Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "içecek"

Learn how to use içecek in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Sana bir içecek ısmarlayacağım.
Translate from Turkish to English

İnsanlar, ambalajlar ve gazlı içecek kutuları gibi çöplerini doğaya atmaktadırlar.
Translate from Turkish to English

Yetişkin Japon erkeklerinin yüzde altmışı düzenli olarak alkollü içecek içerler.
Translate from Turkish to English

Lütfen bana bir içecek verin.
Translate from Turkish to English

Bu içecek açıkça çayla aynı tada sahip.
Translate from Turkish to English

Bu içecek açıkça çay ile aynı tadı içeriyor.
Translate from Turkish to English

Biz içecek suyun temini için nehre bağlıyız.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'ye içecek bir şey isteyip istemediğini sordu.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'den içecek sıcak bir şey istedi.
Translate from Turkish to English

Tom'un dün içecek bir şeyi yoktu.
Translate from Turkish to English

Tom'un otomattan bir içecek satın almak için yeterli bozuk parası yoktu.
Translate from Turkish to English

Bana içecek güzel bir şey ver.
Translate from Turkish to English

Benden içecek istemekten vazgeç! Git onu kendin al.
Translate from Turkish to English

Tom içecek soğuk bir şey istedi.
Translate from Turkish to English

Buradaki net-kafeler öğrencilere yiyecek ve içecek sağlamaktadır; ücretler yaklaşık saati bir pounddan başlamaktadır.
Translate from Turkish to English

Tom'un içecek çok suyu yoktu.
Translate from Turkish to English

Tom'un içecek bir şeyi yok.
Translate from Turkish to English

Sana sıcak bir içecek hazırlayabilir miyim?
Translate from Turkish to English

Tom'un içecek suyu yoktu.
Translate from Turkish to English

Bana içecek bir şey ver.
Translate from Turkish to English

Soğuk bir içecek için can atıyorum.
Translate from Turkish to English

En sevdiğin içecek hangisidir?
Translate from Turkish to English

Soğuk bir içecek için ölüyorum.
Translate from Turkish to English

En sevdiğiniz sıcak içecek nedir?
Translate from Turkish to English

Bana içecek soğuk bir şey ver.
Translate from Turkish to English

Bir içecek ya da bir şey alalım.
Translate from Turkish to English

O, ona içecek bir şey verdi.
Translate from Turkish to English

O, ona içecek soğuk bir şey verdi.
Translate from Turkish to English

Lütfen bana içecek sıcak bir şey ver.
Translate from Turkish to English

Şimdi içecek bir şey istiyorum.
Translate from Turkish to English

Tom'un içecek bir şeyi kalmamıştı.
Translate from Turkish to English

Sadece iki ya da üç içecek içtim.
Translate from Turkish to English

Sana içecek bir şey alayım.
Translate from Turkish to English

Lütfen bana içecek bir şey ver.
Translate from Turkish to English

O, içecek bir şey istedi.
Translate from Turkish to English

Bana içecek bir şey verir misin?
Translate from Turkish to English

Şimdi içecek soğuk bir şey istiyorum.
Translate from Turkish to English

Tom içecek bir şey istemiyor.
Translate from Turkish to English

Benden içecek bir şey istediler.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'ye içecek soğuk bir şey verdi.
Translate from Turkish to English

Neredeyse her gün alkolsüz bira içiyor çünkü bira onun en sevdiği içecek fakat her gün alkol içmek istemiyor.
Translate from Turkish to English

Bana içecek soğuk bir şey veremez misiniz?
Translate from Turkish to English

En sevdiğiniz alkolsüz içecek nedir?
Translate from Turkish to English

Bazen içecek çok fazla şey ancak yeterlidir.
Translate from Turkish to English

Sana içecek alabilir miyim?
Translate from Turkish to English

Lütfen bana içecek sıcak bir şey verin.
Translate from Turkish to English

Onlar meyveli içecek içtiler.
Translate from Turkish to English

Tom'un zaten içecek çok şeyi vardı.

Tom bana içecek bir şey teklif etmedi.

Gerçekten içecek çok fazla şeyimiz yoktu.

Tom kendine bir fincan sıcak çikolata yaptı ama onu içecek zamanı yoktu.

Bana bir içecek satın alabilir misiniz?

Diğer içecek çeşitlerinden hoşlanmıyorum.

Buzdolabında içecek bir şey var mı?

Susadım. Lütfen bana içecek soğuk bir şey verin.

Bütün yiyecek ve içecek çeşitleri lezzetlidir ve senin için yararlıdır, ama ne zaman, nerede ve hangi miktarda olduğunu bilmek zorundasın.

Bana bir içecek!

Bütün gece yiyip içecek misin?

Bize bir içecek alacağım.

Bana soğuk bir içecek getirir misin, lütfen?

Keşke içecek bir şeyim olsa.

Tom içecek çok şey aldı.

Ona içecek bir şey verildi.

En çok içtiğim içecek kahvedir.

En son ne zaman içecek bir şey aldın?

Tom hararetli ve yorgun görünüyordu, ona soğuk bir içecek teklif edip, oturup dinlenmesini söyledim.

Sıcak içecek bişey alabilir miyim?

Tom Mary'ye bir içecek getirdi.

Tom Mary'ye birkaç içecek aldı.

Sana bir içecek almamı istiyor musun?

Susadım. Bana içecek serin bir şey ver lütfen.

Neden kendine içecek bir şey almıyorsun?

Şimdi ihtiyacımız olan şey içecek bir şey.

Şimdi ihtiyacımız olan şey içecek sıcak bir şey.

Sana bir içecek satın almalıyım.

Tom'a içecek bir şey ver.

Sana içecek bir şey önerebilir miyim?

Onlar bana içecek bir şey ikram etmediler.

Bana içecek bir şey alır mısın?

Tom'a içecek bir şey al.

Burada içecek bir şey var mı?

Birkaç dakika önce sıcak bir içecek istedim.

Buyur, içecek bir şey al.

Sana içecek bir şey sunabilirim.

Sana içecek bir şey sunabilir miyim?

Sana içecek bir şeyler alacağım.

Dışarı çıkmak ve içecek bir şey almak ister misin?

Tom'a yiyecek ya da içecek bir şey verdin mi?

Bana içecek bir şey getir.

Tom Mary'ye içecek bir şey verdi.

Neden kendine buzdolabından içecek bir şey almıyorsun?

Tom içecek bir şey istiyordu.

Ona içecek bir şey ver.

Bize içecek bir şey al.

Onlara içecek bir şey al.

Ona içecek bir şey al.

Bize içecek bir şey ver.

Onlara içecek bir şey ver.

Sana içecek bir şey alacağım.

Tom içecek bir şeye ihtiyacı olduğunu söyledi.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English