Learn how to use kasıtlı in a Turkish sentence. Over 75 hand-picked examples.
Kasıtlı bir şekilde bana baktı ve toplantı salonundan ayrıldı.
Translate from Turkish to English
O, camı kasıtlı olarak kırdı.
Translate from Turkish to English
Evet, bunu kasıtlı yaptım.
Translate from Turkish to English
O, kasıtlı olarak bir çatışmayı provoke etmeye devam etti.
Translate from Turkish to English
Vazoyu kasıtlı olarak kırdım.
Translate from Turkish to English
Susan, öfkesini göstermek için kasıtlı olarak tabak kırdı.
Translate from Turkish to English
O onu kasıtlı yapmadı.
Translate from Turkish to English
Palyaço kasıtlı olarak düştü.
Translate from Turkish to English
Biz kasıtlı olarak onun sırasını atladık.
Translate from Turkish to English
O kasıtlı olarak pencereyi kırdı.
Translate from Turkish to English
O, pencereyi kasıtlı olarak kırdı.
Translate from Turkish to English
O, onu kasıtlı olarak yaptı.
Translate from Turkish to English
O, kasıtlı yalanlar söyledi
Translate from Turkish to English
Kaza eseri mi oldu yoksa kasıtlı mıydı?
Translate from Turkish to English
Kasıtlı olarak ayağıma bastı.
Translate from Turkish to English
O pencereyi kasıtlı olarak kırdı.
Translate from Turkish to English
Kasıtlı olarak vazoyu kırdı.
Translate from Turkish to English
Canımı sıkmak için hataları kasıtlı olarak yaptı.
Translate from Turkish to English
Beni kasıtlı olarak bekletmesi olası.
Translate from Turkish to English
Onun o hatayı kasıtlı yaptığını mı düşünüyorsun?
Translate from Turkish to English
Tom kasıtlı olarak şarkıyı kötü söyledi.
Translate from Turkish to English
Polise göre yangın kasıtlı olarak çıkarıldı.
Translate from Turkish to English
Tom sadece Mary'yi kızdırmak için gömleğini kasıtlı olarak ters giydi.
Translate from Turkish to English
Onu kasıtlı olarak yaptın, değil mi?
Translate from Turkish to English
Onun kasıtlı olduğunu düşünüyor musun?
Translate from Turkish to English
Kasıtlı olarak yanlış cevap verdin, değil mi?
Translate from Turkish to English
Tom bu hatayı kasıtlı olarak yaptı.
Translate from Turkish to English
O kasıtlı mı?
Translate from Turkish to English
O, kasıtlı değildi.
Translate from Turkish to English
Onu kasıtlı olarak mı yaptın?
Translate from Turkish to English
Pencereyi kasıtlı olarak mı kırdın yoksa kazara mı?
Translate from Turkish to English
Ben sokakta onu geçtiğimde o kasıtlı olarak beni görmezden geldi.
Translate from Turkish to English
Onun kasıtlı olmadığına eminim.
Translate from Turkish to English
Otomobil satıcısı müşterisini kasıtlı olarak yanılttı.
Translate from Turkish to English
O, kasıtlı olarak değildi.
Translate from Turkish to English
Onun kasıtlı olduğunu düşünüyorum.
Translate from Turkish to English
Tom'u yaptığı şeyin kasıtlı olduğunu düşünüyorum.
Translate from Turkish to English
Bunun kasıtlı olmadığından eminim.
Translate from Turkish to English
Tomun onu kasıtlı yapacağını sanmıyorum.
Translate from Turkish to English
Ben asla kasıtlı olarak sarhoş olmayacağım.
Translate from Turkish to English
O doğrudan ve kasıtlı bir yalandır.
Translate from Turkish to English
Onun bunu kasıtlı olarak yaptığını biliyorum.
Translate from Turkish to English
Bu kasıtlı mıydı?
Translate from Turkish to English
Yaptığın şeyin kasıtlı olmadığını biliyorum.
Translate from Turkish to English
Sen onu kasıtlı olarak mı yaptın?
Translate from Turkish to English
Bu kasıtlı bir davranış değildi.
Translate from Turkish to English
Sen kasıtlı olarak yeniliyorsun.
Translate from Turkish to English
Fadıl, Leyla'yı kasıtlı olarak öldürdü.
Translate from Turkish to English
Bu, kasıtlı bir cinayet gibi görünüyordu.
Translate from Turkish to English
Herhangi bir kuralı kasıtlı olarak çiğnemedim.
Herhangi bir kuralı kasıtlı olarak ihlal etmedim.
Tom onu kasıtlı olarak yaptı.
Arap Baharı bir hata değil, kasıtlı bir hataydı.
Onu kasıtlı olarak yaptım.
Sami kasıtlı olarak bu yangına neden oldu.
Sami bu adamı kasıtlı olarak vurdu.
Sami bu adama kasıtlı olarak ateş etti.
Sanırım sen bunu kasıtlı yaptın.
Bunu kasıtlı olarak yaptık.
Tom bunu kasıtlı olarak yaptı.
Kasıtlı değildi.
Tom bunu kasıtlı yaptığını düşünüyor.
Tom, Mary'nin bunu kasıtlı yaptığını düşünmediğini söyledi.
Tom'un bunu kasıtlı yaptığından şüpheleniyorum.
Onu kasıtlı olarak öldürdü.
Soykırım, Birleşmiş Milletler tarafından 1948 yılında kasıtlı suç olarak tanınmıştır.
Bunun kasıtlı olarak yapılmadığına, kesinlikle ama kesinlikle öylesine denk geldiğine inanıyorum.
Bunu kasıtlı olarak yapmadım.
Bunu kasıtlı olarak yaptıysan bozuşuruz.
Bence yaptığı şey kasıtlı değildi.
Kasıtlı yapmadım.
Bunun kasıtlı olmadığını biliyorum.
Bir şey kasıtlı yapılıyorsa hata sayılamaz.
Montumu kasıtlı olarak evde bıraktım.
Yanni bunu kasıtlı olarak yapmadı.