Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "paylaşmak"

Learn how to use paylaşmak in a Turkish sentence. Over 67 hand-picked examples.

Pastayı eşit olarak paylaşmak zorundasın.
Translate from Turkish to English

Şimdilik, bu odayı arkadaşım ile paylaşmak zorundayım.
Translate from Turkish to English

Tatlımı benimle paylaşmak ister misin?
Translate from Turkish to English

Bir yabancı ile otel odasını paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Üzüntüyü paylaşmak neşeyi paylaşmaktan daha kolaydır.
Translate from Turkish to English

Odamı Tom'la paylaşmak istemiyorum.
Translate from Turkish to English

Benim yöntemim daha yeni bunu seninle paylaşmak istemiyorum.
Translate from Turkish to English

Sırrımı seninle paylaşmak isterim.
Translate from Turkish to English

Tom dizüstü çöktü ve Mary'ye onu sevdiğini ve hayatını onunla paylaşmak istediğini söyledi.
Translate from Turkish to English

Mary oyuncaklarını arkadaşlarıyla paylaşmak istemiyor.
Translate from Turkish to English

Dinsel görüşlerini sizinle paylaşmak isteyen insanlar, sizin dinsel görüşünüzü onlarla paylaşmanızı neredeyse hiç istemezler.
Translate from Turkish to English

Onu paylaşmak istiyor musun?
Translate from Turkish to English

Düşüncelerimi seninle paylaşmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Onunla her şeyimi paylaşmak, benim için en büyük mutluluktu.
Translate from Turkish to English

Çocuklara paylaşmak öğretilmeli.
Translate from Turkish to English

Tom daha gençken bir yatak odasını erkek kardeşi ile paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Paylaşmak ister misin?
Translate from Turkish to English

Onu paylaşmak istedim.
Translate from Turkish to English

Tom bir yabancıyla bir otel odasını paylaşmak zorunda kaldığını söyledi.
Translate from Turkish to English

Seninle paylaşmak istediğim bir şey var.
Translate from Turkish to English

Bunu paylaşmak zorundayız.
Translate from Turkish to English

Paylaşmak istediğin bir şey var mı?
Translate from Turkish to English

Şu an, bu odayı arkadaşımla paylaşmak zorundayım.
Translate from Turkish to English

Paylaşmak istemiyorum.
Translate from Turkish to English

Seninle bir şey paylaşmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Paylaşmak güzeldir.
Translate from Turkish to English

Erkek ya da kız kardeşlerinle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldın mı?
Translate from Turkish to English

Bunu paylaşmak istedim.
Translate from Turkish to English

Ben bilgi paylaşmak için birini arıyorum.
Translate from Turkish to English

Onu seninle paylaşmak istedim.
Translate from Turkish to English

Tom bir odayı erkek kardeşiyle paylaşmak zorunda.
Translate from Turkish to English

Bunu seninle paylaşmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Yolculuğum hakkında bir şey paylaşmak için doğal olarak şimdi herkesin beni beklediğini biliyorum.
Translate from Turkish to English

O erkek kardeşiyle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

O, kız kardeşiyle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Gruplar ya küçük bir toplulukla ya da tüm dünya ile bir ilgi paylaşmak için iyi bir yoldur.
Translate from Turkish to English

Bir gün bunu torunlarımla paylaşmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

O, odasını erkek kardeşiyle paylaşmak zorundaydı.
Translate from Turkish to English

Odasını erkek kardeşiyle paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Odasını kız kardeşi ile birlikte paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Senin duygularını paylaşmak istiyoruz.
Translate from Turkish to English

Ben bir yabancıyla otel odasını paylaşmak istemiyorum.
Translate from Turkish to English

Arkadaşlarınız ve ailenizle bu dilekçeyi paylaşmak için lütfen aşağıdaki mesajı gönderin.

Sırlarını paylaşmak kolay değil.

Bu bilgiyi paylaşmak için herhangi bir zorunluluk altında değilsin.

Bir banyoyu paylaşmak o kadar da kötü değildir.

Paylaşmak mutlu eder insanı.

Tom'un kaz ciğeri seninle paylaşmak için sabırsızlanıyorum!

Benimle paylaşmak ister misin?

Paylaşmak için bir yemek getir.

Tom, küçük erkek kardeşiyle bir yatak odası paylaşmak zorunda kaldı.

Fadıl, Leyla'nın tutkularını paylaşmak için çaba harcıyordu.

Fadıl, sorunlarınızı paylaşmak için gideceğiniz kişidir.

Tom sırrını paylaşmak istemedi.

Tom öğle yemeğini Mary ile paylaşmak istemedi.

Bir odayı paylaşmak zorunda mıydın?

Erkek kardeşinle bir odayı paylaşmak zorunda mıydın?

Sami, mirasını Leyla ile paylaşmak istemedi.

Dondurmamı seninle paylaşmak istemiyorum.

Sami her zaman evini Leyla'yla paylaşmak istiyordu.

Sami bunu Leyla ile paylaşmak istedi.

Bu sandviçi seninle paylaşmak istiyorum.

Bu sandviçi sizinle paylaşmak istiyorum.

Grupla paylaşmak istediğin başka bir şey var mı?

Grupla paylaşmak istediğiniz başka bir şey var mı?

Üç çocukları olan Temel'le Fadime boşanmaya karar vermiş. Ama üç tek sayı olduğu için çocukların velayetini yarı yarıya paylaşmak mümkün olmadığından bir türlü anlaşamıyorlarmış. Temel "Bir tane daha yapalım, dört olunca iki iki bölüşürüz" demiş ve Fadime de kabul edince işe koyulmuşlar. Dokuz ay sonra Fadime ikiz doğurmuş.

Kitaplarımı çok seviyorum, onları kimseyle paylaşmak istemiyorum.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English