Learn how to use içten in a Turkish sentence. Over 52 hand-picked examples.
Tavsiyen ve nezaketin için içten minnettarım.
Translate from Turkish to English
O beni içten selamladı.
Translate from Turkish to English
Onlar içten âşıklar.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary'yi içten karşıladı.
Translate from Turkish to English
İlk başta, o çok içten görünüyordu.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'ye içten içe âşık.
Translate from Turkish to English
O üç çocuğuna içten bağlıdır.
Translate from Turkish to English
Size içten tebriklerimi sunarım.
Translate from Turkish to English
Size en içten duygularla teşekkür ederim.
Translate from Turkish to English
Onları çok içten bir biçimde karşıladı.
Translate from Turkish to English
Bence çok içten bir film.
Translate from Turkish to English
Başka birinin karısına içten içe âşık oldum.
Translate from Turkish to English
Yıllardır içten içe ona âşığım.
Translate from Turkish to English
Vardığımızda bizi içten karşıladılar.
Translate from Turkish to English
O genellikle doğru sözlü ve içten ve bu sebeple onunla tanışanların güvenini kazanır.
Translate from Turkish to English
Ben ölünceye kadar beni içten ve gerçekten seven bir kadın hayatıma girer mi?
Translate from Turkish to English
Çalışma arkadaşlarımın hepsi benden nefret etse bile ben onları içten içe seviyorum.
Translate from Turkish to English
Sıcacık içten bir aşk ve sevgi için ne yapılmazdı ki?
Translate from Turkish to English
Ben sinsi ve içten pazarlıklı bir insan değilim.
Translate from Turkish to English
Birbirinizi içten seviyor musunuz?
Translate from Turkish to English
Bizim ilişkimiz çok içten ve sevgi dolu.
Translate from Turkish to English
Tom bunu kabul etmeyecek ama o Mary'ye içten içe aşık.
Translate from Turkish to English
En içten dileklerimle.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'nin gözlerine içten baktı.
Translate from Turkish to English
Tom içten, değil mi?
Translate from Turkish to English
Onun gözlerine son derece içten baktı.
Translate from Turkish to English
Lütfen içten özrümü kabul et.
Translate from Turkish to English
Tom içten gülümsedi.
Translate from Turkish to English
Bunu içten söylüyorum.
Translate from Turkish to English
Gerçekten beni içten seviyor musun?
Translate from Turkish to English
Birbirlerinden en içten duygularla nefret ediyorlar.
Translate from Turkish to English
O onu içten öptü.
Translate from Turkish to English
Gerçek güzellik içten gelir.
Translate from Turkish to English
Ben onu herhangi başka adamdan daha içten seviyorum.
Translate from Turkish to English
Senin aşkın ne kadar içten?
Translate from Turkish to English
Bütün kasaba ziyaretçiye içten bir karşılama yaptı.
Translate from Turkish to English
Lütfen oğlunuzun evliliğinde en içten tebriklerimizi kabul edin.
Translate from Turkish to English
Lütfen benim saygısızlığım için içten özürlerimi kabul edin.
Translate from Turkish to English
Peter anne ve babasına içten dileklerini iletti.
Translate from Turkish to English
Onlar içten özürlerini sundu.
Translate from Turkish to English
Sen en derin, en içten inançlarını nerede edindin?
Translate from Turkish to English
O, "Ben seni çok içten seviyorum." diye itiraf etti.
Translate from Turkish to English
Şirket adına, hepinize içten teşekkürlerimi sunmak isterim.
Translate from Turkish to English
Ulus ve ordu, padişah ve halifenin hainliğinden haberli olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı yüzyılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyla içten bağlı ve uysal.
Translate from Turkish to English
Başlamadan önce Profesör Anna Сosta'ya en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Lütfen ona en içten selamlarımı iletin.
Dertlerini başkalarına pek anlatma. Çoğunun umurunda olmaz, geri kalanıysa içten içe mutlu olur.
Tüm vücudu içten ısıtma yeteneği, memelileri ve kuşları balıklardan ayıran şeydir.
En içten özürlerimi sunarım.
Babanızın acı kaybı ile ilgili olarak en içten başsağlığı dileklerimizi kabul edin.
Ona babasının vefatı ile ilgili olarak en içten başsağlığı dileklerimizi iletin.
En içten taziyelerimi sunuyorum!