Learn how to use kırmızı in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Elmalar kırmızı veya yeşildir.
Translate from Turkish to English
Bu elma çok kırmızı.
Translate from Turkish to English
Kırmızı şarap, et ile iyi gider.
Translate from Turkish to English
Bu genç ve yaşlı, zengin ve fakir, Demokrat ve Cumhuriyetçi, siyahi, beyaz, Hispanik, Asyalı, Amerikan yerlisi, eşcinsel, düz, engelli ve engelsizler tarafından konuşulan cevaptır. Sadece bir bireyler koleksiyonu veya bir kırmızı ve mavi eyaletler koleksiyonu asla olmadığımızı belirten, dünyaya mesaj gönderenler Amerikalılardır. Biz, ve her zaman Amerika Birleşik Devletleri olacağız.
Translate from Turkish to English
Kırmızı bir spor araba aldım.
Translate from Turkish to English
Kırmızı şarabı beyaz şaraba tercih ederim.
Translate from Turkish to English
Bir kırmızı araba ve bir beyaz olanı gördüm.Kırmızı olan beyaz olandan daha hoş görünüyordu.
Translate from Turkish to English
Amerikan bayrağının renkleri kırmızı, beyaz ve mavidir.
Translate from Turkish to English
Bir kırmızı şarap, lütfen
Translate from Turkish to English
New York'a geri dönmek için kırmızı-göz uçuşu yapmaktan başka seçeneğim yok.
Translate from Turkish to English
Bir kurnaz avcı, Christopher Columbus bir zamanlar kırmızı bir başlık giydi ve ormana gitti. Şüphesiz, o büyük kötü kurdu cezbetti, onu yakaladı, ve bağıran kurdu gemisine geri götürdü.
Translate from Turkish to English
Bifteğe çoğu zaman kırmızı şarap eşlik eder.
Translate from Turkish to English
Biftek ve kırmızı şarap iyi bir kombinasyon yapar.
Translate from Turkish to English
Kırmızı çatılı o ev Tom'un evidir.
Translate from Turkish to English
Onlar genellikle kırmızı ışıklarda parmaklarını şakırdatırlar.
Translate from Turkish to English
Ben kırmızı ceket sevmiyorum.
Translate from Turkish to English
Şu kırmızı binaya bak.
Translate from Turkish to English
O kırmızı kravat takım elbisene uymuyor-Niçin yeşil olanını takmıyorsun?
Translate from Turkish to English
O kırmızı elbise ona yakışıyor.
Translate from Turkish to English
O kırmızı kazak üzerinde iyi görünüyor.
Translate from Turkish to English
Kırmızı lamba tehlike halinde yanar.
Translate from Turkish to English
Birdebire su aygırlarını bana niçin anlatıyorsun? O ve senin on iki kırmızı akvaryum balığının arasındaki bağlantıyı anlamıyorum.
Translate from Turkish to English
O gözyaşları içindeki kırmızı gözleri ile filmi izliyordu.
Translate from Turkish to English
Kırmızı ışıkta durdun mu?
Translate from Turkish to English
Kırmızı ışıkta caddeyi geçmen tehlikelidir.
Translate from Turkish to English
Polis kırmızı ışıkta caddeyi geçmememizi söyledi.
Translate from Turkish to English
Kırmızı trafik ışığı "dur" gösterir.
Translate from Turkish to English
Bir kırmızı ve benekli beyaz havlu, lütfen.
Translate from Turkish to English
Tom kırmızı şarabı sevmezdi, ama şimdi neredeyse her gün içiyor.
Translate from Turkish to English
Ben kırmızı bir spor otomobil satın aldım.
Translate from Turkish to English
Ben kırmızı gülleri severim.
Translate from Turkish to English
Ben beyaz gülleri kırmızı olanlardan daha çok severim.
Translate from Turkish to English
Çatısı kırmızı olan bir ev gördüm.
Translate from Turkish to English
Ben kırmızı ayakkabıları istedim.
