Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "oturan"

Learn how to use oturan in a Turkish sentence. Over 86 hand-picked examples.

Piyanoda oturan kız benim kızımdır.
Translate from Turkish to English

Masanın diğer ucunda oturan adam kim?
Translate from Turkish to English

Bir bankta oturan yaşlı bir adam var.
Translate from Turkish to English

Tom kamp ateşinin etrafında oturan çocuklarla birlikte şarkı söylüyordu.
Translate from Turkish to English

Tom yapayalnız oturan bir kız gördü, bu yüzden onunla konuşmaya gitti.
Translate from Turkish to English

Tom pencerenin yanında oturan birine onu açmasını rica etti.
Translate from Turkish to English

Orada oturan kız Nancy'dir.
Translate from Turkish to English

Bitişikte oturan çift tekrar tartışıyor.
Translate from Turkish to English

Orada oturan adamı tanıyorum.
Translate from Turkish to English

Bankta oturan o değil mi?
Translate from Turkish to English

Köşede oturan adam kimdir?
Translate from Turkish to English

Jack'in yanında oturan güzel kız kim?
Translate from Turkish to English

Yandaki evde oturan kız çok güzeldir.
Translate from Turkish to English

Orada oturan adam ünlü bir şarkıcıdır.
Translate from Turkish to English

Tom okulun önünde park etmiş otobüste oturan Mary'ye bakıyordu.
Translate from Turkish to English

Bankta oturan iki adam Amerikalıydı.
Translate from Turkish to English

Tom trende yanında oturan kişiyle konuştu.
Translate from Turkish to English

Bir parça kağıdın üzerine, yanınızda oturan kişi hakkında hoşlandığınız bir şey yazın lütfen.
Translate from Turkish to English

Tom mikrofona en yakın oturan kişiydi.
Translate from Turkish to English

Bu resimde senin yanında oturan kim?
Translate from Turkish to English

Burada oturan hiç kimse yok.
Translate from Turkish to English

Yatağımın başucunda oturan başörtülü güzel bir kız var.
Translate from Turkish to English

Tom, yanında oturan kişiyi tanımadı.
Translate from Turkish to English

Tom tek oturan kişiydi.
Translate from Turkish to English

Sinemada senin önünde oturan kişi kimdi?
Translate from Turkish to English

O bankta oturan adam Tom'dur.
Translate from Turkish to English

Tezgahta oturan üç tane beyaz adam vardı.
Translate from Turkish to English

Kaç tane oturan kişi var?
Translate from Turkish to English

Şurada oturan kız kim?
Translate from Turkish to English

Barda yanımda oturan şafak sökene kadar beraber içtiğim adamlarla gerçekten iyi anlaştım.
Translate from Turkish to English

Bir barda bir taburede oturan denizci çırağı balık ve cips sepetini beklerken bir bira ısmarladı.
Translate from Turkish to English

Bizim karşımızda oturan kadın şu an onun karısı.
Translate from Turkish to English

Masanın diğer ucunda oturan kişi kim?
Translate from Turkish to English

Orada oturan kadın onun şimdiki karısı.
Translate from Turkish to English

Burada oturan yok.
Translate from Turkish to English

Kapıya en yakın oturan oğlanı tanıyorum.
Translate from Turkish to English

Yanımda oturan adam tarafından cüzdanım soyuldu.
Translate from Turkish to English

Güneşte oturan bir adam vardı.
Translate from Turkish to English

Tom masanın etrafında oturan insanlara daha önce hiç poker oynamadığını söyledi.
Translate from Turkish to English

Öğretmenin önünde oturan kız öğrenci Almanyalıdır.
Translate from Turkish to English

Onun yan tarafta oturan kızı etkilemeye çalıştığını düşünüyorum.
Translate from Turkish to English

Kuyruğunun üzerinde oturan büyük bir köpek, yangını izliyordu.
Translate from Turkish to English

Divan üzerinde oturan kadın benim büyükannem.
Translate from Turkish to English

Londra'da oturan çok Fransız var.
Translate from Turkish to English

Zaten orada oturan 20'den fazla kişi vardı.

Kucağında çocukla oturan şu kadının fotoğrafik hafızası var.

Orada diğer tarafta oturan o adamı tanıyorum.

Senin yanında oturan kim?

Tanrı altın bir tahtta bulutların içinde yalnız oturan sınırlı bir kişi değildir. Tanrı her şeyin içinde yaşayan saf Bilinçtir. Bu gerçeği anlamak için, herkesi eşit kabul etmeyi ve sevmeyi öğrenin.

Sırada oturan oğlan Tom'dur.

Bankta oturan çocuk Tom'dur.

Orada bir bankta kitap okuyarak oturan biri vardı.

Orada oturan kız Mary'dir.

Orada oturan pembe elbiseli kız kim?

Boston'da oturan birkaç arkadaşım var.

Yanımda oturan bir adam tarafından yakından izlendiğimi fark ettim.

Bu kanepe pek rahatmış, oturan kişinin kalkası gelmiyor.

Bitişik masada oturan, Almanca konuşan bir çiftti.

Oturan tek kişi Tom'dur.

Tom, orada pencerenin yanında oturan adam.

Boston'da oturan erkek kardeşim bir marangozdur.

Tom'un yanında oturan adam, onun babası.

Tom'un yanında oturan adam, onun babasıdır.

Duvarda oturan yaşlı adam sıkılmış görünüyordu.

Uçakta yanımda oturan adam bütün yol boyunca uyudu.

Otobüste yanınızda oturan yaşlı kadın çok yorgun görünüyordu.

Bankta senin yanında oturan kız çok ilgi çekiciydi.

Tom oturan tek kişi değil.

Şurada oturan çocuk Tom.

Oturan yalnızca Tom değildi.

Tek oturan Tom değildi.

"Anne bak, şurada oturan Tom." "Şşt! Öyle söyleyemezsin!" "Ama onun adı bu." "Eh, sessiz ol ve beni utandırma Anton!" "Tom, Tom, çilli bom!"

Boston'da oturan dayım geçen hafta bizi ziyarete geldi.

Sami bankta oturan genç bir çocuk gördü.

Kamp ateşinin etrafında oturan çocuklarla şarkı söylüyordu.

Sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı.

Evinde oturan adamın borcu arttı. Ama devletten döviz garantili ihale alanların hepsinin kârları artı. Bu mudur adalet?

Sultanın sofrasına oturan alimin fetvasına itibar edilmez.

Karaya oturan gemiyi kurtarma çalışmaları sürüyor.

Şurada bankta oturan yaşlı adam benim dedem.

İlk oturan Tom'du.

Lisede en arkada oturan haylaz dörtlü şimdi ne yapıyor acaba?

Karl, parktaki bir bankta oturan Walid adında bir adamı gördü.

Alberto, havuzun dibinde oturan karanlık bir şey gördü.

Tom ve Marry, trende yanlarında oturan şahısla konuştular.

Alt katta oturan kişiyi tanıyorum.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English