geri getirebilir misin?

Onlar ne yaptıklarını düşünmeden hayata devam ediyorlar.

Yaşlı adam hayata gözlerini kapadı.

O, ölümden sonraki hayata inanmıyor.

O, ölümden sonraki hayata inanıyor.

Tom'u hayata geri getirebilir misin?

Marie ölümden önceki hayata inanmaktadır.

Dan Londra'da yeni bir hayata başladı.

İnsanlar hayata bakış açısı yönünden çok farklı olurlar.

O adam hayata çok küsmüş.

Plan yakın gelecekte hayata geçirilecek.

Milyoner, fakir bir çocuk olarak hayata başladı.

O yeni bir hayata başlamak için yeterince genç.

Neden hayata böyle olumsuz bir yaklaşımın var?

Tom dinozorları hayata geri getirmek istiyor.

Mary, mamutları hayata geri getirmek istiyor.

Tom ölümden sonraki hayata inanmıyor.

Tom, geçmişine ve ailesine sırtını döndü ve yeni bir hayata başladı.

Bir hayata bir bedel koyamazsınız.

Hayata!

Çocuk hayata geri döndü.

Tom Mary'yi hayata döndürmeye çalıştı.

Bu korku filminde, ölü için hayata geri gelmek mümkündür.

Tom'un kalbi durmuştu ama doktorlar onu hayata döndürmeyi başardılar.

Sözde herhangi bir dilin hakimiyetinin anahtarı, kelimeleri ve dilbilgisini bağlama yoluyla hayata geçirmektir.

Hayata daima iyi tarafından bak.

Yakında köydeki hayata alışacaksınız.

Herkes daha iyi bir hayata sahip olmak için can atıyor.

Fadıl yeni bir hayata başlamak istedi.

Ölüm olmasaydı hiç kimse hayata değer vermezdi. Bunun için bir isim bile bulamayabiliriz.

Tom'un yeni bir hayata başlaması gerek.

Leyla hayata tutunmuş.

Sami yeni bir hayata başlamak için ortadan kayboldu.

Binlerce olasılık bizi yeni bir hayata davet ediyor.

Sağlıklı bir kalp, sağlıklı bir hayata götürür.

Hayata elveda deyin!

Bazen zordur yaşamak. Nefes almak bile güç gelir insana. Bir kuşun kanadına takılıp gitmek istersin uzaklara. Bazen güzel bir söz tutar seni ayakta. Bir sırdaşının sıcak gülümsemesi bağlar insanı hayata, birde iki kelime kalır dudaklarında. İyi ki varsın.

Sami yeni bir hayata başlamak istiyordu.

Sami sıradan hayata geri döndü.

Sami yeni bir hayata başlamayı planlıyordu.

Sami ve Leyla birlikte yeni bir hayata başladılar.

Sami, Leyla ile yeni bir hayata başlamayı planladı.

Sami başka bir ülkede isimsiz yeni bir hayata başladı.

Sami ve Leyla yeni bir hayata atıldılar.

Sami ve Leyla yeni bir hayata başladılar.

Sami yeni bir hayata başlamak için hazır.

Sami, Leyla'yı hayata döndürmeye çalıştı.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English