Translate from Turkish to English
Kırmızı şarap, lütfen.
Translate from Turkish to English
Yangın durumunda, camı kırın ve kırmızı düğmeye basın.
Translate from Turkish to English
Kırmızı çatısı olan ev Tom'un evidir.
Translate from Turkish to English
Tom orada kırmızı bir şey gördü.
Translate from Turkish to English
Tom kırmızı şarabı döktüğünü kabul etti.
Tom'un yüzü kırmızı.
Haritadaki kırmızı çizgiler demir yollarını gösteriyor.
Tom nadiren kırmızı et yer.
Tom asla kırmızı giymez.
Tom, kırmızı ve beyaz çizgili kravat taktı.
Tom armonikayla "Kırmızı Nehir Vadisi"'ni çalabilir.
O, şemsiyesine bir işareti olarak kırmızı bir kurdele koydu.
Onun saçı doğal kırmızı mı?
Mor bir halı bu kırmızı perde ile gitmeyecek.
Nancy bir çift kırmızı ayakkabı istiyor.
Tom dün gördüğümüz pahalı görünümlü kırmızı arabaya sahibi olduğunu iddia etti.
Doktor Tom'a yediği kırmızı et miktarını azaltmasını söyledi.
Doktor Tom'a kırmızı et tüketimini azaltmasını söyledi.
Ben kırmızı bir kravat aldım.
Yeni bir kırmızı arabam var.
O kırmızı bir elbise giydi.
Ben önde kırmızı bir araba görüyorum.
Çocuğun kırmızı bir yüzü vardı.
O kırmızı bir arabada karar kıldı.
O kırmızı elbiseyi seçti.
O, kırmızı ceketi giydi.
O kırmızı bir taş aldı.
Kırmızı elbise ona uydu.
Kırmızı biber dilimi yaktı.
Yeşil kırmızı ile gitmez.
O kırmızı elbise ona uydu.
Kırmızı şarabı beyaza tercih ederim.
O, kırmızı bir etek giyiyordu.
O, kırmızı bir cekette karar verdi.
O bir bardak kırmızı şarap içti.
Ben genellikle kırmızı et yemem.
Kırmızı et yemek sağlıksız mıdır?
Ev kırmızı tuğladan yapılmıştır.
Şu sekiz kırmızı elmayı bana verir misiniz lütfen?
Kırmızı çatılı ev amcamınkidir.
Hangisini tercih edersin, beyaz mı yoksa kırmızı şarap mı?
Hangisini daha çok seversin, beyaz şarap mı yoksa kırmızı şarap mı?
Bütün yapman gereken kırmızı butona basmaktır.
Kırmızı çatılı bir ev gördüm.
Kırmızı elbisesi onu dışarda durdurdu.
Kırmızı elbise giydiğinden dolayı, dışarıda durdu.
Beyaz şarap mı yoksa kırmızı şarap mı istersin?
Kırmızı etle en iyi hangi şarap gider?
O, kırmızı elbisesi ile daha hoş görünüyor.
Beyaz şarabı kırmızı şaraptan daha çok seviyorum.
Bu gömleğin o kırmızı kravatla uyacağını sanmıyorum.
Kırmızı şarap lekelerini halınızdan nasıl çıkarırsınız?
O, kırmızı pantolon giydi.
Kırmızı bir bisikletim var.
Kırmızı moda değil.
O, kırmızı bir buluz giymişti.
Mary kırmızı et yemez.
Sana kırmızı güller getirdim.
Kırmızı bir kalemin var mı?
O, kırmızı arabada karar verdi.
O, kırmızı bir bluz giyiyordu.
Vazoda kırmızı bir gül var.
Raftaki kırmızı olanları seviyorum.
Ekibimiz kırmızı gömlekler giyiyordu.
Galiba bu kırmızı kazağı giyeceğim.
O kırmızı elbise onun üzerinde iyi görünüyor.