Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "kalabalık"

Learn how to use kalabalık in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Salonda büyük bir kalabalık vardı.
Translate from Turkish to English

Kalabalık meydanda korkunç bir şey oldu.
Translate from Turkish to English

Öfkeli kalabalık, arabaları devirdi ve mağazaların önündeki camları kırdı.
Translate from Turkish to English

Öfkeli kalabalık binaya saldırdı.
Translate from Turkish to English

Kalabalık ile birlikte gidin.
Translate from Turkish to English

Bu kalabalık bana Tokyo caddelerini hatırlatıyor.
Translate from Turkish to English

Bir kalabalık onu görmek için bekledi.
Translate from Turkish to English

Ben kalabalık nedeniyle yol açamadım.
Translate from Turkish to English

O kalabalık tarafından kuşatılmıştı.
Translate from Turkish to English

Lee'nin karargahında askerlerden oluşan bir kalabalık bekledi.
Translate from Turkish to English

Bugün kalabalık.
Translate from Turkish to English

Bugün yine kalabalık.
Translate from Turkish to English

Büyük bir kalabalık başkanın konuşmasını bekledi.
Translate from Turkish to English

Parkta büyük bir kalabalık vardı.
Translate from Turkish to English

Otobüs kalabalık oldu.
Translate from Turkish to English

Etrafta bir kalabalık toplandı.
Translate from Turkish to English

Kalabalık konseri sevdi.
Translate from Turkish to English

Burası her zaman çok kalabalık mı?
Translate from Turkish to English

Dışarıda oynamak için çok kalabalık.
Translate from Turkish to English

Her yer kalabalık görünüyor.
Translate from Turkish to English

Öfkeli bir kalabalık ona bağırdı.
Translate from Turkish to English

Büyük bir kalabalık caddede durdu.
Translate from Turkish to English

Kalabalık kapıya doğru bastırdı.
Translate from Turkish to English

Bir kalabalık olay yerinde toplandı.
Translate from Turkish to English

O, bir gol attığında, kalabalık bağırdı.
Translate from Turkish to English

Kalabalık otobüste bir yabancı benimle konuştu.
Translate from Turkish to English

Keşke metro her sabah çok kalabalık olmasa.
Translate from Turkish to English

Heyecanlı kalabalık stadyumu boşalttı.
Translate from Turkish to English

Yangını görmek için bir kalabalık toplandı.
Translate from Turkish to English

Onun etrafında bir kalabalık toplandı.
Translate from Turkish to English

Onun etrafında bir kalabalık toplanıyordu.
Translate from Turkish to English

Kalabalık kontrolden çıktı ve parmaklıkları kırıp geçti.
Translate from Turkish to English

500 kişilik bir kalabalık tiyatroyu doldurdu.
Translate from Turkish to English

Caddede bir kalabalık var.
Translate from Turkish to English

Kalabalık tekrar için bağırdı.
Translate from Turkish to English

O göründüğünde kalabalık tezahürat yaptı.
Translate from Turkish to English

Otobüs bu sabah çok kalabalık.
Translate from Turkish to English

Otobüsün önü kalabalık değildi.
Translate from Turkish to English

Hafta boyunca daha az kalabalık görünüyor.
Translate from Turkish to English

Kalabalık gittikçe büyüyor.
Translate from Turkish to English

Tren bu akşam çok kalabalık.
Translate from Turkish to English

Bugün burasının niçin çok kalabalık olduğunu merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Bugün kasabalar çok kalabalık.
Translate from Turkish to English

Kalabalık birkaç dakika alkışladı.
Translate from Turkish to English

Kalabalık trenlerde yankesicilere dikkat et.
Translate from Turkish to English

Kısa sürede itfaiye arabasının etrafında bir kalabalık toplandı.
Translate from Turkish to English

Kırsal yolları şehir yolları kadar kalabalık değil.
Translate from Turkish to English

Yangın mahallinde büyük bir kalabalık toplandı.
Translate from Turkish to English

Sözcünün etrafında büyük bir kalabalık toplandı.
Translate from Turkish to English

Kalabalık caddede sıradan bir toplantı yaptık.

Türkiye'nin en kalabalık şehri İstanbuldur.

Kalabalık sakinleşti.

Avrupa'da hiçbir şehir Tokyo kadar kalabalık değildir.

Hâlâ kalabalık.

Tom oranın kalabalık olduğunu söylüyor.

Konserde umduğumuzdan daha büyük bir kalabalık vardı.

Kalabalık inledi.

Kalabalık güldü.

Kalabalık alkışladı.

Kalabalık tezahürat yaptı.

Bir sonraki tren bundan daha az kalabalık olacak.

Bir kalabalık bu caddeye toplandı.

Hastane kalabalık.

Hastane kalabalık değil.

Kalabalık salonu doldurdu.

Kalabalık istasyondan boşaldı.

Kalabalık, başkanı uğurlamak için havaalanında toplandı.

Kalabalık kazananı alkışladı.

Kalabalık Luciano tarafında olabilir ama şampiyon kazanma becerisine sahip ve önemli olan budur.

Tren çok kalabalık olduğu için Uone'ya kadar bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.

Kalabalık otobüste birinin adımı seslendiğini duydum.

Oslo Norveçte en kalabalık şehirdir.

Tom bağıran fanatik kızlardan oluşan bir kalabalık tarafından çevrilmişti.

Tom kalabalık tarafından katranla kaplandı ve tüyle kaplandı.

Partide büyük bir kalabalık vardı.

Kalabalık, konuşmacının etrafında toplandı.

Burası bir hayli kalabalık. Haydi başka bir yere gidelim.

Kalabalık güvenli bir uzaklıktan izliyordu.

Bar kalabalık.

Tom kalabalık asansöre bindi.

Bugün her yer kalabalık olacak.

Burada biraz kalabalık.

Kalabalık postanenin önünde toplandı.

Yarış, bir milyona yakın bir kalabalık tarafından izlendi.

Kalabalık çıldırdı.

Tren kalabalık olduğu için, Kyoto'ya giden bütün yol boyunca ayakta durdum.

Kalabalık dağılıncaya kadar bekle.

Kalabalık azalana kadar bekleyelim.

Kalabalık trenlerde seyahat etmektense erken çıkmayı tercih ederim.

Burası biraz kalabalık oluyor.

Kalabalık olup olmadığı önemli değil.

Her yerde kalabalık olacak.

Londra Delhi'den daha az kalabalık.

Öfkeli kalabalık polis minibüsünün etrafını sarıp içindeki pedofili zanlısına hakaretler yağdırdı.

Güneşli günlerde, sahil çok kalabalık olur.

Kalabalık bir trende dayanırken netbook kullanabilir miyim?

Kalabalık sessizdi.

İstanbul Türkiye'nin en kalabalık kentidir.

Tom ve Mary kalabalık plajlardan hoşlanırlar.

Ofis binamızın dışında toplanan büyük bir kalabalık var gibi görünüyor.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English