Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "nadiren"

Learn how to use nadiren in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Sağlığı hakkında dikkatli olduğundan dolayı o nadiren hastalanır.
Translate from Turkish to English

Nadiren radyo dinlerim.
Translate from Turkish to English

Talihsizlikler nadiren birer birer gelirler.
Translate from Turkish to English

Nadiren, kırk yılda bir, kendi başına sinemaya gider.
Translate from Turkish to English

Saldırılmadığı sürece bir köpek nadiren ısırır.
Translate from Turkish to English

Emekli olur olmaz insanlar seni nadiren görmeye gelirler.
Translate from Turkish to English

Bu yapılar nadiren, kırk yılda bir, konuşma İngilizcesinde olurlar.
Translate from Turkish to English

Hava raporları nadiren gerçekleşir.
Translate from Turkish to English

Ben onu nadiren görüyorum.
Translate from Turkish to English

O, nadiren, kırk yılda bir, karanlık çöktükten sonra dışarı çıkar.
Translate from Turkish to English

Yakında yaşamasına rağmen , onu nadiren görürüm.
Translate from Turkish to English

Tom nadiren Mary ile konuşur.
Translate from Turkish to English

Tom nadiren Mary'nin şakalarına güldü.
Translate from Turkish to English

Tom nadiren geç kalır.
Translate from Turkish to English

Tom okula nadiren geç kalır.
Translate from Turkish to English

Tom randevulara nadiren geç kalır.
Translate from Turkish to English

Tom nadiren tartışmaları kazanır.
Translate from Turkish to English

Tom pazartesi günü nadiren dışarı çıkar.
Translate from Turkish to English

Tom nadiren kırmızı et yer.
Translate from Turkish to English

Tom nadiren evde yer.
Translate from Turkish to English

Tom nadiren kahve içer.
Translate from Turkish to English

Tom nadiren dergi okur.
Translate from Turkish to English

O nadiren hasta değildir.
Translate from Turkish to English

Tom ve Mary komşulardı, ancak nadiren birbirlerini görüyorlardı.
Translate from Turkish to English

O, tavsiyemi nadiren dikkate alır.
Translate from Turkish to English

Büyükannem hemen hemen her gün bir yürüyüş için dışarı çıkardı fakat şimdi o nadiren, kırk yılda bir, dışarı çıkar.
Translate from Turkish to English

Yarınki hava güneşli ve nadiren yağışlı olmalı.
Translate from Turkish to English

Eğitimin zorunlu karakteri çocukların içinde öğrenme arzusu geliştirmek için çeşitli şekillerde çalışmaya adanmış işlerin çokluğunda nadiren analiz edilir.
Translate from Turkish to English

Biz büyük isimlere nadiren rastlarız.
Translate from Turkish to English

Nadiren, kırk yılda bir, bir kitap okur.
Translate from Turkish to English

Bill nadiren zamanında gelir.
Translate from Turkish to English

Nancy nadiren gülümser.
Translate from Turkish to English

Bob onu kızdırmadan Maria ile nadiren konuşur.
Translate from Turkish to English

Bob anne ve babasına nadiren yazar.
Translate from Turkish to English

O nadiren dışarı gider.
Translate from Turkish to English

Bizim köpek nadiren ısırır.
Translate from Turkish to English

Ben nadiren soğuk algınlığı olurum.
Translate from Turkish to English

Babam nadiren sigara içer.
Translate from Turkish to English

Nadiren bir kütüphaneye giderim.
Translate from Turkish to English

Biz burada nadiren kar görürüz.
Translate from Turkish to English

O nadiren kiliseye gider.
Translate from Turkish to English

Sinemalara nadiren giderim.
Translate from Turkish to English

Öğretmenimiz nadiren güler.
Translate from Turkish to English

O nadiren beni görmeye gelir.
Translate from Turkish to English

O, nadiren kahvaltı yapar.
Translate from Turkish to English

Ben okulda onu nadiren gördüm.
Translate from Turkish to English

O, nadiren iyi bir ruh hali içindedir.
Translate from Turkish to English

Ben nadiren süt ürünleri tüketirim.
Translate from Turkish to English

O nadiren sözünü tutmaz.

O, nadiren sinemalara gider.

Kışın buraya nadiren kar yağar.

O, babasına nadiren yazar.

O, pazar günü nadiren evde kalır.

O, pazar günleri nadiren dışarı çıkar.

O, Pazar günleri nadiren evde kalır.

O, nadiren ebeveynlerine yazar.

O, nadiren oraya giderdi.

Annem gece nadiren televizyon izler.

Ben onu nadiren görürüm.

O, nadiren sinirlenir.

O nadiren, kırk yılda bir, gelir.

O, okula nadiren geç kalır.

Fırsat kapıyı nadiren iki kez çalar.

Tom randevulara nadiren geç gelir.

Nadiren kızgın ya da sinirli olur.

Nadiren eşine hediyeler verir.

Baban nadiren aşırıya kaçar.

Toplantımız nadiren zamanında başlar.

Nadiren okuma için zaman bulabilirim.

Randevularına nadiren geç kalır.

Yabancılarla birlikte nadiren rahattır.

Nadiren, kırk yılda bir, şehrin dışına çıkar.

Nadiren, kırk yılda bir, Fransızca konuşurlar.

Erkek kardeşim nadiren, kırk yılda bir, kiliseye gider.

Pasif insan nadiren, kırk yılda bir, kendini ifade eder.

Karanlıktan sonra nadiren, kırk yılda bir, dışarı çıkar.

O, nadiren, kırk yılda bir, sinemaya gider.

Randevularına nadiren, kırk yılda bir, geç kalır.

O, nadiren, kırk yılda bir sinemaya gider.

Nadiren, kırk yılda bir, berbere gider.

Nadiren, kırk yılda bir, güler.

Nadiren, kırk yılda bir, on birden önce yatmaya gider.

Babam nadiren, kırk yılda bir, Pazar günleri dışarı çıkar.

Nadiren, kırk yılda bir, gece geç saatlere kadar telefonda konuşurum.

Nadiren, kırk yılda bir, sinemaya gider.

Ülkenin bu kısmında nadiren kar yağar.

Onlar nadiren, kırk yılda bir, birbirleriyle tartışırlar.

O nadiren şarkı söyler fakat sanırım bu gece söyleyecek.

İngilizce yazarken, nadiren hata yapar.

O nadiren vazgeçer.

O nadiren geç kalır.

Onlar nadiren oraya gider.

Onunla nadiren konuşurum.

Nadiren bu kadar öfkelenirim.

Tom nadiren soru sorar.

Sinemaya nadiren giderim.

Tom Fransızca yazarken nadiren hatalar yapar.

Nadiren plâja giderim.

Bu alanda nadiren kar yağar.

Nadiren belgesel izlerim.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English