Learn how to use içi in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Hafta içi her zaman meşguldür.
Translate from Turkish to English
Tom çevrim içi aradığı bilgiyi buldu.
Translate from Turkish to English
Tom çevrim içi olmakta zorlanıyordu.
Translate from Turkish to English
Onun ceketinin içi kürktür.
Translate from Turkish to English
O, hafta içi her zaman meşguldür.
Translate from Turkish to English
O, bu bölgeyi avucunun içi gibi bilir.
Translate from Turkish to English
Hafta içi beyaz gömlek giyerim.
Translate from Turkish to English
Aile içi şiddetin kaynağı sizce eğitimsizlik mi?
Translate from Turkish to English
Evin içi hoş ve ılıktı.
Translate from Turkish to English
Piknik içi tarih kararlaştıralım.
Translate from Turkish to English
Şehir içi otobüsler nereden kalkar?
Translate from Turkish to English
Bana çevrim içi mesaj yaz.
Translate from Turkish to English
Kulak içi cihazlar faydalı mı?
Translate from Turkish to English
İşitme kaybında kulak içi cihazlar işe yarar mı?
Translate from Turkish to English
Sence hafta içi olaylar karşısındaki tutumum ne olacak?
Translate from Turkish to English
Ken'in dükkanındaki kocaman içi doldurulmuş ayıyı almak istedim ama satılık değildi.
Translate from Turkish to English
O, modern İngiliz edebiyatını avucunun içi gibi biliyor.
Translate from Turkish to English
O, modern İngiliz edebiyatını avucunun içi gibi bilir.
Translate from Turkish to English
Bu bölgeyi avucumun içi gibi biliyorum.
Translate from Turkish to English
Hafta içi günleri : Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma'dır.
Translate from Turkish to English
Bu kutunun dışı yeşildir ama içi kırmızıdır.
Translate from Turkish to English
Gömleğinin içi dışına dönmüş.
Translate from Turkish to English
Her hafta içi okula giderim.
Translate from Turkish to English
Hafta içi bir gün.
Translate from Turkish to English
Tom her zaman çevrim içi.
Translate from Turkish to English
Kulübün içi gerçekten gürültülüydü.
Translate from Turkish to English
Onur olmadan, zaferin içi boştur.
Translate from Turkish to English
Mağaranın içi zifiri karanlık.
Translate from Turkish to English
Madenin içi çok karanlıktı.
Translate from Turkish to English
New York'u avucumun içi gibi bilirim.
Translate from Turkish to English
Tom bu alanı avucunun içi gibi biliyor.
Translate from Turkish to English
Tanıdığım en sosyal insanlardan bazılarının hem çevrim içi hem de çevrim dışı arkadaşları var.
Translate from Turkish to English
Sanırım çevrim içi tanışma güvenli değil.
Translate from Turkish to English
Çevrim içi alımlar son bir yılda yüzde on beş arttı.
Translate from Turkish to English
Benim banka ekstresi artık posta ile gelmiyor, ona ancak çevrim içi ulaşılabilir.
Translate from Turkish to English
Bütün bir gün seni çevrim içi görmemem neredeyse beni korkuttu.
Translate from Turkish to English
Bazen aile içi anlaşmazlıklar kuşaktan kuşağa geçer.
Translate from Turkish to English
Dün onun çevrim içi bulduğum bir postasını okudum.
Translate from Turkish to English
Öğretim videolar birçok çevrim içi derslerin önemli bir bileşenidir.
Translate from Turkish to English
Hafta içi akşamları dışarı çıkmam.
Translate from Turkish to English
Kitabın içi toz dolmuştu.
Translate from Turkish to English
Tom'un içi dışı birdir.
Translate from Turkish to English
Tom'un içi dışı bir.
Translate from Turkish to English
Bu çevrim içi ankete katılmak için size bazı kişisel bilgiler sorabiliriz.
Translate from Turkish to English
Evin içi ılık.
Translate from Turkish to English
Onun içi dışı bir değil.
Translate from Turkish to English
Tom hâlâ çevrim içi.
Translate from Turkish to English
Senin içi uyuma zamanı.
Ürünlerini çevrim içi satmaya çalışmalısın.
Senin içi aldığıma bak.
Tom aile içi istismar konusunda uzmandı.
Kül tablasını boşalt, içi izmarit dolu.
Saat kulelerinin içi çeşit çeşit zamazingoyla doludur.
Ben bir çevrim içi müzik mağazasında Debussy'nin "Clair de Lune" parçasının bir mp3 kopyasını aldım.
Tom çok içi dışı bir.
O, Almanya'yı avucunun içi gibi bilir.
Tom çok samimi ve içi dışı bir.
Binanın içi ve dışı çürümüş.
Odanın içi çok karanlıktı.
Çadırın içi sıcaktı.
O, sabah 9 akşam 5, hafta içi her gün çalışır.
Bu havayolunun uçak içi yemeğini beğeniyorum.
Sınıfınız için çevrim içi kayıt olmanıza yardım edeceğim.
Şirket yurt içi satışlarındaki bir gerilemeyi telafi etmek için ihracat pazarlarına yöneliyor.
Ben iş yerindeyken Tom hafta içi yardım ediyordu.
Tom'un evinin içi zevkle dekore edilmiştir.
Tom'un evinin içi soğuk günlerde bile sıcaktır.
Sami aile içi şiddet nedeniyle altı kez tutuklandı.
Sami ev içi şiddet nedeniyle altı kez tutuklandı.
Tom bu şehri avucunun içi gibi bilir.
Ali'nin transferinden takım içi dengeleri bozabileceği için vazgeçildi.
Otobüsün içi çok sıcaktı.
Dışı seni, içi beni yakar.
Tom içi boş mesajlarıyla bilinen biridir.
Tom bu bölgeyi avucunun içi gibi bilir.
Çevrim içi olamadım.
Ali köfte için ekmek içi çıkardı.
Ali'nin içi içini yiyordu.
Ali'nin içi gidiyordu.
Ali içi boş biri.
Ali'nin içi içini kemiriyordu.
Bahse girerim evin içi darmadağındır.
Evin içi şöyle böyle ancak bir bahçesi var ki inanamazsın.
Evin içi soğuk.
Boston'u avucumun içi gibi biliyorum.
Aile içi şiddet ciddi bir sorundur.
O pastaya içi gidiyor.
Yıllarca sağlık alanında yaptığımız yatırımları eleştirenlerin ne kadar içi boş siyaset yaptıkları son 2,5 aydır yaşananlarla ortaya çıkmıştır.
Suskun insanın içi mana kuyusudur.
Donald Trump'ın içi dışı birliği hoşuma gidiyor.
Günümüzde çoğu yiyeceğin içi kimyasal maddelerle dolu.
Bu kullanıcı iki yıldır çevrim içi olmamış.
Travnik'teki evin içi.
Cevizin içi boş çıktı.
Bu boynuz, aslında bir diştir ve içi sinir hücreleriyle doludur.
Ona çıkma teklif etmelisin. Sana içi gittiğine adım gibi eminim.
Kafamın içi şehir statüsü alabilecek kadar kalabalık.
Bu aile içi bir mesele.
Ali'nin içi çıfıt çarşısı gibidir.
Börekler açık ve kapalı olarak yapılır. Açık olanlarda üstte börek içi bulunur, kapalı olanlarda ise üst kısım hamur ile kapatılmıştır.