Learn how to use imkan in a Turkish sentence. Over 17 hand-picked examples.
Bir pasaport sizi bir ülkenin bir vatandaşı olarak tanımlar ve yabancı ülkelere seyahat etmene imkan verir.
Translate from Turkish to English
Bu para bir araba almama imkan verecek.
Translate from Turkish to English
Bu hesap makinesi bölme işlemi yapmaya imkan tanımıyor.
Translate from Turkish to English
Yapmak için bir şey düşünmeye imkan bulamadı.
Translate from Turkish to English
Geçtiğimiz 30 yıl içinde gök bilimcileri radyo dalgaları, gama ışınları ve arasında kalan tüm enerjilerle evreni inceleme yeteneğini geliştirdiler. Bu yetenek evrenimizdeki şaşırtıcı olayları keşfetmemize imkan verdi.
Translate from Turkish to English
Bu cümle, çevrilmeye çalışıldığında göz önünde bulundurmam gereken birden fazla çeviriye imkan tanıyor.
Translate from Turkish to English
Mesele hiçbir izaha imkan vermiyor.
Translate from Turkish to English
Bilmeme imkan yok.
Translate from Turkish to English
Yağmur, pikniğe gitmemize imkan vermedi.
Translate from Turkish to English
Bu şirket, işçilerinin evden çalışmalarına imkan veriyor.
Translate from Turkish to English
Yağmur zeminin parlamasına imkan verir.
Translate from Turkish to English
Seni insan gibi değil de imkan gibi görene sırtını dön.
Translate from Turkish to English
Bir ümidim yok, bu sondu. Artık hiçbir şeyin değişmesine imkan yok, lüzum da yok.
Translate from Turkish to English
Bunu bilmemize imkan yoktu.
Translate from Turkish to English
Bunu sen olmadan tek başıma yapmama imkan yok.
Translate from Turkish to English
Tom'un Mary'yi tanımasına imkan yok.
Translate from Turkish to English
Bir olasılık/imkan düşüneceğiz.
Translate from Turkish to English