Learn how to use portakal in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Dünya portakal şeklindedir.
Translate from Turkish to English
Kadın bir portakal yiyor.
Translate from Turkish to English
O portakal sevmez.
Translate from Turkish to English
Anne iki şişe portakal suyu aldı.
Translate from Turkish to English
Masanın üstünde hiç portakal yok.
Translate from Turkish to English
Masanın üstünde bir portakal var.
Translate from Turkish to English
Onlar ona votka katılmış bir bardak portakal suyu verdiler.
Translate from Turkish to English
"Evet, portakal suyu lütfen," diyor Mark.
Translate from Turkish to English
Midori en çok portakal yedi.
Translate from Turkish to English
Masanın üzerinde bir portakal var
Translate from Turkish to English
O bir şişeden portakal suyu içti.
Translate from Turkish to English
Ben portakal suyu istiyorum
Translate from Turkish to English
O bir tür portakal.
Translate from Turkish to English
Ben bir portakal suyu istiyorum.
Translate from Turkish to English
Bir kız bir parça kek karşılığında bana bir portakal verdi.
Translate from Turkish to English
Sizin için bir portakal soyacağım.
Translate from Turkish to English
Portakal suyu lütfen.
Translate from Turkish to English
O da bir portakal değildir.
Translate from Turkish to English
Ağaçta birkaç portakal var.
Translate from Turkish to English
İki bardak portakal suyu, lütfen.
Translate from Turkish to English
Japonya Kaliforniya'dan portakal ithal eder.
Translate from Turkish to English
Bir miktar portakal almak için mağazaya gitti.
Translate from Turkish to English
Portakal ve elma gibi meyveleri severim.
Translate from Turkish to English
Masada bir portakal bile yok.
Translate from Turkish to English
Sonbaharda, günler daha kısaldığında ve geceler daha soğuduğunda, o, ilk ayazın yaprakları parlak sarı ve portakal ve kırmızıya dönüştürmesini izledi.
Translate from Turkish to English
Elma, portakal, yumurta gibi şeyler satıyorlar.
Translate from Turkish to English
Elma, portakal falan getirdi.
Translate from Turkish to English
Misafirlere elma, portakal falan ikram edin.
Translate from Turkish to English
Pazardan elma, portakal falan alacağım.
Translate from Turkish to English
Annem iki şişe portakal suyu aldı.
Translate from Turkish to English
Bana bir portakal ver.
Translate from Turkish to English
Portakal sever misiniz?
Translate from Turkish to English
Onlar portakal sever mi?
Translate from Turkish to English
O, portakal sever mi?
Translate from Turkish to English
Portakal suyu satarız.
Translate from Turkish to English
Evet, portakal suyu lütfen.
Translate from Turkish to English
Bir portakal suyu istiyorum.
Translate from Turkish to English
İnsanlar fazla ve daha fazla portakal suyu içmek için geldiler.
Translate from Turkish to English
Buzdolabında portakal suyu var.
Translate from Turkish to English
Portakal suyu içiyorum.
Translate from Turkish to English
Tom kendine bir bardak portakal suyu koyuyor.
Translate from Turkish to English
Tom sürahiden bir bardak portakal suyu koydu.
Translate from Turkish to English
Tom'un özel portakal suyu sayesinde harika hissediyorum.
Translate from Turkish to English
Biraz kahvaltılık gevrek ve portakal suyu alacağım.
Translate from Turkish to English
En çok hangisini seversin? Elma mı, portakal mı?
Translate from Turkish to English
Portakal suyu ne kadar eder?
Translate from Turkish to English
Tom bir bardak portakal suyu içti.
Translate from Turkish to English
Senin için bir portakal soyuyorum.
Translate from Turkish to English
Tom portakal rengi bir cezaevi tulumu giyiyor.
Translate from Turkish to English
Tom, buzdolabından portakal suyunu aldı.
Translate from Turkish to English
Şu ana kadar ilk kez bir portakal sıktım.
Köpeğim gerçekten portakal sever.
O portakal sever mi?
Limonlar limon ağaçlarında ve portakallar portakal ağaçlarında büyürler.
Tom boş bardağını uzattı, Mary de onu portakal suyuyla doldurdu.
Emily bir portakal yedi.
Tom iki bardak portakal suyu doldurdu ve birini Mary'ye verdi.
Bir portakal soymak bazen zor olabilir, senin yüzüne fışkırıp fışkırmayacağını asla bilemezsin.
Biraz portakal suyu ister misiniz?
Hiç portakal sıktın mı?
Biraz daha portakal suyu ister misiniz?
Kahvaltınla bir bardak portakal suyu ister misin?
Tom bu portakal suyunu kendisi sıktı.
Gerçekten portakal suyu katmak istedin mi?
Portakal suyu istemiyor musunuz?
Tom portakal suyunu içti.
Masanın üzerinde bir portakal var.
Mary büyük bir bardak portakal suyunu yutuverdi.
Mary büyük bir bardak portakal suyunu tek nefeste içti.
Portakal gibi kokuyor.
Jailson lezzetli bir portakal suyu içti.
Tom bir hindili sandviç yedi ve bir bardak portakal suyu içti.
Yeterli portakal yok.
Bu portakal çok ekşi.
Bir portakal ve bir elmam var.
Gittikçe daha fazla insan portakal suyu içiyor.
Tom her gün %100 saf portakal suyu içer.
Bir bardak şarap, bir bira, bir portakal suyu ve bir sütlü kahve.
Elma, portakal ya da üzümden hangisini en çok beğeniyorsun?
İspanya bolca portakal üretir.
Ona turuncu portakal verdik.
Pek çok meyve ihraç ederler, mesela portakal, greyfurt ve limon.
Biraz portakal suyu istiyorum.
Bana bir düzine portakal ver.
Bu portakal lezzetli.
Tom'un portakal suyu içmesine izin verme.
Tom biraz portakal suyu içti.
Portakal ne kadar?
Bir portakal ağacımız var.
Ben bir portakal ağacı dikiyorum.
Tom kaç tane portakal yedi?
Merhaba, ben biraz taze portakal suyu istiyorum.
Ben bir portakal sıkıyorum.
Kız portakal suyu içiyor.
Tom portakal suyunu buzdolabından çıkardı.
Bir portakal ağacı portakal sağlar.
Tom buzdolabına gitti ve bir portakal suyu sürahisi çıkardı.
Kaç tane portakal satın aldın?
Toprak mavidir. Bir portakal gibi.
Dünya, portakal gibi mavidir.