Learn how to use lüks in a Turkish sentence. Over 75 hand-picked examples.
Lüks içinde yaşarlardı.
Translate from Turkish to English
Bir kralın kızı olarak düşünülen ve büyük lüks içinde yetiştirilen Eleanor kocasıyla bu tersliği paylaşmaya karar verdi.
Translate from Turkish to English
Sanat bir lüks değil fakat bir gerekliliktir.
Translate from Turkish to English
O lüks içinde yaşardı.
Translate from Turkish to English
Brian'ın kız arkadaşı sık sık onu lüks restoranlara götürmesi için yalvarır.
Translate from Turkish to English
O lüks içinde yaşıyor.
Translate from Turkish to English
O, lüks bir hayat sürdü.
Translate from Turkish to English
Lüks hayat var mıdır?
Translate from Turkish to English
Taksiye binmek benim için bir lüks.
Translate from Turkish to English
O, lüks bir okula gitti.
Translate from Turkish to English
Lüks ürün pazarı hızla büyüyor.
Translate from Turkish to English
Milli piyangoyu kazanırsam, lüks içinde yaşayabilirim.
Translate from Turkish to English
Mary'nin kocası geçmiş yıl dönümü yemekleri için onu lüks bir Fransız restoranına götürdü.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary evlilik yıldönümlerini kutlamak için lüks bir restorana gittiler.
Translate from Turkish to English
Onlar lüks bir restoranda akşam yemeği için dışarı çıktılar.
Translate from Turkish to English
O, Merkez Parka yakın lüks bir dairede yaşıyor.
Translate from Turkish to English
Lüks oda ve standart oda arasındaki fark nedir?
Translate from Turkish to English
Lüks oda servisi ile ne gelir?
Translate from Turkish to English
Can sıkıntısı en lüks şeylerden biridir.
Translate from Turkish to English
O Central Park yakınındaki lüks bir dairede yaşıyor.
Translate from Turkish to English
Costa Concordia lüks yolcu gemisinin batışını duydun mu?
Translate from Turkish to English
Başlangıçta lüks ve sefa içinde yaşıyorlardı.
Translate from Turkish to English
Lüks bir yer!
Translate from Turkish to English
Bu lüks bir gezi.
Translate from Turkish to English
Lüks ve rahatlık mutluluğa eşit değildir.
Translate from Turkish to English
O bana altın bir lüks saat verdi.
Translate from Turkish to English
Evi çok lüks bir şekilde döşediler.
Translate from Turkish to English
Otelin lüks bir havası var.
Translate from Turkish to English
O bana altından yapılmış lüks bir saat erdi.
Translate from Turkish to English
Bu bir lüks.
Translate from Turkish to English
Yükseköğretim lüks değildir.
Translate from Turkish to English
Tom lüks bir evde yaşıyor.
Translate from Turkish to English
Yedinci katta, dört tane lüks restoran bulabilirsiniz.
Translate from Turkish to English
Lüks ürünler gerekli değildir.
Translate from Turkish to English
Tom şirketten milyonlarca dolar ile kaçtı ve Akdeniz'de bir adada lüks bir hayat yaşıyor.
Translate from Turkish to English
Onlar lüks bir otelde kaldılar.
Translate from Turkish to English
Amerika Birleşik Devletleri'nde otomobil bir lüks değil, bir gerekliliktir.
Translate from Turkish to English
Biz lüks olmadan gitmeliyiz.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary, Boston'un en lüks otellerinden birinde bir oda kiraladılar.
Translate from Turkish to English
Bu bir lüks değil.
Translate from Turkish to English
O, lüks bir hayat yaşamaya yetecek kadar para kazanır.
Translate from Turkish to English
O, lüks bir hayat yaşamak için yeterli para kazanır.
Translate from Turkish to English
Seyahat kendime izin veremediğim bir lüks.
Translate from Turkish to English
O zamanlar beyaz ekmek ve et, lüks olarak kabul edilirdi.
Translate from Turkish to English
Aynı şekilde, sıradan insanların böylesine lüks malları satın almaya parasal güçleri yetemez.
Reklamlar bizi lüks satın almaya teşvik ediyor.
O oldukça lüks.
Eğitim bir lüks değil, bu bir yatırım.
Onlar lüks içinde yaşıyorlar.
Fadıl birkaç lüks arabaya sahipti.
Leyla, Sami'yi lüks hayat için bilet olarak gördü.
Orient-Express, dünyanın en ünlü lüks yolcu trenlerinden biridir.
Orient Express, Paris, Fransa ve İstanbul arasında çalışan lüks bir yolcu treniydi.
Lüks hayat sürüyordum.
Arabam lüks değil ama beni A noktasından B noktasına götürüyor.
Benim lüks bir arabam yok.
Hiç lüks bir araba sahibi olmak istedin mi?
Karşılayamayacağımız bir lüks.
Sami lüks bir banliyöye taşındı.
O lüks araba küçük.
Sami biraz lüks için kendine izin verdi.
Sami'nin lüks bir arabası vardı.
Sami her zaman istediği lüks hayatı yaşıyordu.
Sami, Kahire'de lüks bir daireye sahipti.
Yedinci katta dört lüks restoran var.
Tom lüks bir hayat sürdü.
Saati yedi yüz avro olan bu hizmet biraz lüks tabii.
Bunun dışındaki her şey lüks.
Camide içki içilmedi ama lüks arabalarda kokain çekildi.
Araba almak lüks mü yoksa temel ihtiyaç mı?
İstanbul'a vardığımda "Best VIP Transfer" firması beni lüks ve modern araçlarıyla karşılayıp, Taksim'deki otelime bıraktı.
Lüks araçlarda genellikle birden fazla kilometre sayacı bulunur.
Çevrimiçi olmak bir lüks değildir.
Kalman lüks bir otelde çalışıyordu.
Bu benim için uzun zamandır bir ihtiyaç, lüks değil.