Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "keskin"

Learn how to use keskin in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Bıçak keskin değil.
Translate from Turkish to English

Bir köpek keskin bir koku duyusuna sahiptir
Translate from Turkish to English

Makas keskin değil.
Translate from Turkish to English

Bir köpek keskin bir koku alma duyusuna sahiptir.
Translate from Turkish to English

Şirket kazançları ilk çeyrekte keskin şekilde gelişti.
Translate from Turkish to English

Göğsümde keskin bir ağrı var.
Translate from Turkish to English

Tom keskin bir bıçakla kendini kesti.
Translate from Turkish to English

Tom uzman bir keskin nişancıdır.
Translate from Turkish to English

Midemde keskin bir ağrı hissettim.
Translate from Turkish to English

Benim keskin bir bıçağım var.
Translate from Turkish to English

Kuşlar keskin gözlere sahiptirler.
Translate from Turkish to English

Onun keskin bir dili var.
Translate from Turkish to English

Tom'un keskin bir bıçağa ihtiyacı var.
Translate from Turkish to English

Bu bıçak çok keskin.
Translate from Turkish to English

Benim burada keskin bir ağrım var.
Translate from Turkish to English

Bıçağın çok keskin bir kenarı var.
Translate from Turkish to English

O, sağa doğru keskin bir dönüş yaptı.
Translate from Turkish to English

O, keskin zekalıdır.
Translate from Turkish to English

O, keskin bir acı hissetti.
Translate from Turkish to English

Onun keskin bir işitmesi var.
Translate from Turkish to English

Mayuko'nun keskin gözleri var.
Translate from Turkish to English

Hisse senedi fiyatları keskin bir şekilde düştü.
Translate from Turkish to English

Keskin yokuşu tırmandık.
Translate from Turkish to English

O, sola keskin bir dönüş yaptı.
Translate from Turkish to English

Keskin bir bıçakla kendimi yaraladım.
Translate from Turkish to English

Tom midesinde keskin bir ağrı hissetti.
Translate from Turkish to English

Kamyon sola doğru keskin bir dönüş yaptı.
Translate from Turkish to English

Dün göğsümde keskin bir ağrı vardı.
Translate from Turkish to English

Keskin bir dil, keskin bir bıçaktan daha tehlikelidir.
Translate from Turkish to English

Keskin bir göz olmadan keskin bir bıçak işe yaramaz.
Translate from Turkish to English

Geçen yıl fiyatlarda keskin bir artış vardı.
Translate from Turkish to English

Çatı keskin bir açıyla eğimlidir.
Translate from Turkish to English

Keskin bir dil sürekli kullanımla keskinleşen tek kenarlı bir araçtır.
Translate from Turkish to English

Kamyon sağa keskin bir dönüş yaptı.
Translate from Turkish to English

Hiç kimse faiz oranlarında böylesine keskin bir düşüş beklemiyordu.
Translate from Turkish to English

Onun keskin pençeleri açılıp kapanmaya, açılıp kapanmaya başladı.
Translate from Turkish to English

Bu yol keskin virajlarla doludur.
Translate from Turkish to English

Bu peynirin keskin bir tadı var.
Translate from Turkish to English

Burada keskin bir ağrım var.
Translate from Turkish to English

Adam keskin bir sesle bir şeyi şikâyet ediyordu.
Translate from Turkish to English

Keskin bir yön duyun var.
Translate from Turkish to English

Keskin bir yamaca tırmandık.
Translate from Turkish to English

Aniden midemde keskin bir ağrı hissettim.
Translate from Turkish to English

O bir keskin nişancıdır.
Translate from Turkish to English

Bıçak keskin değildi ve eti onunla kesemedim, bu yüzden son çare olarak çakımı kullandım.
Translate from Turkish to English

Korku keskin kılıçlardan daha zararlıdır.
Translate from Turkish to English

Keskin bir yön duygusuna sahipsin.
Translate from Turkish to English

Gözlerim keskin mi değil mi, bilmiyorum. Bu yüzden bir göz doktoruna gitsem fena olmaz.
Translate from Turkish to English

Gerçekten keskin.
Translate from Turkish to English

Bıçağım keskin.

Tom keskin üfledi.

Timsahların keskin dişleri vardır.

Mutfak bıçağı eti kesmek için yeterince keskin değildi, bu yüzden çakımı kullandım.

Senin bıçağın keskin ama benimkisi kör.

Bir köpeğin keskin bir koku alma duyusu vardır.

Gölgelerin kenarları keskin ya da yumuşak olabilir.

Piranhalar büyük, obur ve keskin dişlidirler.

Bu bıçak çok keskin değil.

Işık sesten daha hızlı ilerler bu sebeple bazı insanlar aptalca ses çıkarmadan önce keskin zekalı görünürler.

Şahinin keskin gözleri vardır.

Göğsünde keskin bir ağrı hissetti.

Muhalefet kazanmış olsaydı mevcut politikalardan keskin bir çıkış gerektirmezdi.

Keskin bir bıçağa ihtiyacım var.

Keskin bir bıçağa ihtiyacın var.

Keskin bir bıçağa ihtiyacı var.

Bıçağımın ağzı çok keskin.

Kuşların keskin bir görme gücü vardır.

Tom, oldukça keskin biri.

Uçak parçalanmadan az önce, keskin bir şekilde sağa döndü.

Uçak gürültüyle yere çakılmadan hemen önce, keskin bir şekilde sağa döndü.

Maalesef, keskin bir tampon bölgeden başka çaremiz yok.

Tom'un sağ elinde keskin bir ağrısı vardı.

Şahin keskin gözlere sahiptir.

Tom göğüsünde keskin bir ağrı hissetti.

Dikkatli ol, bu bıçak çok keskin.

Göğsünde keskin bir acı hissetti.

O keskin bir ağrının farkındaydı.

Hayvanların keskin dişleri vardır.

Çatıda keskin nişancı var.

Keskin bir gözün var, Tom.

Keskin gözlerin var.

Midede keskin bir ağrım var.

Dikkatli ol! Bıçak çok keskin.

Onun keskin bir zihni var.

Onun keskin gözleri hiç hata kaçırmadı.

Bu çiçeğin çok keskin bir kokusu var, duyuyor musun?

Çocukların keskin bir işitme duyusu var.

En güzel çiçeklerin en keskin dikenleri vardır.

O çiçeğin keskin bir kokusu var.

Bir keskin kenevir kokusu havada yayılıyordu.

Keskin olarak soğuktu.

Tom bir keskin nişancı tarafından başından vuruldu.

Ve o kendine bir keskin nişancı diyor!

Peyzaj çakmak taşı kadar soğuk ve keskin.

Doğum oranı neden bu kadar keskin şekilde düştü?

Bir konuğun keskin gözleri var.

Yol bu noktada sağa doğru keskin virajlı.

Benim bıçağın ağzı çok keskin.

Bu bıçak yeterince keskin değil.

Onun keskin bir iş algısı var.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English