Learn how to use mor in a Turkish sentence. Over 41 hand-picked examples.
Benim kazak mor.
Translate from Turkish to English
Mor bir halı bu kırmızı perde ile gitmeyecek.
Translate from Turkish to English
Renk pembeden daha çok mor.
Translate from Turkish to English
Onun çorapları mor.
Translate from Turkish to English
Kolların ve dizin mor olsa onları saklamak mı istersin yoksa göstermek mi?
Translate from Turkish to English
Mavi ve kırmızıyı karıştırırsan mor elde edersin.
Translate from Turkish to English
Orada kaç tane mor çiçek var?
Translate from Turkish to English
Hiç mor kelebek gördün mü?
Translate from Turkish to English
O mor gömleği seviyorum.
Translate from Turkish to English
Bu mor leke nedir?
Translate from Turkish to English
Mor köpek balıkları tehlikeli hayvanlardır.
Translate from Turkish to English
Şimdi eksantrik olun. Mor giymek için yaşlılığı beklemeyin.
Translate from Turkish to English
Kırmızı ile mavinin karışımından mor elde edildiğini biliyor muydun?
Translate from Turkish to English
Kırmızı ile mavinin karışımından mor elde edildiğini biliyor muydunuz?
Translate from Turkish to English
O, mor gözlü kadınlardan hoşlanıyor.
Translate from Turkish to English
Bu mavi değil; mor.
Translate from Turkish to English
Onlar mor mu?
Translate from Turkish to English
Kelebekler mor ötesi ışın kullanarak iletişim kurabilirler.
Translate from Turkish to English
Mor patatesler yemek istiyorum.
Translate from Turkish to English
Bir gece rüyasında, güzel mor bir çiçek bulduğunu ve çiçeğin ortasında da değerli bir mücevher bulunduğunu gördü.
Translate from Turkish to English
Marian siyah deri ceket, mor eşarp ve mor pantolon giyiyor. Kıyafeti onun üzerinde harika görünüyor.
Translate from Turkish to English
Ben de oradaki bir mor çantayı sevdim.
Translate from Turkish to English
Mor uzaylının 4 kolu ve 4 bacağı vardı.
Translate from Turkish to English
Ben gri kazağı mor olanından daha çok seviyorum.
Translate from Turkish to English
Doktor onun mor hap almasını tavsiye etti.
Translate from Turkish to English
Yeşil, mor ile iyi gitmez.
Translate from Turkish to English
O mor bir ceket istiyor.
Translate from Turkish to English
Bahçe mor zambaklarla doluydu.
Translate from Turkish to English
Senin gözlerinin altında mor halkalar var.
Translate from Turkish to English
Güneş kremi mor ötesi ışıkları yansıtan ya da emen kimyasallar içerir.
Translate from Turkish to English
Senin yağmurluğun mor.
Translate from Turkish to English
Mary'nin gözlerinin altında mor halkalar vardı.
Translate from Turkish to English
Mor havuç garip olurdu.
Translate from Turkish to English
Tom'un tuttuğu şişenin mor renkli bir etiketi vardı.
Translate from Turkish to English
Bu mor kazağı satın almak istiyorum.
Translate from Turkish to English
Mor bir kazak satın almak istiyorum.
Translate from Turkish to English
Bu mor kazağı alacağım.
Translate from Turkish to English
O zaman Pilatus İsa'yı tutup kamçılattı. Askerler de dikenlerden bir taç örüp O'nun başına geçirdiler. Sonra O'na mor bir kaftan giydirdiler. Önüne geliyor, “Selam, ey Yahudiler'in Kralı!” diyor, yüzüne tokat atıyorlardı.
Translate from Turkish to English
Tom mor bir kazak giyiyordu.
Translate from Turkish to English
Mor dövmelerle işlendi göğsümüze karlı dağların şanlı bayrağı.
Translate from Turkish to English
Kitap mor.
Translate from Turkish to English