Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "iş"

Learn how to use iş in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Ne iş yapıyorsun?
Translate from Turkish to English

Öğleden sonra ne iş yapacaksınız?
Translate from Turkish to English

Aptal oğlumun ne yaptığını biliyor musun? Şimdi bile o üniversiteden mezun olup iş bulmak yerine pachinko oynayarak tüm vaktini harcıyor.
Translate from Turkish to English

Aptal oğlumun ne yaptığını biliyor musun? Şimdi bile o üniversiteden mezun olup iş bulmak yerine tüm zamanını pachinko oynayarak geçiriyor.
Translate from Turkish to English

Kasabada veya kasabanın yakınında bir veya iki büyük fabrika kurulduysa, insanlar iş bulmaya gider, ve yakında bir endüstriyel alan büyümeye başlar.
Translate from Turkish to English

O benim iş arkadaşımdır.
Translate from Turkish to English

Ann bir iş bulamıyor.
Translate from Turkish to English

Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.
Translate from Turkish to English

Senin çok iyi bir iş yapmadığını söyledim.
Translate from Turkish to English

Bu benim iş adresim.
Translate from Turkish to English

Tom, iş yaparken yapılan hatalardan endişeleniyor.
Translate from Turkish to English

Hala iş bulamadım.
Translate from Turkish to English

Bu iş için doğru kişi olduğumdan emin değilim.
Translate from Turkish to English

Bu pis ve yorucu bir iş.
Translate from Turkish to English

Kısa-süreli iş arıyorum.
Translate from Turkish to English

Havaalanında hepsi iş için çığırtkanlık yapan yüzlerce taksi vardı.
Translate from Turkish to English

Tartışmasız, o, iş için en iyi adam.
Translate from Turkish to English

İşçiler iş krizinde mali yenilgi alıyorlar.
Translate from Turkish to English

Babam bir iş adamıdır.
Translate from Turkish to English

O, iş için Tokyo'ya gitmek zorunda.
Translate from Turkish to English

Sen iş için mi buradasın?
Translate from Turkish to English

Ben uzun bir zamandır yeni bir iş aramaktayım.
Translate from Turkish to English

İnsanlar bilgisayarı hem oyunlar, hem de iş için kullanırlar.
Translate from Turkish to English

Bu iş benim kavramamın ötesindedir.
Translate from Turkish to English

Bir iş arıyorum.
Translate from Turkish to English

O iş dünyasında başarılı olmak için ne gerekliyse sahip.
Translate from Turkish to English

Hala fazla iş tecrübesi yok.
Translate from Turkish to English

O Japonya'da iş liderlerinden biridir.
Translate from Turkish to English

Uluslararası satışlarımız büyümeye, Toyo Computer adını dünya çapında iş dünyasına getirmeye devam ediyor.
Translate from Turkish to English

Bu iş için başvuruda bulunmak size kalmış.
Translate from Turkish to English

O, iş için doğru kişidir.
Translate from Turkish to English

Bu iş sabır gerektirir.
Translate from Turkish to English

Bir yıl içinde iş ona 8000 dolar getiriyor.
Translate from Turkish to English

Bu iş sırasında, sert surat yaparsan, müşteriler gelmez.
Translate from Turkish to English

Şanslı bir ruh seni terk ettiği zaman, bir başkası seni alır.Ben az önce bir iş sınavını geçtim.
Translate from Turkish to English

Daha fazla eğitimle, daha iyi bir iş bulurdu.
Translate from Turkish to English

Hepiniz iyi iş yaptınız.
Translate from Turkish to English

Bu tür iş çok sabır gerektirir.
Translate from Turkish to English

Masa işi sevdiğim bir iş değil.
Translate from Turkish to English

Başarılı bir iş adamı olmanın hayalini kurardım.
Translate from Turkish to English

Zor iş onu tüketti.
Translate from Turkish to English

Oraya iş için mi gidiyorsun?
Translate from Turkish to English

Bilgisayarlarla ilgili iş yaparım.
Translate from Turkish to English

Onun iş bulma şansı yoktu.
Translate from Turkish to English

İnsanlar iş yerlerinde cinsel ilişkide bulunduğunda, bu can sıkıcıdır.

O, zor iş midir?

Çok eğlenceli iş.

Sinirli bir kişi bu iş için uygun olmaz.

Korkarım bu iş senin için çok fazla.

Onun bir iş yok. O emeklidir.

Senin bu iş planı neredeyse çok iyimser görünüyor. Bütün söyleyebileceğim onun bir boş hayalden daha fazlası olduğunu ummamdır.

Araştırma müdürü, departmana yeni bir ürünü test etmede esaslı bir iş yaptırdı.

Ben uzun bir süredir yeni bir iş arıyorum.

Biz, onun bu iş için doğru adam olduğunu keşfettik.

Saat sekizde iş için hazır olacağım.

O, gelecek hafta Londra'ya bir iş gezisi yapacak.

Amerika Birleşik Devletlerinde, geçtiğimiz yirmi yıl boyunca 20 milyon yeni iş yaratılmıştır, onların çoğu hizmet sektöründedir.

John'un iş için uygun olduğunu düşünmüyorum.

Ben onun iş kaydı için şirkete başvurdum.

Hem iş hem de oyun sağlık için gereklidir.

Hem iş hem de oyun önemlidir.

Hâlâ yapacak bir sürü iş var, bu yüzden sıkılmayacağım.

Benim iş başarılı.

Benim bu iş için nitelikli olduğumu düşünüyor musunuz?

Sizce bu iş için nitelikli miyim?

Fred bütün günü bir iş arayarak geçirdi.

O her zaman iş arkadaşlarından izole edilmiştir.

Tom Mary ve John'dan iş tavsiyesi alır.

Tom bir iş adamı olmak için uygundur.

Tom iş meselelerinde vicdanlıdır.

Tom uzakta bir iş gezisindedir.

Tom bir iş arıyor.

Tom iş için uygun çocuktur.

Tom bir bilgisayar şirketindeki bir iş için başvuracak.

Bay Tom Jones bu yeni iş için proje lideri olarak görev yapmayı kabul etti.

Önceleri iş, Tom'a iyi göründü fakat daha sonra iş yorucu oldu.

O, Tom'un iş bitirilmeden önce ayrıldığını gördü.

Tom iş teklifini kabul etti.

Tom bir iş kazası geçirdi.

Tom hasta olduğu için iş dönüşü evde kaldı.

Tom üniversite derecesiyle daha iyi bir iş alacak.

Tom'un patronu çok iş istiyor.

Tom daha çok para kazanmak için iş değiştirdi.

Tom'un iş çevresi iyiydi.

Tom iş arkadaşlarının anlaşmazlığında arabuluculuk etti.

Tom benim iş ortağım.

Tom geçen hafta Boston'da bir iş gezisindeydi.

Tom acil bir iş için Boston'a gitti.

Tom iş için Boston'a gitti.

Tom iş için Boston'a gitmek zorunda kaldı.

Tom iş için sadece bir ya da iki gün Boston'da kalmayı planlamıştı.

Tom bir iş bulma ümidiyle Boston'a geldi.

Tom iş aramak için Boston'a geldi.

Patron Tom'u iş için Boston'a gönderdi.

Ne tür bir iş yapmak istediğinizi düşünmelisiniz.

Ben iyi bir iş bulmadan önce iki yıl geçti.

İyi bir iş yapmak istiyorsanız, uygun araçları kullanmalısınız.

Bu günlerde iş edinmek zor.

Yaşı ne olursa olsun, herkes iş için başvuruda bulunabilir.

Bağlantıların ile, Tom için bir iş bulabilmelisin.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English