Learn how to use içe in a Turkish sentence. Over 35 hand-picked examples.
Yaşlı adam insanlarla iç içe değildi.
Translate from Turkish to English
O, içe dönüktür.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'ye içten içe âşık.
Translate from Turkish to English
Başka birinin karısına içten içe âşık oldum.
Translate from Turkish to English
Yıllardır içten içe ona âşığım.
Translate from Turkish to English
Japonya görünüşte içe dönük ve yetersiz uluslararası yapıya sahip olduğundan dolayı sık sık eleştirilmektedir.
Translate from Turkish to English
Çalışma arkadaşlarımın hepsi benden nefret etse bile ben onları içten içe seviyorum.
Translate from Turkish to English
Gerçek ve hayal, doğruyla yanlış iç içe geçemez.
Translate from Turkish to English
Ben içe dönüğüm.
Translate from Turkish to English
Tom içe dönüktür.
Translate from Turkish to English
Sen içe dönüksün.
Translate from Turkish to English
Biz içe dönüğüz.
Translate from Turkish to English
Tom bunu kabul etmeyecek ama o Mary'ye içten içe aşık.
Translate from Turkish to English
Güneş tutulur tutulmaz, Güneşin iç içe mineraller halkasının ayın etrafında bütün yönlere parladığı görülebilir. Güneşin koronasının görülebileceği tek zaman toplam güneş tutulması sırasında olduğu için bu muhteşem bir manzaradır.
Translate from Turkish to English
Tom çok içe dönük.
Translate from Turkish to English
Tom oldukça içe dönük.
Translate from Turkish to English
Tom içe dönük değil.
Translate from Turkish to English
İçten içe onu kıskanıyor.
Translate from Turkish to English
Çay içe içe verandada oturdu.
Translate from Turkish to English
Biz hoşgörüsüz, içe dönük bir toplum olduk.
Translate from Turkish to English
Tom içe dönük bir kimse.
Translate from Turkish to English
Sen bir içe dönük mü yoksa dışa dönük müsün?
Translate from Turkish to English
Yağmur beni garip ve içe dönük yapar.
Translate from Turkish to English
Tom içe dönük ve utangaç
Translate from Turkish to English
Ben içe dönük biriyim.
Translate from Turkish to English
Bir hayalet içe dönük bir korkunun dışa dönük ve görünür işaretidir.
Translate from Turkish to English
Ben ayakları içe basanım.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary'nin içe kapanık olduğunu söyledi.
Translate from Turkish to English
Doğayla daha iç içe yaşamak istiyor.
Translate from Turkish to English
Eski insanlar doğayla iç içe yaşıyordu.
Translate from Turkish to English
Yaşadığı hayal kırıklıkları onu çekinik ve içe dönük biri yapmıştı.
Translate from Turkish to English
Mürebbiye, marki ailesinin çocuklarına sarayda talim ve terbiye veriyordu. Aile, çocuklarının avam takımıyla iç içe olmasını istemiyor, bunun onları köklerinden koparıp vasatlaştıracağını düşünüyordu.
Translate from Turkish to English
Dertlerini başkalarına pek anlatma. Çoğunun umurunda olmaz, geri kalanıysa içten içe mutlu olur.
Translate from Turkish to English
Bazen içe düşen şüphe en büyük kanıttır.
Translate from Turkish to English
Balıklı börek yaparken içe patates de koyarım.
Translate from Turkish to English