Learn how to use işine in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Çeneni kapa ve işine devam et.
Translate from Turkish to English
Yuriko mobilya işine geçmeyi tasarlıyor.
Translate from Turkish to English
Onun işe genellikle geç gelmesi yeterince kötüydü fakat sarhoş gelmesi bardağı taşıran son damlaydı ve ben onun işine son verdireceğim.
Translate from Turkish to English
Yuriko mobilya işine geçmeyi planlıyor.
Translate from Turkish to English
Tamamen işine dalmıştı.
Translate from Turkish to English
Gençlik ve cinsiyetiyle ilgili bilgi işine karşı bir ön yargıya sebep olmasın diye Bayan Cockburn adını gizledi.
Translate from Turkish to English
Diğer insanların işine burnunu sokmaktan vazgeç.
Translate from Turkish to English
Tom işine o kadar daldı ki yemek yemeği unuttu.
Translate from Turkish to English
Keşke Tom ev işine yardım etmek zorunda olmasa.
Translate from Turkish to English
Tom kendi işine başlamaya karar verdi.
Translate from Turkish to English
Tom işine yoğunlaşamadı.
Translate from Turkish to English
O, kendini işine verdi.
Translate from Turkish to English
Rahibe Teresa neye ihtiyaç olduğunu görmek için etrafına bakarak işine başladı.
Translate from Turkish to English
Tom işine yoğunlaştı.
Translate from Turkish to English
O işine sarıldı.
Translate from Turkish to English
O, onun işine mal oldu.
Translate from Turkish to English
Kendi işine bak.
Translate from Turkish to English
O tüm dikkatini işine vermiş.
Translate from Turkish to English
O, tüm dikkatini işine verir.
Translate from Turkish to English
O, tüm dikkatini işine verdi.
Translate from Turkish to English
Tom işine karşı ilgisini kaybetti.
Translate from Turkish to English
Kendi işine başlamayı ciddi şekilde düşünüyor musun?
Translate from Turkish to English
O, işine odaklandı.
Translate from Turkish to English
O, işine ilgisini kaybetti.
Translate from Turkish to English
O, işine daldı.
Translate from Turkish to English
Fizyoterapistlerle birlikte işine geri döndü.
Translate from Turkish to English
Ev işine yardım etmek zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English
Ona kendi işine bakmasını söyle.
Translate from Turkish to English
Sen kendi işine baksan daha iyi olur.
Translate from Turkish to English
Umarım bu veri işine yarar.
Translate from Turkish to English
Diğer insanların işine karışmayın.
Translate from Turkish to English
Sen kendi işine bakmalısın.
Translate from Turkish to English
Kısa bir moladan sonra işine kaldığı yerden devam etti.
Translate from Turkish to English
Kırklı yaşlarının başlarında işine başladı.
Translate from Turkish to English
Ken Takakura yeni işine alışkın değildi.
Translate from Turkish to English
O, tamamen işine dalmış.
Translate from Turkish to English
Tom başkalarının işine burnunu soktu.
Translate from Turkish to English
Telefona cevap vermek için işine ara verdi.
Translate from Turkish to English
Gelecekte gazetecilik işine girmek istiyorum.
Translate from Turkish to English
O, işine sarıldı.
Translate from Turkish to English
Başkasının işine burnunu sokma!
Translate from Turkish to English
Tom çok kendini işine adamış.
Translate from Turkish to English
Bu Tom'un işine yaradı.
Translate from Turkish to English
Bu kitap işine yarayabilir.
Translate from Turkish to English
Öğretmenlik işine girmeye karar verdim.
Translate from Turkish to English
Kendi işine bak!
Translate from Turkish to English
Senin işine ihtiyacım yok.
Translate from Turkish to English
Sen kendi işine bak lütfen.
Translate from Turkish to English
Eski işine döndürmek için firmasını ikna etti.
Translate from Turkish to English
Arabamın bir fren işine ihtiyacı olduğunu nasıl bilirim?
Translate from Turkish to English
Tom işine konsantre olmaya çalıştı.
Tom Mary'nin işine hayran kaldı.
Arabamın bir fren işine ihtiyacı var.
Tom kendini işine adamış.
Tom tüm dikkatini işine verir.
Başka insanların işine karışmamalısın.
Ününe bakacak olursak, işine sadık biri gibi görünüyor.
Keşke senin işine sahip olsam.
Başka insanların işine burnunu sokma!
Tom işine bağlıydı.
Bu durum Tom'un işine gelir.
Sen kendi işine bak.
Şimdi, işine devam et.
Tıbbi izinden sonra işine devam etti.
Kendi işine bakmanı tavsiye ederim.
Kendi işine başlamayı planlıyor musun?
Bob kendi işine başladığından beri üç yıl oldu.
Tom işine bağlı görünüyor.
Her zaman gösteri işine girmek istedim.
Kendi işine bakar mısın?
Şimdi işine devam et.
Neden sadece işine konsantre olmuyorsun?
Bu bilgiler Tom'un işine yarar.
Davan bitene kadar işine odaklan.
Patron, işe zamanında gelmediği için Mike'ın işine son verdi.
Tom oldukça işine bağlı, değil mi?
Tom gerçekten kendini işine adamış, değil mi?
Tom işine odaklandı.
Tom yeni işine başlarken gergindi.
Tom yeni işine alışkın değil.
Senin işine sahip olmadığıma memnunum.
Artan işine rağmen, Tom' un çocuklar ve Maria için her zaman vakti vardır.
Lütfen kendi işine bak.
Kendi işine bakmalısın.
Neden kendi işine bakmıyorsun?
Tom işine geri dönebildi.
O yorgun olmasına rağmen işine devam etti.
Tom pazartesi günü yeni işine başlayacak.
Rakip bir şirket tarafından Tom'un işine son verildi.
Rakip bir şirket tarafından onun işine son verildi.
Neden kendi işine bakmayı denemiyorsun?
Kendi işine bakmayı öğrenmen gerekiyor.
Tom yeni işine başlamak için bekleyemedi.
Bay Ken Takakura sadece yeni işine alışkın değil.
Ben senin işine devam etmeyeceğim.
Tom işine bağlıdır.
"Ben sadece bir soru soruyordum." "Kendi işine bak."
O, metropol alanında işine odaklandı.
Onun senin işine karışmaya niyeti yok.
O, işine devam etti.